Aşık Veysel Şiirleri

İsimli konu WH 'Aşk & Sevgi' kategorisinde, HazanBey üyesi tarafından 24 Eylül 2008 tarihinde yazılmıştır.

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    ÇIRPINIP İÇİNDE

    Çırpınıp içinde döndüğüm deniz
    Dalgalanır coşar rüzgarından
    Mevce gelir coşar inleyen aşkım
    Ah çektikçe kaynar gelir derinden

    Derya coşar inci saçar kenara
    Aşk ehli dayanır ateşe kara
    Bülbüller gül için giyinler kara
    Seherler uyanır gülizarından

    Dert ile mihnete dalmayan aşık
    Ne yemiş ne doymuş eli bulaşık
    Kınama Veysel'i fikri dolaşık
    Ayrılmış yarinden yar diyarından
    Sponsorlu Bağlantılar
    24 Eylül 2008
    #21
  2. ÇOK YALVARDIM ÇOK YAKARDIM

    Çok yalvardım çok yakardım
    Uyanmadı kara bahtım
    Şansım küsmüş etmez yardım
    Uyanmadı kara bahtım

    Uyur uyanmaz ikbalim
    Nic olacak benim halim
    Boynuna olsun vebalim
    Uyanmadı kara bahtım

    Kader kadere eş oldu
    Ağladım gözüm yaş oldu
    Uzun boylu savaş oldu
    Uyanmadı kara bahtım

    Tecellim bozuk temelden
    Gitti gençlik çıktı elden
    Aşka mahkumuz ezelden
    Uyanmadı kara bahtım

    Kısmet beni diyar diyar
    Dolandırır bilmem ne var
    Veysel oldu candan bizar
    Uyanmadı kara bahtım
    24 Eylül 2008
    #22
  3. DALGIN DALGIN SEYREYLEDİM ALEMİ

    Dalgın dalgın seyreyledim alemi
    Renkler ne çiçekler ne koku ne
    Bir arama yaptım kendi kafamı
    Görünen ne gösteren ne görgü ne

    Çeşitli irenkler türlü görüşler
    Hayal midir rüya mıdır bu işler
    Tatlı muhabbetler güzel sevişler
    Güzellik ne sevda nedir sevgi ne

    Göz ile görülmez duyulan sesler
    Nerden uyanıyor bizdeki hisler
    Şekilsiz gölgesiz canlar nefesler
    Duyulan ne duyuran ne duygu ne

    Kimse bilmez dünya nasıl kurulmuş
    Her cisime birer zerre verilmiş
    Cümle varlık bir kuvvetten var olmuş
    Gelen ne giden ne yol ne yolcu ne

    Herkese gizlidir bu sırr-ı hikmet
    Her nesnede vardır bir türlü ibret
    Veysel'i söyletir bir büyük kuvvet
    Söyleyen ne söyleten ne Tanrı ne?
    24 Eylül 2008
    #23
  4. DELİ GÖNÜL DEĞME ÇAYDAN BULANMAZ

    Deli gönül değme çaydan bulanmaz
    Coşarsa dalgası kendinden olur
    Derdsiz aşık diyar diyar dolanmaz
    Gezdirir kavgası kendinden olur

    Gönüle delidir demiştik baştan
    Üşenmez borandan ıslanmaz yaştan
    Boğulmaz denizden yenmez ateşten
    Ateşi kor közü kendinden olur

    Gönül bir deryadır dalgası dinmez
    Her güzele meyil verip dost denmez
    Taşıma su ile değirmen dönmez
    Dökülür çarka su kendinden olur

    Yüce dağlar ova gibi düzlenmez
    Veysel muhannetten kerem gözlenmez
    Tilki gölgesine arslan gizlenmez
    Yiğidin gölgesi kendinden olur.
    24 Eylül 2008
    #24
  5. DOSTLAR BENİ HATIRLASIN

    Ben giderim adım kalır,
    Dostlar beni hatırlasın.
    Düğün olur, bayram gelir,
    Dostlar beni hatırlasın.

    Can bedenden ayrılacak,
    Tütmez baca, yanmaz ocak,
    Selam olsun kucak kucak,
    Dostlar beni hatırlasın.

    Açar solar türlü çiçek
    Kimler gülmüş, kim gülecek
    Murat yalan, ölüm gerçek,
    Dostlar beni hatırlasın.

    Gün ikindi akşam olur,
    Gör ki başa neler gelir,
    Veysel gider, adı kalır
    Dostlar beni hatırlasın
    24 Eylül 2008
    #25
  6. DURUM..

