1.Dünya Savaşı

İsimli konu WH 'Kültür' kategorisinde, eXeCutiVe üyesi tarafından 13 Nisan 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: 1.Dünya Savaşı. 1. DÜNYA SAVAŞI 1.Dünya Savaşı’ nın Sebepleri: 1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün... 1.Dünya Savaşı[İngiLizce] 1. Dünya Savaşı ve Osmanlı ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    1. DÜNYA SAVAŞI




    1.Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.


    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:
    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.


    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.



    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.



    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.


    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:
    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:


    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.



    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.


    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.


    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.


    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.


    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.


    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.



    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI


    Devletler Nüfusu Silâh altına alınan Ölü Yaralı Esir Toplam
    Rusya 181.000.000 12.000.000 1.700.000 5.000.000 2.500.000 9.150.000
    Almanya 79.000.000 11.000.000 1.808.000 4.000.000 615.000 7.142.000
    Fransa 84.000.000 8.410.000 1.355.000 3.000.000 550.000 6.160.000
    İngiltere 461.000.000 8.904.000 910.000 740.000 200.000 3.190.000
    İtalya 38.000.000 5.615.000 615.000 947.000 500.000 2.197.000
    U.S.A 111.000.000 4.355.000 115.000 191.000 10.000 365.800
    Japonya 78.000.000 800.000 300 1.000 --- 10.300
    Av. Macart. 55.000.000 7.800.000 1.000.000 2.200.000 1.800.000 480.000
    Romanya 8.000.000 250.000 185.000 150.000 200.000 535.706
    Sırbistan 5.000.000 707.343 120.000 16.000 200.000 480.000
    Türkiye 29.000.000 2.850.000 400.000 600.000 300.000 1.300.000
    Yunanistan 5.000.000 230.000 14.000 10.000 13.000 27.000
    Portekiz 15.000.000 100.000 10.000 10.000 7.000 33.000
    Karadağ 435.000 50.000 3.000 10.000 3.000 2.000
    Belçika 16.000.000 487.000 7.000 160.000 70.000 300.000
    Bulgaristan 5.000.000 600.000 90.000 300.000 150.000 440.000


    Sponsorlu Bağlantılar
    13 Nisan 2007
    #1
  2. ellerinize sağlık başarılarınızın devamının dilerim
    13 Aralık 2008
    #2
  3. süper güzel bişey buu
    15 Aralık 2008
    #3
  4. güzel saollllllllllllllllllllllllll
    15 Aralık 2008
    #4
  5. allah razı olsun çok işime yaradı
    15 Aralık 2008
    #5
  6. süper süper süper edsd
    15 Aralık 2008
    #6
  7. saollllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll:hehehe:
    15 Aralık 2008
    #7
  8. :deli: saollllll sadıçççççç
    15 Aralık 2008
    #8
  9. okok süper saol knk dsd
    15 Aralık 2008
    #9
  10. Devletler Nüfusu Silâh altına alınan Ölü Yaralı Esir Toplam
    Rusya 181.000.000 12.000.000 1.700.000 5.000.000 2.500.000 9.150.000
    Almanya 79.000.000 11.000.000 1.808.000 4.000.000 615.000 7.142.000
    Fransa 84.000.000 8.410.000 1.355.000 3.000.000 550.000 6.160.000
    İngiltere 461.000.000 8.904.000 910.000 740.000 200.000 3.190.000
    İtalya 38.000.000 5.615.000 615.000 947.000 500.000 2.197.000
    U.S.A 111.000.000 4.355.000 115.000 191.000 10.000 365.800
    Japonya 78.000.000 800.000 300 1.000 --- 10.300
    Av. Macart. 55.000.000 7.800.000 1.000.000 2.200.000 1.800.000 480.000
    Romanya 8.000.000 250.000 185.000 150.000 200.000 535.706
    Sırbistan 5.000.000 707.343 120.000 16.000 200.000 480.000
    Türkiye 29.000.000 2.850.000 400.000 600.000 300.000 1.300.000
    Yunanistan 5.000.000 230.000 14.000 10.000 13.000 27.000
    Portekiz 15.000.000 100.000 10.000 10.000 7.000 33.000
    Karadağ 435.000 50.000 3.000 10.000 3.000 2.000
    Belçika 16.000.000 487.000 7.000 160.000 70.000 300.000
    Bulgaristan 5.000.000 600.000 90.000 300.000 150.000 440.000


    burası süperrrrrrrrrrrr:kork:
    15 Aralık 2008
    #10
  11. .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.


    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.


    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.



    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.



    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.


    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:


    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.



    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.


    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.


    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.


    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.


    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.


    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.



    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    .Dünya Savaşı’ nın Sebepleri:

    1 Ağustos 1914’ te başlayıp 11 Kasım 1918’ de sona eren 26 devletin katıldığı 4 yıl 3 ay 10 gün devam eden Birinci Dünya Savaşı 5 kıtada etkisini göstermişti.
    Almanya’ nın sömürgelerni elde etmek için Asya ve Afrika’ da sınırlı ölçüde yapılmış ve bu yüzden Dünya Savaşı adını almıştı.

