Çorum Tarihi Yerler

İsimli konu WH 'İllerimiz' kategorisinde, orjinal2.0 üyesi tarafından 3 Eylül 2008 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Çorum Tarihi Yerler. ÖREN YERLERİ Hattuşa 1986 yılından beri UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası Listesinde” ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından... kahraman maraş tarihi türistik yerler Tarihi turistik yerler ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    ÖREN YERLERİ
    Hattuşa 1986 yılından beri UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası Listesinde” ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesinde” yer almaktadır. Bugüne kadar bulunmuş olan 31.519 adet çivi yazılı tablet halen İstanbul’ daki Müzeler (Eski Şark Eserleri Müzesi Arkeoloji Müzesi) Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Çorum ve Boğazkale Müzelerinde korunmaktadır. Akadça ve Hititçe olan Boğazkale tabletleri bir devlet arşivi belgeleri olarak kanunlar antlaşmalar ve yazışmaların yanısıra dini ve edebi metinlerden oluşmaktadır.

    Hattuşa-Boğazkale
    Mısır Babil ve Mitanni gibi Eski Doğu’nun büyük güçlerinden biri olan Hititler yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu’nun büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye’ye hükmetmişlerdir. Bu İmparatorluğun başkenti Hattuşa Çorum’un 80 kilometre güneybatısında Boğazkale ilçesindedir. Bölge 1988 yılında Tarihi Milli Parklar statüsüne alınmıştır.


    Hattuşa 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından keşfedilmiştir. Bu sadece Hattuşa’nın keşfi değil tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir. 1893-94’te Ernest Chantre’nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadar ki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa’yı ziyaret etmiştir. Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey’in desteğini alan aynı müzenin konservatörü Theodor Makridi Bey 1906 yılında ilk büyük çaplı kazıyı başlatır zamanın çiviyazısı uzmanı Assiriyolog Hugo Winckler’i de kazı heyetine alarak burasının Hitit başkenti Hattuşa olduğunu tespit ederler. 1931-39 yılları arasında ve 2. Dünya Savaşı nedeniyle verilen aradan sonra 1952’de yeniden başlatılan kazılar kesintisiz olarak Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir.


    İlk yerleşim izleri Kalkolitik (Taş) Çağ’a kadar (M.Ö. 5000) inmektedir. Kesintisiz yerleşmeye başlanılması ise Eski Tunç Çağı’nın sonlarına (M.Ö. 3000) doğru olmuştur. Bölgenin yerli halkı olan Hattiler burada bir kent kurup Hattuş adını vermişlerdir.

    M. Ö 20. yüzyıl’da Orta Dicle Bölgesi’nden gelen Assurlu tüccarlar Hatti yerleşmesinin hemen dışında bir Karum (bir ticaret kolonisi) kurmuşlardır. Bu yıllarda Kaniş/Neşa’nın (Kayseri yanındaki günümüz Kültepe’si) denetimi altındaki Assur Ticaret Kolonileri Güneydoğu ve Orta Anadolu’ya yayılmıştır. Adının Hattuş olduğu bilinen bu yerleşimi M. Ö 1700’lerde ilk Hitit Büyük Kral’ı Kuşşara’lı Kral Anitta yıkmıştır.

    Hitit yazılı kaynaklarından anlaşıldığına göre I. Hattuşili’nin iktidara gelmesiyle (M.Ö. 1665-1640) Hattuşa Hititlerin başkenti olmuştur.
    Hitit İmparatorluk döneminde yani M. Ö 14 ve 13. yüzyıllarda şehir yaklaşık olarak altı kilometre uzunluğunda bir surla çevrilmiştir. Daha geç bir imar evresinde bu surların önüne ikinci bir duvar daha örülerek kent daha sıkı bir savunmaya alınmıştır. Bu yeni sur üzerinde bulunan anıtsal şehir kapılarının çoğu günümüze kadar oldukça sağlam durumda gelmiştir. Güney batıda dış yüzünde aslan yontuları bulunan Aslanlı Kapı’yla iç yüzünde silahlı tanrının bulunduğu Kral Kapı bunların en önemlileridir. Kentin güney ucundaki Yer Kapı’nın özel bir rolü olmalıydı. Burada 30 m. yüksekliğinde 250 m. uzunluğunda ve 80 m. genişliğinde bir toprak set oluşturulmuştur. Bu set üzerinden geçen kent surunun ortalarında Sfenksli Kapı yer alır. Bu kapının tam altında Hatuşa’nın bugün içinden geçilebilen tek potern (tünel) vardır. 71 m. uzunluğunda ve 3 m. yüksekliğindeki poternden geçilerek sur dışına çıkılmaktadır.