    Dünya debdil oldu durum değişti.
    Kimi aya gider kimi cennete.
    Dünya güzellendi itibar düştü,
    Anne baba yoksun kaldı hürmete.

    Bin dokuzyüz altmışyedi yılında
    Çirkin sözler gezer halkın dilinde
    Ud edep kalmadı kızda gelinde
    Büyükler küçüğe gelir minnete

    Bakmaz mısın insanların işine
    Kötülükler doğar peşi peşine
    Mezhep kavgasından din döğüşüne
    Sanki varıp sığmamışlar cennete.

    Kimisi söz verir sözünde durmaz
    Hakikati doğru sözü duyurmaz
    İşlediği suçun farkına varmaz
    Ne yüzle varacağız ahirete

    Kötülükler memlekete kök saldı
    Fitnelik fesatlık arttı çoğaldı
    Bu işin ıslahı Allah'a kaldı
    Ulu Tanrım yardım etsin millete.

    Tezvirlerin işi gider ileri
    Yalancıya itibar çok ekseri
    Hilekarın sahtekarın işleri
    Yol açıyor rezalete nefrete.

    Gitmiyor gönlümün kederi, yası
    Doğru söyleyene diyorlar asi
    Bitmez bu dünyanın kuru davası
    Çekil Veysel bir köşe-yi vahdete.
    24 Eylül 2008
    #26
  7. DÜNYA GENİŞ İDİ ŞİMDİ DARALDI

    Dünya geniş idi şimdi daraldı
    Çıkıp gideceğin yer belli değil
    Yetmiş altı yıldır alır satarım
    Bakmadım deftere kar belli değil

    Seyrettim alemi dünya dar dedim
    Ay dünya, arası sanki bir adım
    Denizi karayı ölçtüm aradım
    Adalar içinde var belli değil

    Avrupa Asya ayrı bir kıta
    Bir yıllık yol idi deveye ata
    Uçaklar sığdırdı beş on saata
    Daha neler çıkar dur belli değil

    Hırsızlar çalardı at ile para
    Şimdi çalıyorlar uçak-tayyare
    Bekar kalsam dünür olsam dullara
    İstenecek başlık ver belli değil

    Evlattan uşaktan fayda bekleme
    Binde bir bulunur o da tekleme
    Cahil insan gül ise de koklama
    Ayvası turuncu nar belli değil

    Ne oğluna güven ne de kızına
    Doğru söylen kulak vermez sözüne
    Yalvar yakar getiremen izine
    İçimde bir ateş kor belli değil

    Bu ***** dünyanın sonu vefasız
    Beş günlük ömrünü geçir kavgasız
    Diyorlar Veysel'e sersem kafasız
    Başımda duman var kar belli değil
    24 Eylül 2008
    #27
  8. DÜNYADA TÜKENMEZ MURAD VAR İMİŞ

    Dünyada tükenmez murad var imiş
    Ne alanı gördüm ne murad gördüm
    Meşakkatin adın Murad koymuşlar
    Dünyada ne lezzet ne tad gördüm

    Ölüm var dünyada yok imiş murad
    Günbegün artıyor türlü meşakkat
    Kalmamış dünyada ehli kanaat
    İnsanlar içinde çok fesat gördüm

    Nusverani Adil nerede tahtı
    Süleyman mührünü kimse bıraktı
    Resulü Ekrem'in kanunu haktı
    Her ömrün sonunda bir feryat gördüm

    Var mıdır dünyaya gelip de kalan
    Gülüp baştan başa muradın alan
    Muradı maksudu hepsi yalan
    Ölümü dünyada hakikat gördüm

    Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz
    Çağlayan bir su var arkı belirsiz
    Veysel neler satar narkı belirsiz
    Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm
    24 Eylül 2008
    #28
  9. EĞER GÖRSE İDİM GÖZ İLE SENİ

    Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı
    Avlasam çöllerde saz ile seni
    Bulunmaz dermanı yoktur ilacı
    Vursam yaralasam söz ile seni

    Kurulma sevdiğim güzelim deyin
    Bağlanma karayı alları geyin
    Ben bir çoban olsam sen de bir koyun
    Seslesem elime tuz ile seni

    Koyun olsan otlatırdım yaylada
    Tellerini yoldurmazdım hoyrada
    Balık olsan takla dönsen deryada
    Düşürsem toruma bez ile seni