    Savaştan Önce Avrupa’ nın Siyasi durumuna bakış:

    Savaş öncesi yıllarında Avrupa’ da ırk, millet, din ayrılıklarına rağmen uluslar arasında fikir alanında genel bir anlaşma isteği sezilmekle beraber ulusal çıkarlarını sağlamak amacıyla Avrupa iki büyük gruba ayrılmak amacındayıdı.
    Bunlardan birinci gruba, Almanya, Avusturya ve Macaristan İmaratorluukları, diğer tarafra ise İngiltere, Fransa Rusya bulunuyordu. Bu her iki gruptan birisinde bağlılık yapacak durumda bulunan küçük devletler varlıklarını koruyabilmek için siyasi olaylari endişeyle takip ediyor, koruycuları olabilecek büyük devletler etrafında toplanmayı düşünüyorlardı.

    ALMANYA:
    1866’da Avusturya, 1870-1871 Fransa ile yapılan savaşlar sonunda Alman birliği sağlandıktan sonra imparatorluk kurulmuş ve Franfort Anlaşması ile Alsas ve Loren Almanya’ya bağlanmıştı. Bu birleşmeden sonra Almanya endüstri ve ekonomi alanlarında gösterdiği başarılar sayesinde,gerek kalite ve gerekse çokluk ve uczluk bakımından dünya piyasalarına sürdüğü mallarla üstünlük sağlamaya başlamıştı bu üstünlüğü devam ettirmek yolundaki çalışmaları Hindistan’a giden karayolunu emniyette tutmak isteyen ve kendi ekonuomik üstünlüğüne hasım olmak durumunda Almanya’yı gören İngiltere’yi endişe içinde idi. Sömürgeler İngiltere İmparatorluğu’nun hayat damarları durumunda idi.
    Kezâ Rusya’da Pansilevizm perdesi altında kendisini Balkanlar’ın koruyucusu saydığıjndan Almanya’non Orta Şark’a ve Güney Avrupa’ya bu ekonomik yayılmasını hoş karşılamıyordu.
    Bu görüşlere rağmen,Almanya’nın dünya üstünlüğü yolunda moral,teknik,siyasi ve askeri alanlarında büyük başarılar sağlamaya yön tuttuğu da bir gerçektir.Alman milleti, milli marşlarında da aynı ana fikrin etkisi görülüyordu.





    Almanya’ nın siyasi alanlardaki çalışmaları, şöyle özetlenebilir:

    1- Muhtemel bir savaşta Alman ordularının Belçika üzerinden geçerek, Fransa’ ya tarruz edebileceğinden bahsedildiği zaman Belçika Kralı birçok müsbet vaatlere rağmen hükümranlık vsıflaı ile bağdaşmayacak bu konuyı derhal reddetmişti.
    2- Romanya Kralı 1914 yılında Rus Çarı ile yaptığı görüşmelerde, Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu şayet Sırbistan’ a tarruz ederse Çar’ ın Sırbistan’ a yardım edeceği vaadinde bulunmuştu.
    3- Rusya’ ya karşı Avusturya’yı korurken 1905 Rus – Japon hartbinden mağlup çıkan Rusya’nın Fransa ile işbirliği yapabileceğini hesaba katıyor, Rusların Balkanlar üzerindeki hakimiyetini kuvvetlendirerel İstanbul ve Ortadoğu emellerinin tekrarlanması isteğine set çekmeyi düşünüyordu. Buna rağmen 1914’ te Rus Çarına gönderdiği özel bir memurla İngiltere’ ye karşı ittifak teklifinde bulunmuş, fakat Çar tarafından reddetilmişti.

    Avusturya ve Macaristan İmparatorluğu:
    Bu devlet, milletler devleti halinde, yabancı bir egemenlik yöetiminde azınlıklar nüfusunun büyük bir kısmını teşkil ediyordu. Millî birlik yoktu. Her biri ayrı ayrı bir varlık güdüyordu. Yalnız ordu, donanma, dış politika alanlarında ortaklaşa bit yönetim vardı. Parlamentoda usul ve sosyal konularda gruplar teşekkül ediyor, şiddetli çalışmalar ve tartışmalar oluyordu. Bu yüzden de istikrarlı bir çoğunluk sağlanamıyordu. Bütçe çalışmalaı, yasama işleri muhalefet partiler tarafından köstekleniyordu:

