Atatürk'ün Geometriye verdiği önem

İsimli konu WH 'Geometri' kategorisinde, HoLyWar üyesi tarafından 16 Kasım 2007 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Atatürk'ün Geometriye verdiği önem. ATATÜRK VE MATEMATİK Atatürk Selanik Askeri Rüşdiyesinde iken Matematik dersindeki başarısı ile öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi'nin gözüne girmiş ve... ||Atatürk' ün Bilime Verdiği önem|| Atatürk'ün Geometriye Verdiği önem ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    ATATÜRK VE MATEMATİK
    Atatürk Selanik Askeri Rüşdiyesinde iken Matematik dersindeki başarısı ile öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi'nin gözüne girmiş ve bunun sonucu olarak isminin sonuna" Kemal "ismi eklenmiştir. Atatürk askeri öğrenimi süresince matematikle sistemli bir şekilde ilgilenmiştir.
    O'nun 1904 yılında Harp Akademisi'ni bitirdikten sonra ve ölümünden 1,5 yıl öncesine kadar bu ilginin ne ölçüde devam ettiğini bilmiyoruz. Ancak birazdan bahsedeceğim iki olay O'nun matematik dehasını gözler önüne serecektir. Bunların birincisi "geometri" kitabı yazmış olması, ikincisi ise Sivas'da bizzat geometri dersi anlatmasıdır.
    Bu kitap, ilk kez 1937 yılında, Geometri öğretenlere ve bu konuda bilgi isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır. Atatürk bu eserde günümüzde kullandığımız terimleri türetmiştir.

    M.KEMAL ATATÜRK'ÜN TÜRKÇEMİZE KAZANDIRDIĞIMATEMATİKSEL TERİMLER

    ESKİ İSMİ

    YENİ İSMİ

    Maksumunaleyh
    BÖLEN
    Taksim
    BÖLME
    Haric-i Kısmet
    BÖLÜM
    Kabiliyet-i Taksim
    BÖLÜNEBİLME
    Zarb
    ÇARPI
    Mazrup
    ÇARPAN
    Mazrubata Tefrik
    ÇARPANLARA AYIRMA
    Muhit-i daire
    ÇEMBER
    Tarh
    ÇIKARMA
    Amudi
    DİKEY
    Gaye
    LİMİT
    Aşa'ri
    ONDALIK
    Kat'ı Mükafti
    PARABOL
    EHRAM
    PİRAMİD
    Menşur
    PRİZMA
    İhtisar
    SADELEŞTİRME
    Suret
    PAY
    Mahrec
    PAYDA
    Hatt-ı Mümas
    TEĞET

    vs...

    Atatürk'ün bulduğu terimlerin hemen hemen çoğu bugüne dek hiç değiştirilmeden kullanılmıştır. O'nun sadece birkaç terimi sonradan biraz değişikliğe uğramıştır.Mesela varsayı-varsayım, tümey açı-tümler açı, bütey açı-bütünler açı haline gelmiştir.
    Atatürk ayrıca bu kitabı eğitim sisteminde uygulanmasını sağlamış ve 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas'ta geometri dersine girmiş,kendisi ders anlatmıştır.*
    "Bilindiği gibi ilim konusu iki ayrı bölümde işlenir ve bunlardan faydalanır; Müspet İlimler, Sosyal ilimler.. Atatürk gerek öğrencilik devirlerinde gerekse ömrü boyunca bu iki ilimden çok faydalanmıştır... Asıl müspet ilimlerin başında gelen matematik bilgisi, Atatürk için başlıca bir konudur. Çünkü matematik insan topluluklarına müspet yol gösteren ve uygulanmasında yarar sağlayan müspet bir ilim dalıdır. işte Atatürk bu ilme çok değer verdiği içinhem nazari kısımları çok iyi bellemiş hem de bunların uygulamasına her bakımdan önem vermiştir. Atatürk bu konuda konuşurken özellikle söylediklerinden şunları anımsıyorum: "ben öğrenim devrimde matematik konusuna çok önem vermişimdir ve bundan hayatımın değişik safhalarında yararlanmış olduğumu söyleyebilirim. onun için herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır. "**
    Sponsorlu Bağlantılar
    16 Kasım 2007
    #1
  2. slm harika olmuş
    25 Kasım 2008
    #2
  3. :bravo::bravo:bana ataürkün matematik önemi yaZArmısın neden nerdesinsi matematik öğretmi istiyoru??:tamam:
    25 Kasım 2008
    #3
  4. sagol matematik proje ödevim vardı bu konuyla ilgili:)
    25 Kasım 2008
    #4
  5. quzel paylasım tesekkurler
    1 Ocak 2009
    #5
  6. valla güzel sayende 97 aldım saol
    8 Ocak 2009
    #6
  7. öğretmen kıyak yapıp 100 yapmadıxD:yuppi::alala:
    8 Ocak 2009
    #7
  8. eyw. kardeşim
    eline sağlık...
    22 Nisan 2009
    #8
  9. tŞkler :D .....
    22 Nisan 2009
    #9
  10. Günümüzde bilim ve teknolojinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğrulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyoruz çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya "kare, dikdörtgen, üçgen, daire, çember vb.." gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'tür.
    Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet. Bir düşünün "Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir." Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe'sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Oysa bu cümle "üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir." Demektir. Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk'ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır. Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım. Müselles Arapça 'sülüs' sözcüğünden türetilmiştir. Arapça'daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur. Sülüs sözcüğünün Türkçe'de karşılığı 'üç' kelimesidir. Üç'ün yanına 'gen' getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır. Atatürk'ün matematik dünyasına kazandırdığı diğer bazı terimlerden de şöyle örnekler verebiliriz
    26 Aralık 2010
    #10
soru sor