    Veysel der ismini koymam dilimden
    Ayrı düştüm vatanımdan ilimden
    Kuş olsan da kurtulmazdın elimden
    Eğer görse idim göz ile seni
    24 Eylül 2008
    #29
  10. EŞİN YOKTUR BULAMADIM

    Senin aşkın beni mecnun
    Edem dedi olamadım
    Ben bu aşka hiç bir derman
    Çok aradım bulamadım

    Aşkın beni etti deli
    Kah boşaldım gahi dolu
    Candan sevdiğim güzeli
    Alam dedim alamadım

    Ben o yare olsam köle
    Sevdası var başa bela
    İsyan ettim bile bile
    Kusurumu bilemedim

    Ben bir ceset sen bir cansın
    Hem dinimsin hem imansın
    Bana benden yakın sensin
    Dost yolunda ölemedim

    Varım yoğum bir Veysel'in
    Peşinden tutuşmuş elim
    Ey benim nazlı güzelim
    Eşin yoktur bulamadım
    24 Eylül 2008
    #30
  11. EY HOCAM KARIŞMA HİKMETULLAHA

    Ey hocam karışma Hikmetullaha
    O derya derindir giren boğulur
    Allah birdir inanmışız Allaha
    İki diyen o dergahtan kovulur

    Aslım Türktür Elhamdüllah Müslüman
    Şükür Amentüye etmişiz iman
    Kalbime yaraşmaz şirk ile gumen
    Kalbimiz nur ile dolu sayılır

    Karışma hikmete halini konuş
    Müşkülat var ise üstad bul danış
    Bu sırrın aslına eren olmamış
    Bir ermiş varsa veli sayılır

    Sen mi attın dünyanın temel taşını
    Ne bilirsin yaradanın işini
    Görsene dünyanın yürüyüşünü
    Burdan söyle Vaşingtonda duyulur

    Yürü ileriye bakma geriye
    Nasıl işler bakmaz mısın arıya
    Nar-d-Allahın Nur-d-Allahın nurriye
    Cehennem yobazın yolu sayılır

    Cahil ile sohbet etmek zor olur
    Kulağı sağırdır gözü kör olur
    Her sözünde kavga niza var olur
    Cahiller dikenli çalı sayılır

    Yetişmeyecek yere elin uzatma
    Ben bilirim diye halkı aldatma
    Manasız mantıksız kem laf sarfetme
    Boş sözler kavganın dili sayılır

    Baykuş gibi durup durma yuvada
    İnsanlar kuş olmuş gezer havada
    Giriş Veysel kollarını sıva da
    Çalışan Allah'ın kulu sayılır
    24 Eylül 2008
    #31
  12. GALİBA DÜNYANIN SONUNA GELDİK

    Galiba dünyanın sonuna kaldık
    Gelin belli değil kız belli değil
    Ne nasihat duyduk ne öğüt aldık
    Sohbet belli değil söz belli değil

    Dünya güzellendi tadı kalmadı
    İnsanın edebi udu kalmadı
    Günahın sevabın adı kalmadı
    Hakikata giden iz belli değil

    Aylarca yol çeken develer atlar
    Onları kurtardı bu ferasetler
    İnsanlar yol için taktı kanatlar
    Yokuş belli değil düz belli değil

    Hasta gönlün tedavisi zoraldı
    Gizli sır kalmadı aşikar oldu
    İrenkler çoğaldı boya bozuldu
    Kumaş belli değil bez belli değil

    Veysel nene gerek dünyanın hali
    Kimi hasır dokur kimisi halı
    Tam çalgıya karıştırdık kavalı
    Davul belli değil saz belli değil
    24 Eylül 2008
    #32
  13. GÖKLERDEN SÜZÜLDÜM TERTEMİZ İNDİ

    Göklerden süzüldüm tertemiz indim
    Yere indim yedi renge boyandım
    Boz bulanık bir sel oldum yürüdüm
    Çeşit çeşit türlü renge boyandım

    Azgın azgın çağlayarak akarak
    İnsafsızca tahrip edip yıkarak
    Ne utandım ne kimseden korkarak
    Kusur günah kirli renge boyandım

    Bir kuru sevdanın peşine düştüm
    Nice kayalardan taşlardan uçtum
    Irmağa kavuştum kendimden geçtim
    Utandım da kirli renge boyandım

    Yüzlerimi yere vurdum süründüm
    Çok dolandım ırmak oldum göründüm
    Eleklerden geçtim yundum arındım
    Kamilane karlı renge boyandım