    Avusturya Nüfusu: Macalar:
    10 Milyon Alman 10 Milyon Macar
    4,9 Milyon Polonyalı 3 Milyon Sılovak
    3,2 Milyon Rotenyalı 3 Milyon Rumen
    3 Milyon Çek 1 Milyon Sırp
    1,2 Milyon Sılöven 2 Milyon Hırvat
    0,7 Milyon Hırvat
    Özel olarak 8 millet, 17 memleket, 20 parlamento, 7 parti vardı.
    Valkan Harbinde Osmanlı İmparatorluğu’ nun arazisi, Balkan üzerindeki etkileri tarafından paylaşıldıktan sonra, Rusların Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümsei daha ziyade artmıştı. Daha çok Küçük Sırbistan İmparatorluğu’ nun büyümesi bir anlaşmazlık konusu olarak ortaya çıkmışi Balkanlarda Panislavizmin yayılması Avusturta ve Macaristan için tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Bu bakımdan ilk fırsatta Sırbistan Krallığının ya büsbütün ortadan kaldırılması, ya da Avusturta’ya bağlanması azu ediliyordu. Selanik’ e indirilerekAkdeniz’ e Avusturya için bir çıkış yeri sağlanması da amaç halinde idi.
    İtalyanların Tirollar konusunda istekleri de Avusturya’yı endişelendiren nedenlerden birisi idi.
    Bu isteklerin sağlanması ancak kuvvetli bir Alman İmparatorluğu’ nun yardımına bağlı olduğundan Alman İmparatorluğu’ nun kader bağlılığı, Avusturya ve Macar İmparatorluğu’ nun sisyasetinde ana fikir oluyordu.

    Karşı Taraf:
    FRANSA:

    Avrupa’daki siyasi durum 1870 – 1871 savaşından sonra Alman – Fransız anlaşmazlığının etkisi altında idi. Fransa kaybettiği Alsas ve Lörenin acısını bir türlü unutamıyor, bu bölgeyi tekrar ele geçirebilmek için her türlü teşebbüse baş vuraktan geri kalmıyordu.
    Bir taraftan hudut komşusu Almanya’nın kendisi ile rekabet edecek duruma gelen endüstri alanındaki başarılarını, diğer taraftan dünyanın en kuvvetşi kara ordusu ile boy ölçüşme yolunu tutan deniz kuvvetlerinin gün geçtikçe yeni kuvvete sahip oluşunu, gelecekte Fransa için büyük bir tehlike olarak değerlendiriyordu.
    Fransa’nın bütün çabaları, çıkacak bir dünya savaşında parçalanacak olan Alman İmparatorluğu’ nun durumundan faydalanarak, Alsas ve Lören’ i geri almak ve büyük sömürge İmparatorluğunu devam ettirerek ekonomik durumunu geliştirmeyi amaçlıyordu.

    İNGİLTERE:
    İmparatorluğun hayat damarları sömürgeleri olduğundan, sömürgelerle bağlantıyı sağlamak ve onları emniyet altında tutabilmek için çok kuvvetli bir donanmanın lüzumuna ihtiyaç vardı. Halbuki gün geçtikçe Alman donanması kendisine rakip duruma gelmeye başlaması İngiltere’ yi haklı olarak kuşkulandırıyordu.
    Petrol bölgesi olan Musul ve Filistin gibi Akdeniz’ le Hindistan arasında bulunan Müslüman Osmanlı devletlerinin arazisini ele geçirerek, Türk kuvettleri ile Arabistan’ ın ilgisini kesmeye çalışıyordu.

    RUSYA:
    Rusya 1905 Rus – Japon harbinden mağlup çıktıktan sonra, şark siyasetinden uzaklaştırarak Balkanlar ve Boğazlar üzerindeki isteklerinden bahsetmeğe başlamıştır.
    Hakikkatte Balkan Harbi, Birini Dünya Savaşı’ nın bir öncüsünden başka bir şey değildi. Rus Çarlığı’ nın asırlık hayalî emellerinde bir değişiklik olmuştu.
    Boğazlara hakim olarak Akdeniz’ e açılmak istiyorlardı.
    Rusya’da henüz modern bir kapitalizm kurulmamaış olduğundan Almanya, İngiltere, Fransa gibi medenî Avrupa devletlerinin ekonomik alanlarda elde ettikleri menfaatleri, Rusaya askerî tazyik ve tehditlerle sağlamayı düşünüyordu.
    Almanya’ nın mağlubiyeti sayesinde, Avusturya, Macar İmparatorluğu parçalanarak bu imparatorlukta bulunan İslavlar çarlık taçi altında toplanacak ve aynı zamanda İslavlarla meskün olan Galiçya’ yı da ele geçirmek istiyordu.


    SIRBİSTAN:
    Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna ve Herseğin Avusturyalılar tarafından alındığı 1908 yılından beri Sırbistan’ın Avusturya’ya karşı millî bir kin ve garazı vardı.
    Bu bölgeyi geri almak içindevletin desteklediği birçok gizli cemiyetler kurulmuş ve çalışmalara devam ediyordu.
    Sırplarla Hırvatlar arasında din ayrılığı da ayrıca bir anlaşmazlık konusu olmaktan geri kalmıyordu. Bu yüzden balkanlarda ve Orta Avrupa’da ihtilâl amaçları ile devamlı karışıklıklar sürüp gidiyordu.
    Sırplar, Habsburg Hanedanının ortadan kalmkası ila Avusturya Macar İmparatorluğu’nun dağılacağı ve ancak bu sayede tahayyül ettikleri büyük Sırbistan’ ın kurulabileceğini umuyordardı. Bu da ancak, kaderlerini Rusya gibi büyük bir davetle bağlanmak suretiyle mümkün olabileceğine inanmış bulunuyorlardı.