    Şehirde ayakta kalmış izlenebilen yapıların büyük bölümü surlar gibi M.Ö 13. yy.’ dan kalmadır. Kraliyet yapılarının yer aldığı Büyükkale’de direkli galerilerle çevrili avlular konutlar depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla büyük bir saraya ait kalıntılar ortaya çıkartılmıştır.

    Hitit metinlerinde sık sık “Hattuşa Ülkesinin bin tanrısından” söz edilmektedir. Kuşkusuz bu tanrıların çoğu İmparatorluk başkenti Hattuşa’da kendilerine bir tapınım yeri edinebilmişlerdir. Başkent Hattuşa’da bugüne kadar 31 yapı tapınak olarak tanımlanmıştır. Hattuşa’nın en büyük dini yapısı olan Büyük Tapınak aşağı şehirdeki konutların ortasında tek tapınak olarak yükselir. İki kült odası olduğu için tapınak imparatorluğun tanrılarının en büyükleri olan fırtına tanrısı ile Arinna’nın güneş tanrıça’sına adanmış olmalıdır.

    Yukarı şehir’de tapınaklar yanında kraliyet saraylarının bulunduğu Büyükkale’nin önünde resmi işlere ayrılmış bazı anıtsal yapılar açığa çıkartılmıştır. Şehrin bu bölümünde son Hitit Büyük Kralı II.Şuppiluliuma’ nın Luvi hiyeroglifleriyle taş üzerine kazınmış kendisi ve babası IV. Tuthaliya’nın yaptığı işleri anlatan iki büyük yazıt bulunmaktadır.

    Hattuşa’da son yıllarda yapılan kazıların ağırlık noktasını şehrin hatta Hitit devletinin ekonomisine ışık tutan kazılar oluşturmuştur. İmparatorluk döneminde M.Ö. 13. yy.’a tarihlenen şehrin Büyükkaya sırtında büyük boyutlarda sayıları 11’ i bulan yeraltı siloları bulunmuştur.

    Hitit İmparatorluğu’nun M. Ö 1200 yıllarından hemen sonra yıkılmasıyla Anadolu Tunç Çağları da sona erer. Bununla beraber Hattuşa şehrinin arazisinin yerleşim tarihi devam eder. M. Ö 12. yüzyılın başlarında Erken Demir Çağı’na tarihlenen yeni yerleşme Frig etkilerini yansıtan bir taşra kasabasına dönüşüp büyümeye başlaması ancak M.Ö 8. yy.’ da gerçekleşir. Yerleşim Pers döneminde de devam etmiştir. Hellenistik Galat Roma ve Bizans’a ait yerleşme ve tahkimat izleri de görülmektedir.

    Yazılıkaya Tapınağı
    Hattuşa’nın en büyük ve en etkileyici kutsal mekanı şehrin dışında yer alan yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı’dır. Tapınak’ta 90’dan fazla tanrı tanrıça hayvan ve hayal ürünü yaratıklar kaya yüzeyine işlenmiştir.


    Tanrı ve tanrıça dizileri İmparatorluk panteonunun baş tanrıları olan fırtına tanrısı ve güneş tanrıçası’ nın maiyetini oluşturuyordu. Bu yorum sonucunda; Yazılıkaya “Yeni yıl şenlikleri evi” olarak tanımlanabilir. Hitit kült (dini tören) metinlerine göre yeni yıl ve ilkbahar törenlerinde bir araya gelen tüm tanrılar “fırtına tanrısı’nın evi’nde” toplanırlardı. Bu şenlikte kentin diğer tüm tapınaklarından tanrı heykellerinin törensel bir alayla Yazılıkaya’ ya taşınmış olabileceği değerlendirilmektedir.