    Irmak olup kavuşunca denize
    Dalgalandık coştuk taştık biz bize
    Çok zaman seyrettim aya yıldıza
    Aydın parlak nurlu renge boyandım

    Veysel yoktan geldim yok olup geçtim
    Ben deyenler yalan gerçeği seçtim
    Bir buhar halinde göklere uçtum
    Kayboldum o sırlı renge boyandım.
    24 Eylül 2008
    #33
  14. GÖNÜL SANA NASİHATİM

    Gönül sana nasihatim
    Çağrılmazsan varma gönül
    Seni sevmezse bir güzel
    Bağlanıp da durma gönül

    Ne gezersin Şam'ı Şark'ı
    Yok mu sende hiç bir korku
    Terkedersin evi barkı
    Beni boşa yorma gönül.

    Yorulursun gitme yaya,
    Hükmedersin güne aya,
    Aşk denilen bir deryaya
    Çıkamazsın girme gönül.

    Ben kocadım sen genceldin,
    Başa bela nerden geldin
    Kahi indin kah yükseldin
    Şimdi oldun turna gönül.

    Bazı zengin bazı züğürt,
    Bazı usta bazı sakird
    Bazı koyun bazı aç kurt
    Her irenkten derme gönül

    Veysel gönülden ayrılmaz,
    Kahi bilir kahi bilmez,
    Yalan dünya yarsız olmaz,
    İster saçı sırma gönül.
    24 Eylül 2008
    #34
  15. GÜZELLİĞİN

    Güzelliğin on para etmez
    Bu bendeki aşk olmasa
    Eğlenecek yer bulaman
    Gönlümdeki köşk olmasa.

    Kim okurdu kim yazardı
    Bu düğümü kim çözerdi
    Koyun kurt ile gezerdi
    Fikir başka başk'olmasa.

    Güzel yüzün görülmezdi
    Bu aşk bende dirilmezdi
    Güle kıymet verilmezdi
    Aşık ve maşuk olmasa.

    Senden aldım bu feryadı
    Bu imiş dünyanın tadı
    Anılmazdı Veysel adı
    O sana aşık olmasa.
    24 Eylül 2008
    #35
  16. HAYAL BANA YAKIN

    Hayal bana yakın yar bana uzak
    Sevdası başıma dolanır gitmez
    Aşkına düşeli yar bana uzak
    Yüz bin öğüt versen biri kar etmez

    Senin aşkın beni kıldı urusvay
    Düşmüşüm peşinde koşarım hay hay
    Kabul et kapında beni de kul say
    Dost yoluna ölür aşık ar etmez

    Ey beni bu derde giriftar eden
    Eski muhabbeti kaldırdın neden
    Gönül ister kavuşmayı ölmeden
    Gül olmasa bülbül ah u zar etmez

    Beni yakan yansın aşkın narına
    Gönül düştü bir zalimin toruna
    Bakmaz mısın bu VEYSEL'in zarına
    Ah çeker ağlarım yar elim yetmez.
    24 Eylül 2008
    #36
  17. İSTANBUL....

    Sevgisi içimde yaşayıp duran
    Nazlı güzellerin şirin İstanbul
    Hayali kafamda hükümdar süren
    Görmez gözlerime görün İstanbul

    Ortasında deniz kenarlar kara
    Bu dünyada cennet olmuş kullara
    Mehtapta sandallar ne hoş manzara
    Sahildir yayladır yerin İstanbul

    Gemilerin gelir peşi peşine
    Şöhretin yayılmış hudut dışına
    Ayrı bir güzellik başlı başına
    Sevgi muhabbetin derin İstanbul

    Fatih Mehmet Sultan temeli kurdu
    Ondan sonra oldu Türklerin yurdu
    Edirne'den gelen o büyük ordu
    Ayyıldız bayrak nurun İstanbul

    Denizler kilidi boğazların var
    Dünyaya haykıran avazların var
    Yılmaz Türk Ordusu şahbazların var
    Ferah tut gönlünün serin İstanbul

    Dünya güzelliği sendedir mevcut
    Hususi özenmiş yaratmış Mabut
    Herkesin gönlünde vardır bir maksut
    Halis Türk maksadın varın İstanbul

    Edipler şairler yetişmiş sende
    Ehl-i aşklar yanmış tutuşmuş sende
    Bir aciz kimseyim Veysel'im ben de
    Seversen olayım yarin İstanbul
    24 Eylül 2008
    #37
  18. İŞDE HİYLE SÖZDE YALAN OLMASA