    İTALYA:
    Tunus’ un Fransızlar tarafından himayealtına alınması üzerine Fransa’ ya karşı gizli bir kin beslemeye başlamış ve bu nedenle Almanya ve Avusturya İmparatorlukları ile bir ittifak yapmıştı. Bu suretle Avrupa’ da durumunu kuvvetlendirmiş olmasına rağmen gende oynak bir siyaset gütmeğe devam ediyordu.
    1896’ da Habeşisyan’ a yaptığı harekâtın başarısızlıkla neticelenmesine karşılık, Balkan Harbine tekaddüm eden günlerde, Osmanlı İmparatorluğu’ nun zaafından faydalanarak ucuz bir zaferle Trablus ve Bingazi’ yi ele geçirmişti.
    Almanya ile Avusturya, Macaristan, Birinci Dünya Savaşı başlayacağı sıralarda ittifak hükümetlerine görei, savunma mahiyetinde olduğunu ileri sürerek tarafsız kalmışlardı.

    ROMANYA:
    Evellce sıkı bir ittifakla değilse de, savunma ve dostluk bağı ile bağlı bulunduğu Avusturya, Macaristan’ a karşı tarafsız kalmayı arzu ediyorsa da Büyük Romen nüfusunun yaşadığı Transilvanya’ da gözü vardı. Rusya’ dan da Beserabya’ yı almayı tercih ediyordu.

    BULGARİSTAN:
    Balkan Harbinde başlantgıçta müttefik olduğu devletlerin harbin ikinci devresinde saldıılarına uğrayarak elinden geri alınan Dobruca ile Makidonya bölgelerini almak ve Adalar Denizinde bir çıkış yerine sahip olabilmek amacıyla, diğer Balkan devletlerinin ajsine kaderini Rusya’ ya değil Almanya’ ya bağlanmıştı. Hattâ Almanlarla yaptığı gşzki bir anlaşma yolu ile harp sonunda Türk topraklarından dahi bir kısmı kendisine vaad edilmişti.
    Bu yüzden 27 Temmuz 1915’ te Almanya safhında harba girmiş bulunacaktı.


    YUNANİSTAN:
    Balkan Harbinden sonra müttefikler arasında ganimet paylaşmasından çıkan savaşta Sırplarla işbirliği yaparak Şarki Trakya ve Makidonya’ nın en zengin kısmları ile Epir’ i almıştı. Bununla da yetinmeyerek İde Magalo halâlinin tesiri altında İstanbul ve Batı Anadolu’ ya sahip olmayı tasarlıyordu. Akdeniz’ deki tekmil adaları ele geçirmek ve Bal kan Harbinde elde ettiği toprakları muhafaza etmek için gerekirse Türk¬lerle bir harbi göze almayı düşünüyordu. Sırplarla aralarında karşılıklı yardım antlaşması olmasina mukabil, Yunan Kralının akrabalığı dolayı¬sıyla Almanya İmparatorluğu'na kaşı sempatisi vardı. Bu yüzden itilâf devletlerini tutan Venizelos ile aralannda anlaşmazlık mevcut idi.





    Diğer Avrupa Devletleri:

    Kendi jeopolitik durumları icabi büyük devletler arasında çikacak bir savaşta toprak bütünlüklerini koruyabilmek için savaşa lakayt kala¬mayacaklarından kaderini bağlayacakları grubu seçmek durumunda idiler.



    İSPANYA:

    Fransa ile dost geçinen İspanya, Fransa’ dan bir tehlike beklemiyor, çıkıcak bir savaşta muhafaza edeceğini umuyordu.
    PORTEKİZ:
    İngiltere ile dostluk bağları mevcut olduğundan harp ilânından önce İngiltere ile tam işbirliiğinde bulunduğunu açıkladı.
    JAPONYA:
    1902’ de İngilizlerle aypılmış bir anlaşma mevcut idi. 1904 – 1905, Rus – Japon savaşında muzaffer çıkmış olan Japonta, çıkacak yeni bir savaşta Almanya’ nun Uzak Doğu’ da edindiği sömürgeleri ve Pasifik’ teki adaları elde etmek için Almanya aleyhinde savaşa katılması bekleniyordu.
    Birinci Dünya Savaşı’ nın yılları sırasında Avrupa’ nın siyasî durumu aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

    A – Dünya büyük devletlerin endüstrileşme gayretleri ve bunun sonucu olarak ham madde sağlamak amaciyle ticaet yollarını emniyet altında tutmak ve üretilmiş mallarına yeni pazarlar kurmak gayreti,
    B – Sömürgecilik anlayışına ve çsabalara devam,
    C – Panislamizim, pencermanizmi emperyalizm, kapitalizm, militarizm kelimeleriyle açıklanan gizli amaçların sağlanabilmesi için her devletin çeşitli amaçlara geyret gösterdiği göze çarpmakta idi.