    Yazılıkaya A Odasında kayaya işlenmiş kabartma figürlerin özel bir düzeni ve tertibi vardır. Burada sol kaya yüzeyinde ikisi dışında yalnız tanrılar buna karşın sağ tarafta da yalnız tanrıçalar belirtilmiştir. Ana sahnede fırtına tanrısı ile eşi güneş tanrıçası ve ortak çocuklarının karşılaşması tasvir edilmiştir. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha büyük boyutlarda büyük Kral IV. Tuthaliya işlenmiştir. Kral güneş tanrısı’nın törensel kıyafetinde elinde egemenlik sembolü olan ucu kıvrık asa tutar durumda iki tepe üzerinde tasvir edilmiştir. Bu kutsal alanın bu kral tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

    B Odasındaki kabartmalar ana odadaki gibi kuşaklar halinde değildir; yan duvarlara dört bağımsız figür işlenmiştir. A Odası’nın başlangıcında tanrılar geçidinde de tasvir edilen ve orak biçimli kılıç taşıyan oniki tanrı ve “Kılıç Tanrısı” Nergal öbür dünya ile ilişki kuran yeraltı tanrıları anlamında olmalıdır. Büyük Kral IV. Tuthaliya’nın koruyucu tanrısı olan Şarruma krala sarılmış ve ona yol gösteren bir durumda tasvir edilmiştir. Büyük Kral IV. Tuthaliya’nın ismi hiyeroglif yazıyla belirtilmiştir.

    Alacahöyük
    Çorum’un 45 km. güneybatısında Ankara’nın 160 km. doğusundadır.
    Eski Tunç Çağı ve Hitit çağında çok önemli bir kült (dini tören) ve sanat merkezi olan Alacahöyük’te 4 uygarlık çağı açığa çıkartılmıştır.

    Alacahöyük’te 1. uygarlık çağı Hellenistik Roma Bizans Selçuklu-Osmanlı dönemleri ile temsil edilmektedir. 1. kültür katta Geç Frig çağında höyüğün her yanı iskan edilmiştir. Küçük evlerden oluşan bu kat seramiğine göre M.Ö. 650’den daha eski değildir.



    Mabedi büyük yapıları özel-blok evleri sokakları büyük küçük su kanalları şehir suru biri kabartmalı ortastadlarla süslü sfenksli diğeri poternli anıtsal kapılarıyla Hitit İmparatorluk Çağı’nın müstahkem olmayan düz ovaya kurulan tipik temsilcisi höyüğün 2. kültür katını oluşturur.

    Kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş olan Sfenksli Kapının genişliği 10 metredir. O bir yolla bağlandığı büyük mabedin anıtsal geçididir.
    Alacahöyük 3. uygarlık katını Eski Tunç Çağı (M. Ö 2500-2000) oluşturur. Hitit kültürüne kaynaklık eden kültürlerin önde geleni olan yerli Hatti uygarlığı’nın aydınlanmasında çok katkıları olan Alacahöyük Eski Tunç Çağı hanedan mezarları bu çağın en önemli buluntularıdır. İntramural mezarlar özel olarak ayrılmış bir alanda toplanmıştır. Dört yanı taşla örülmüş dikdörtgen mezarlar ahşap hatıllarla(kiriş) kapatılmış damları üzerine kurban edilmiş sığır başları bacakları yerleştirilmiştir. Altın gümüş elektrum bakır tunç demir ve değerli taşlardan oluşan zengin ölü hediyeleri onların hanedana ait olduklarını göstermektedir. Çoğu altın gümüş kapların dövme dökme kakma teknikleri altın mücevheratın ince süsleri uzun bir gelişmenin ürünleridir.
    4. kültür katını oluşturan Geç Kalkolitik Çağ ana toprak üzerine kurulmuş ilk uygarlıktır.

    Ortaköy-Şapinuva
    Hitit Devletinin önemli kentlerinden biri olan Şapinuva (Ortaköy) Çorum’ un 53 km. güneydoğusundadır. Çekerek nehri etrafında yer alan Göynücek Ovası ile Alaca Ovası arasındaki geçit üzerindedir.