    İnsanoğlu doğru yoldan şaşmazdı
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa
    Türlü türlü felakete düşmezdi
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    İstemezdi alış verişte senet
    Kafalara yerleşmezdi ihanet
    Ne zina olurdu ne çapkın evlat
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    Ne bir yetim hakkı ne de bir rüşvet
    Yanmazdı gönüller olurdu hep şad
    Derdim anlatırken denmezdi kapat
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    Bu güzel sohbette olmazdı fıs fıs
    Çirkin ise meyyal olmazdı nefis
    Ne cinayet ne hırsız ne hapis
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    Ortadan kalkardı günah musibet
    Aşıklar olurdu hak ve hakikat
    Herkes için açık olurdu cennet
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    Tamuda olmazdı kullara ceza
    Olsa temiz ahlak ve husni-i rıza
    Hiç şüphe girmezdi gönüle göze
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    Yalancılar belki kızar bu işe
    Yalan ayaktadır çıkamaz basa
    Kemlik düşünür mü kardeş kardeşe
    İşde hiyle, sözde yalan olmasa

    VEYSEL bu yollarda sarfeder nefes
    Herkesin elinde gezer bir kafes
    Binbir türlü derdi çeker mi herkez
    İşde hile, sözde yalan olmasa
    24 Eylül 2008
    #38
  19. KARA TOPRAK

    Dost dost diye nicesine sarıldım
    Benim sadık yarim kara topraktır.
    beyhude dolandım, boşa yoruldum
    Benim sadık yarim kara topraktır.
    Nice güzellere bağlandım kaldım
    Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
    Her türlü istediğim topraktan aldım
    Benim sadık yarim kara topraktır

    Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi
    Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
    Kazma ile dövmeyince kıt verdi
    Benim sadık yarim kara topraktır

    Adem'den bu deme neslim getirdi
    Bana türlü türlü meyve bitirdi
    Her gün beni tepesinde götürdü
    Benim sadık yarim kara topraktır.

    Karnın yardım kazmayınan, belinen
    Yüzün yırttım tırnağınan, elinen
    Yine beni karşıladı gülünen
    Benim sadık yarim kara topraktır

    İşkence yaptıkça bana gülerdi
    bunda yalan yoktur herkes de gördü
    Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi
    Benim sadık yarim kara topraktır.

    Havaya bakarsam hava alırım
    Toprağa bakarsam dua alırım
    Topraktan ayrılsam nerde kalırım
    Benim sadık yarim kara topraktır.

    Bir dileğin varsa iste Allah'tan
    Almak için uzak gitme topraktan
    Cömertlik toprağa verilmiş Hak'tan
    Benim sadık yarim kara topraktır.

    Hakikat istersen açık bir nokta
    Allah kula yakın, kul da Allah'a
    Hakkın gizli hazinesi toprakta
    Benim sadık yarim kara topraktır.

    Bütün kusurumu toprak gizliyor
    Melhem çalıp yaralarım düzlüyor
    Kolun açmış yollarımı gözlüyor
    Benim sadık yarim kara topraktır.

    Her kim ki olursa bu sırra mazhar
    Dünyaya bırakır ölmez bir eser
    Gün gelir Veysel'i bağrına basar
    Benim sadık yarim kara topraktır.
    24 Eylül 2008
    #39
  20. KIRK YAŞIMDAN SONRA KALBİME İLHAM

    Kırk yaşımdan sonra kalbime ilham
    Erişti Mevladan bir ihsan oldu
    Hakk'ı bilenlere hazırdır her an
    İnkar edenlere sır nihan oldu

    Varlık noktasını açık gösterdi
    İrade-i cuz'un eline verdi
    Hakk'ı bilen her eşyayı Hak gördü
    Vücudun şehrine o sultan oldu

    Sağda solda arşta kürste her yerde
    Hazırdır münkirin gözünde perde
    Diyen bilmez bilen demez bir ferde
    Akıl ermez sırrı bir süphan oldu

    Zahir batın her irenkten görünür
    Gani doğar amma gahi dulunur
    Nerde baksan orda hazır bulunur
    Kim demiş hakkında lamekan oldu

    Nuru ile bu alemi kapladı
    Azimdir kerimdir gafurdur adı
    Sefil Veysel Hak'tan ister muradı
    Muradlar verecek cömertkan oldu.
    24 Eylül 2008
    #40
soru sor