    OSMANLI İMPARATORLUĞU

    Perde arkasında Rusya’ nın maddî ve manevî yardımıyla Bulgar, Sırp, Yunan, Karadağ Ordularının birlikte yaptıkları hareket karşısında, İtalyan harbinden sarsılmış olarak çımış ve Avrupa prestijini kaybetmişti.
    Komşu ve Avrupa devlletlerinin Türkiye hakkındaki düşünceleri ve amaçlaı şöyle özeltenebilir:

    RUSYA:
    Kendisini yıllardan beri İstanbul’ un varisi saydığından, ordunun kuvvetlendirilmesini ve islâhı için yapılan çalışmaları iyi karşılamıyordu. Diğer taraftan İngilizlerle beraber Ermeni meselesini körğkleyerek şark vilâyetleride yapılan ıslâhat bahanesiyle tazyikye bulunuyordu.
    FRANSA: Muhtemel bir savaşta düşman saflarında yer alacak Osmanlı İmparatorluğu’ nun arap yarım adasindaki topraklarından Suriye üzerinde gizli emelleri vardı.





    Osmanlı İmparatorluğu’ nun Durumu:

    1 – Ordunun eğitimi için Almanya’ dan Genereal Leman Von Sanders kumandasında 42 subaylık bir heyet getirerek ordunun teşkilât eğitim konuları üzerinde çalımaya başlamıştı.
    2 – İngiletere’ den Limpos adına bir İngiliz amirali emrinde bir değniz heyeti getirilerek donanmanın ıslâhına başlamıştı.
    3 – Donanmanın kuvvetlendirilmesi için İngiliz tersanelerinde sipariş edilmiş bulunun 2 harp gemisinin inşaatının bir an evvel tamamlanası İngiltere’ den istanmişti.
    Avrupa’ da siyas’i gruplar kurulmaya başlandığı ve bir harp tehlikesi belirtileri hissedildiği sırada Osmanlı Ordusunun ve ülkenin kalkınması hiçbir gruba dahil olmakmaktan ileri geldiği düşüncesininin de tesiri altında, evvelâ Balkan devletleriyle bilhassa Bulgaristan,
    Yunanistan ve romanya ile anlaşma yolları aranmış ve müsbet bir sonuç alınamamıştı.
    Fransa Hükümeti protokole dahi kıymet vermeyerek Fransız harbiyesinden bir şube müdür muavini vasıtasiyle Cemal Paşa’ ya “Biz Rusya ile görüşerek İstanbul’ daki Fransız elçisi kanal ile size cevap veririz” şeklinde baştan savma bir mütalaa bildirmiş ve bu cevap da hiçbir zaman gelmemiştir.
    İngiltere’ ye sipariş ediken 2 harp gemisinin inşaatı da bir türlü sona emiyordu. Cemal Paşa, Rauf Beyle tekrar İngiltere’ ye gönderildi. Bu gemilerin kasten verilmediği Rauf Bey tarafından hissedilmiş ve hükümete bildirilmişti.
    ALMANYA: Bosna’ nın Avusturyalılar tarafından işgalini sessizlikle karşıladığı gibi kapitülasyonların kaldırılması hususunda da manevî yardım isteğimize kulak asmamıştı. üBundan başka ilk zamanlarda memleketin kalkınması için kendilerinden istenen kredi yardımı yapılmamış ve Fransızlarla hoş geçinin, onlardan yardım alın şeklinde cevap verilmişti. Kuvvetli bir donanma ve orduya sahip olan Avrupa ve dünya hâkimiyeti peşinde koşan mağrur Alman devlet büyüklerinin Birinci Dünya Savaşı’ na tekaddüm eden günlerde Türkiye’ nin ittifaka girmesi konusundaki soruya verdiği cevapta yakın bir gelecekte Almanya ve üçlü ittifaka hiçbir faydası yoktur, demişti.

    Almanya, Türkiye ile yapacağı bu ittifakla şu menfaaatleri plânlıyordu:
    1 – Türkiye’ nin, Almanta aleyhine mukabil tarafına katılmasına engel olmak,
    2 – Kendi saflarında savaşa girmesi hâlinde büyük Rus kuvvetlerini üzerine çekerek Almanya’ nun yükünü zaltmak,
    3 – Gerekirse Türk kuvvetlerinden, Avrupa harp cephelerinden faydalanmaktı.