    Hitit Çağında hem siyasi hem de coğrafi konumu nedeniyle stratejik bir noktada yer alan şehir önemli bir askeri ve dini merkezdir. Ortaköy kazılarında açığa çıkan ve sayıları 4.000’e ulaşan çivi yazılı tablet ve fragmanların (parça) oluşturduğu arşivde Hititçe yazılmış olanların yanısıra Hattice Hurrice ve Akadca yazılmış idari askeri dini ve fal metinleri bulunmakta olup bunların büyük bir kısmı Orta Hitit dönemine (M.Ö. 14. yy) aittir. Buradaki yazışmalardan Taşmişarri (III. Tuthaliya) – Taduhepa kraliyet ailesinin bu şehirde hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır. Devam eden kazı çalışmalarında bugüne kadar A binası ismi verilen anıtsal idari yapı ve B Binası olarak adlandırılan ticari yapı açığa çıkartılmıştır.

    Hüseyindede Eski Hitit Kült Merkezi
    Hüseyindede Sungurlu ilçesi Yörüklü Kasabası’nın yaklaşık 2.5 km güneyinde yer alan bir tepedir. Bu tepenin güney ucundaki hafif eğimli arazi; Eski Hitit Dönemi yerleşim alanlarındandır.


    Sungurlu Yörüklü Beldesi Kazılarında
    Bulunan Hitit Dönemine ait Kabartmalı Vazo

    Hüseyindede’de bulunan önemli eserler kabartmalı vazolardır. Buradaki kült yapısında bulunan ve tümlenebilen her iki vazonun frizlerinde müzik ve dans eşliğinde sürdürülen kült törenleri sahnelenmiştir. Hitit dini bayramlarında gerçekleştirilen dans ve müziğin önemli yer tuttuğu bu törenlerin konu zenginliği yazılı belgelerden de bilinmektedir. Hüseyindede vazolarında Hatti geleneğini sürdüren ve Fırtına Tanrısı’na tapınmada önemli yer tutan tasvirler bulunmaktadır. Vazolar yazılı belgelerde anlatılan çeşitli bayram törenlerinin hikaye şeklinde tasvirine en uygun sanat eserleridir.

    Kapılıkaya Anıtsal Kaya Mezarı
    Çorum-Osmancık karayolunun Kırkdilim mevkiinde yolun sağında derin vadilerin oluşturduğu engebeli bir arazi üzerinde yer almaktadır.
    Hellenistik Döneme tarihlenmekte olup (M. Ö. II. yy) komutan İKEZIOS’a aittir. Çay seviyesinden yüksekliği 65 m. dir.




    DİĞER YAPILAR
    Hüseyin Gazi Türbesi
    Alaca’nın güneyinde Mahmudiye Köyünün yakınında yer alan yapı kompleksi 13 yy.’a tarihlendirilmektedir. Hüseyin Gazi Külliyesi; medrese medresenin girişindeki aşevi doğusunda türbe kuzeyinde havuz avlunun kuzeyinde çeşme ve kompleksin kuzeydoğusunda bugün depo olarak kullanılan misafirhane yapısından oluşmaktadır.

    Çorum Kalesi
    Şehrin güneyinde alçak bir tepe üzerinde ovaya hakim bir konumda kurulmuş olan kalenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir.
    17. yy. da Çorum’a gelen Evliya Çelebi kalenin Sultan Kılıç Arslan tarafından inşa edilmiş bir Selçuklu yapısı olduğunu anlatır.
    Kale kare planlıdır. Yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş moloz taş ve Roma-Bizans dönemlerine ait devşirme taşlar kullanılmıştır. Kale içinde küçük bir cami ile konutlar yer almaktadır.



    İskilip Kalesi
    İlçe merkezinde bulunan ve Osmanlı Dönemine tarihlenen kalenin üç yanı sarp kayalık olup sadece kuzey-batıdan çıkış mümkündür. Kalenin inşa edildiği sarp kayalığın eteklerinde Roma Devrine ait kaya mezarları bulunmaktadır.


    Osmancık Kandiber Kalesi
    İlçe Merkezinde Kızılırmak’ın kuzey kenarındaki tabii kayalığın üzerine inşa edilmiştir. Selçuklu Dönemine tarihlenen kale içinde ikinci bir kapı daha bulunmaktadır. Kale İstanbul’dan Amasya’ya uzanan ticaret yolu üzerindedir. Kalenin güneyinde Roma Dönemi kaya mezarları yer almaktadır.