    Osmanlı İmparatorluğu:
    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu, birbirini kovalayan İtalyan ve Balkan savaşları dolayısıyla çok yıpranış ve sarsılmış durumdaydı. Aranan bu mağlübiyet sepebleri kısaca şöyle özetlenebilir:
    1 – İç politik çekişmeleri dolayısıyla devlet idaresindeki kargaşalık ve zafiyet,
    2 – Türkten başka imparatorluk içinde bulunan insanların vatana bağlılıklaının zayıflığı dır.
    İtalyan ve Yunanlıların Anadolu kıyılarına yakın adalara yerleşerek, Anadolu’ yu tehdide başlamışlardı.
    Halbuki bu sırada Avrupa devletleri, bütün hızı ile Birinci Dünya Savaşına doğru gidiyordu. Jeopolitik surumu dolayısı ile Türkiye’ nin savaşın devamı süresince tarafsız kalması imkansızdı.
    Bu tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu devlet adamlarından çoğu, şimdili savaşın dışında kalarak, silâhlı tarafsızılık siyasetinin güdülmesi taraftarı idiler.
    Dünya Savaşının patlak vermesi üzerine Alman Başbakanı İstanbul’ da bulunan Alman Büyükelçisine gönderdiği bir telgrafla, Türkiye bizimle Rusya’ya karşı aktif tarruz hareketine girebileceği hakkında General Leman’ ın kanaati varsa ittifak imzalaması yetkisi verildiği bildirilmişti.
    Harbin kaçınılmaz bir durum alması üzerine Alman – Türk yakınlaşmasının doğuracağı tehlikeyi seen itilâf devletleri, tarafsız kalındığı takdirde Türkiye’ nin bağımsızlığının garanti edileceği, hudutların emniyet altında tutulacağı, paraa ve erzak yardımı yapılacağı, kapitülasyonların kaldırılmasının sağlanacağı ve buna benzer daha bir çok vaadlerde bulunmuşlardır.
    Sonunda meclisten gizli olarak aralarında Harbiye Nâzırı Enver Paşa’ nın da bulunduğu 4 kişi 2 Ağustos 1914’ te Osmanlı İmparatorluğu açısından bir çok tehlikeli madde bulunan anlaşmayı imzaladı.


    Birinci Dünya Savaşı’ nın Fiilen Başlaması

    Avusturta Veliahtı Arşidük, Ferdinand’ ın eşiyle birlikte 28 Haziran 1914’ te ziyaret için geldiği Bosna Hersek’ te Sırp Genelkurmaı Haber Alma Başkanının, başkanı bulunduğu Karael adlı gizli bir cemmiyet tarafından tertip edilen bir suikastte bir Sırplı tarafından öldürülmesi Birinci Dünya Savaşı’ nın hakiki sebepleri ile beraber bütün milletleri böyle bir harp için hazırlanmaya yöneltti.
    Avusturya 28 Temmuz’ da Sırbistan’ a harp ilân etti ve ertesi gün Tuna Filosu Belgrat’ ı bombaladı.

    RUSYA:
    Avusturya ve Macaristan, Sırbistan’ a yürürken genel seferberliğe karar verecğini bildirmişti.Evvela batı sınırındaki birlikleri,bilâhare bütün silâhlı kuvvetlerini seferber etti.


    ALMANYA:
    Alman İmparatoru doğruca Çar’ la temasa geçerek Almaya’ nın barış isteklerini, Avusturya, Macaistanla Sıbistan arasında halledilecek dâvada başka devletlerin müdahalesinin tehlikeli neticeler verebileceğini ve Rusya’nın 12 saat zarfında Almanya ve Avusturya’ ya karşı seferberliği durdurmazsa genel seferbelik yapılacağını bildirdi. Fakat Ruslar bunu reddetti.
    Aynı zamanda Belçika’ dan Fransa’ ya tarruz için serbest geçit yolu isteyen Almanya karşılık olarak tazminat verileceğini bildirdi. Buna rağmen Belçika bunu reddetti.

    CEPHELER:
    1. Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğu düşmanları ile başlıca dört cephede çarpışma durumuna gelmişti. Bunlardan üçü dar cephelerde mevzi savaşı halinde, biri ise gerçek operatif harekâtının ceeyan edeceği geniş bir harekât alanı idi.


    ÇANAKKALE CEPHESİ: Gelibolu yarımadasının burnuna tıkanmış kalmıştı.
    SURİYE CEPHESİ: Şeria nehri ile Akdeniz arasındaki dar bölgede cereyan etmişti.
    IRAK CEPHESİ: Dicle nehrinin iki tarafındaki sahada cereyan etmişti.


    1916 OLAYLARI:

    Kafkas cephesi, Avrupa cephesindeki başarısızlıklar üzerine, Çar Kafkas Ordusu Başkumandanlığına Grandük Nikola’ yı tayin ederek kuvvet miktarını da 700 bin mevcutlu 7 kolorduya çıkartmıştı. Karşısındaki Türk ordusunun mevcudu ancak 64 bin kişi idi. Çanakkale’ den Doğuya Getirilecek Türk kuvvetlerinden evvel iki yanı sarp dağlarla dayalı olarak savunmaya geçen 3. Ordu cephesinde bir yarma yaparak orduya kati bir darbe vurmak amacıyla 11 Ocak 1916’ da 6 misli üstün kuvvetle Rus ordusu saldırıya geçmiş, 5 gün süren çok kanlı ve çetin savaşlarda Rusla bazı bölgelerde geri atılmış ise de 300 km. Cepheyi savunmak zorunda kalmıştır.
    17 Şubat’ ta Muş, 2 Martta Bitlis ve Çoruh vadisine ilerleyen Rus kuvvetleri 23 Şubatta İspir’ i almışlardı. Rus deniz kuvvetleri Martta Rize’ ye çıkarak şehri işgal ettiler. Türkler 13.40, düşmanlar ise 20.440 kişi idi.

    1917 OLAYLARI:
    Ulaştırma güçleşmiş, Endüstri elemanları cepheye sevkedilmiş hammadde ve yiyecek maddeleri güçleşmişti. Rus ordusu silâh ve mühimmat noksanlığından idare ettiği br aydınlar ihtilâli patlak verdi. Çar istifaya mecbur edildi.
    Suriye cephesi,
    Sözü geçen İngilizler Birssebbi hattına tarruz etmek için hazrılanıyorlardı. Birinci, ikinci Gazze savaşlaı Türk ordusunun başarısı işe sonuçlanmıştı.

    SURİYE CEPHESİ:
    1., 2. Gazze savaşlarında Türk Ordusu kahramanca savaşmıştı. Hicazda arapların ayaklanması sonunda mekke düştü ve Medinedeki Türk kuvvetleri kuşatıldı.
    Irak ve İran cephelerinde İrandan ilerleyen Rus kuvvetlerine karşı 13. Kolordu Hemedan’ da bulunuyordu.
    Alman Asya kolu gelmeden İngilizler denizden ve karadan tarruz ederek Bilüssebi meydan muharrebesinde Türk mevzilerini yardılar ve Türk kuvvetleri Kudüs Batısına çekildilerse de İngilizler aldırılarına devamla 8 Aralıkta Kudüsü aldılar.





    ÇANAKKALE CEPHESİ:
    Türkler 1. Dünya Savaşına müttefikler safında katıldıktan sonra Yumam Başvekili Venizolos’ un devamlı telkinleri ile İngiltere Bahriye Nazırı Çorçil Çanakkale Boğazına Karşı bir harekât yapılması kanaatına varmış ve bunu hükümete ısrarlı teklif etmişti.

    Bu harekatın gayesi şöyle özeltenebilir.
    1- Hindenbutg’ un ağır darbeleri karşısında Rusya’ nın yardım talebine (Silâh , malzeme, mühimmat)
    2- Müttefikler tarafından boğazlar açılarak İstanbul’ un ele geçirilmesi ve Türklere baroşın zorla kabul ettirilmesi,
    3- Mütereddit durumda bulunan Balkanlarla tarafsızlar üzerinde başarı halinde sağlanacak müsbet tesir ile itilâf Devletleri safhında savaşa katılmalarını sağlamak.
    4- Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Türk Kuvvetlerinin baskısını azaltmak,
    5- Bu suretle stratejik diplomatik ve ekonomik sonuçlar sağlanarak harbin uzamasına engel olmak,


    Çanakkale’ nin ve savunma durumu:

    Çanakkale boğazı beton tahkimat sistemiyle hazırlanmış olup toprak tahkimat vardı. Boğaz giriş merkez ve çıkış olmak üzere derinlikle savunma bölgelerine ayrılmıştı. Merkez tahkimatı daha kuvvetli yapılmış ve topçunun ağırlık noktası burada toplanmıştı.
    Başlangıçta denizden yalnız deniz kuvvetleri ile yapılacak bir zorlama şle boğazı açacaklarını sanan itilâf kuvvetleri ağır zayiatla buna muavffak olmadılar. Bunun üzerine kara ordusu ike müşterek bir harekât zorundakalarak General Homilton kumandasına bir Akdeniz Kuvvetleri Başkumandanlığı teşkil edildi. 13 Şubat 1914’ de boğazın dış tabyaları tahrip edildi.
    Ruslar 40000 kişilik bir kuvvetle yardım tekliflerinde bulunukları gibi Yunanlılar da İstanbul’ a gelmeyi arzu ediyorlardı. Boğazları zorlamak için bombardımana devam edildi. 7-8 Mart gecesi gerek mayınlarla ve gerekse boğaz tarabyaları topçu ile çok zarar gören deniz kuvvetleri kara kuvvetsiz boğazı geçemeyeceklerini anlamışlardır. Anzakladan (Avusturalya, Yenizellanda) 70000 kişilik bir kuvvetle 25 Nisan 1915’ de Settülbahır Arıburnu bölgesine karaya çıktılar. 109 Harp, 308 taşıt gemisi özel çıkarma araçları ile denizden desteklenen düşman
    kuvvetlerine karşı 5. Ordu savunma yapıyordu. İlk çıkan düşman kuvvetlerine Atatürk’ ün kumanda ettiği 19. Tümen’in 17. Piyape alayı Conk bayırında yaptığı karşı tarruzla düşmanı durdurdu. Savaşa katılan deniz kuvvetleri:

    18 Muharebe gemisi,
    12 Kravizör,
    27 Muhrip,
    12 Deniz altı gemisi,
    1 Uçak gimisi,
    36 Mayın gemisi,
    2 Hastahane gemisis,
    86 Nakliye gemsisi,
    222 Çıkarma gemisi
    42 Uçak tahsis edilmişti.


    KAFKAS CEPHESİ:
    1917 sonunda Musu’ da Ruslarla mütareke görüşmeleri yapılmıştı. Başakale, Gevaz, Bane hattı mütareke sınırı olarak tesbit edildi. Rus Kafkas Ordusu da çok ağır kayıplar vermişti.
    Ruslar 8 Nisan 1914’ te Türk-Rus hududuna kadar ilerleyerek Van’ı aldı.
    Kafkas-Türk cephesinde harp halinde olan Rus ve Türk hareket orduları arasında askerî hareketlerin kesilmesi şerefli bir sulhun en kısa zamanda elde edilebilmesi için bir barış anlaşması yapmışlardı.

    IRAK CEPHESİ:
    Bu cephede son olaylar üzerine durum İngilizler lehine inkişaf etmişti.Atatürk evvela arap çetelerini bozguna uğrattıktan sonra Halep kuzeyindeki meviziinde durdurmağa çalıştı. Ahmet İzzet Paşa Harbiye Nazırı ve Baş kumandanlık görevlilerini de üzerine alarak yeni kabineyi kurmuştu.Yıkılmış bir ordui yıpranmış bir halk kitlesinin başına geçerek üstün başarılar sağlamış olan Mustafa Kemal Paşa’ nın önderliğinde bir yeni mücadele başlamıştı.


    Mondros Mütarekesi:
    Osmanlı İmparatorluğu ile İtilâf devletleri arasında 3 Ekim 1919’ da imzalanan mütarekenin özeti aşağıdadır.
    1.Türkiye ordularını derhal eterhis edecek.
    2.Bütün savaş gemileri limanlara dönecek.
    3. Suriye, Irak ve Trablusgarp’ taki Türk garnizonları teslim olacak.
    4. Mütareke şartları gereğince, İtilâf devletleri, Çanakkale ve İstanbul boğazları, Batum, Bakü gibi stratejik yerleri işgal edecek.
    5.Demir yolları kontrol altına alınacak.
    6.Türkiye, Almanya ve müttefikler ile bütün ilişkilerini kesecek.
    7.Barış andlaşmasında ele alınacak konularından söz edilmemiştir.

    Birinci Dünya Savaşı Sonunda Mondros Mütarekesi dışında;
    Neuilly Barış Antlaşması, Trianon Barış Antlaşması, St. Cermen Barış Anlaşması, Sevr Barış Anlaşması, Versay Barış Anlaşması gibi bir çok antlaşma imzalanmıştır.

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA KURULAN ULUSLAR KURUMU:
    Savaş sonunda yapılan barış antlaşmaları ile, mağlup devletlerin, asker miktarı sınırlandırılmış, bozulan ekonomik durum yüzünden işsizlik artmıştı. Yeni bir savaş tehlikesini önlemek ve barışı korumak amacı ile Uluslar Cemiyeti denilen bir teşkilât kurulmuş, bu sayede milletler arasındaki anlaşmazlıkların hal edilmesi düşünülüyordu. Halbuki daha eski tarihlerde kurulmuş bulunan Kahey Devletlerarası Sulh Mahkemesinden büyük bir fayda sağlanmıştı.
    28 Nisan 1919’ da Uluslar Kurumu anayasası kabul edilmiş ve kurulun genel sekreterliği 10 Haziran 1919’ da Londra’ da çalışmaya başlamıştı.
    Bu Kurum özet olarak şöyle idi:
    1. Kurucu üyeler (Barış anlaşmasına imza koyan galip devletler),
    2.Davetli üyeler (Bunlar tarafsız kalan devletlerdi),
    3.Sonradan giren üyeler.


    1.Dünya Savaşı Sonunda bütün devletler bir çok kayıp vermiş ve büyük yaralar almıştı. 30 Ekim 1918 tarihinde biten savaş yaklaşık 4 yıl sürmüştür.


    I. DÜNYA SAVAŞINA KATILAN DEVLETLERİN
    İNSAN KAYIPLARI

    15 Aralık 2008
    #11
  12. bende azdım :D şaka şaka süper olmuş hadii herkeze bb;)
    15 Aralık 2008
    #12
  13. Yararlı siteniz için çok teşekkürler.başarılarınızın devamını dilerim
    9 Ocak 2009
    #13
  14. İnsanların kendi felaketlerini hazırladıkları savaşlar sonucunda insanlık büyük yara alıyor...
    9 Ocak 2009
    #14
  15. paylaşım için teşekkürler...
    20 Ocak 2009
    #15
  16. paylaşım için teşekkürler
    23 Ocak 2009
    #16
  17. ağa süperde biraz fazla olmuş :)
    23 Şubat 2009
    #17
  18. abicim bana sadece canakkale cephesi lazımdı keske canakkale cephesini daha cok acıklasaydın neyse artık bana zaten yeter bu kadar cok tesekkürler ellerine saglık:bravo:
    8 Mart 2009
    #18
  19. çok güzel bi paylaşım...emeğine sağlık.
    17 Mart 2009
    #19
  20. ya deniz kuvvetlerini ayreten yazabilir misiniz?
    18 Mart 2009
    #20
soru sor