    Hacıhamza Kalesi
    Hacıhamza Beldesindeki İncesu Deresi’nin kuzeyinde yer alan kale yamuk planlıdır. Şeriye Sicil kayıtlarında III. Ahmet tarafından 1723 yılında yapıldığı anlaşılan kale 1940’lı yıllara kadar kasaba halkını içinde barındırmıştır.

    İskilip’te Redif Kışlası
    Kışla kuzey – güney istikametinde dikdörtgen planlıdır. Bodrum kat dahil üç katlıdır. Yapı 20. yy. başına tarihlenmekte olup Geç Osmanlı Devri mimari özelliklerini yansıtmaktadır.

    Çorum Saat Kulesi
    Şehrin merkezinde ve minare stilinde yapılmıştır. Beşiktaş Muhafızı Çorumlu Yedi-Sekiz Hasan Paşa tarafından 1894 yılında yaptırılmıştır. Güneye açılan yuvarlak kemerli kapısı üzerinde 8 sıralı araları cetvelli ve 1312 tarihli mermer kitabede:
    “Şehinşah-ı zaman Abdülhamid Han-ı keremkarın
    Ferman-ı kiramından Hasan Paşa-yı bihemta
    Bütün evkatını vakf eyledi ihya-i hayrata
    Muvvaffak eylesun her dem anı amaline Mevla
    Bu saat kulesi ez cümle hayrat-ı güzininden
    Yapıldı yümn-ü evferle bu şehri eyledi ihya
    Çıkup bir vakt-i eşrefde yazıldı babına tarih
    Bu mikat-i celili yapdı bak Lütfi Hasan Paşa 1312” yazılıdır.
    Sarı renkli kesme kum taşından yapılan kulede sekizgen kaideden Türk üçgeni motifli bir papuçla gövdeye geçilmektedir. Üzeri kurşun kubbeyle örtülü olan kulenin dört bir tarafında saat kadranı vardır. Şerefeye yuvarlak kemerli kapıdan 81 basamaklı merdivenle çıkılmaktadır.



    Sungurlu Saat Kulesi
    Kule 1891 yılında Kaymakam Edip Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare prizma gövdelidir. İkinci kat hariç her katta yuvarlak kemerli küçük pencereler yer alır. Kesme taştan yapılan kulenin en üst katında dalgalı saçaklı ahşap bir köşk onun altında dört yönde yuvarlak saat kadranı ve altta demir parmaklıklı bir balkon bulunur.

    Koyunbaba Türbesi
    Osmancık İlçe merkezinde bulunan ve Osmanlı padişahlarından Sultan II. Beyazıt zamanında 1469 tarihinde yaptırılan türbe yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştur. Evliya Çelebi’ye göre türbe alanında cami yemekhane ziyafet odası konuk evleri ve kurşun kaplı bir türbe yaptırılmıştır. Ancak türbe dışındaki yapıların bugün temelleri kalmıştır. Türbenin çift kanatlı derin oyma tekniği ile işlenmiş ahşap kapısı bugün Çorum Müzesi’nde korunmaktadır. Türbe 1989 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

    Veli Paşa Hanı
    Çepni Mahallesinde yer alan han Yozgat Beylerinden Veli Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir. Ahşap olan ve 1.000 m². lik bir alanı kaplayan han iki katlı olup yalnız ön cepheye bakan köşk bölümü üç katlıdır. Gerek planı gerekse mimari açıdan Osmanlı Çağı hanlarına örnek teşkil etmektedir. Market olarak kullanılmaktadır.

    Yeni Hamam
    Erzurum Beylerbeyi Ali Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılan hamam dikdörtgen planlı olup yapı malzemesi olarak taş kullanılmıştır. İki kısımdan oluşmaktadır.

    Paşa Hamamı
    Tacettin İbrahim Paşa Bin Hacı Bey tarafından 1484 yılında yaptırılmıştır

    Hacıhamza Hamamı
    1514 yılında Sinan Paşa tarafından yaptırılan hamama giriş iki kapı ile sağlanmaktadır. Soyunmalık ılıklık ve iki adet sıcaklık kısmı vardır.

    Koyunbaba Köprüsü
    Osmancık İlçe merkezinde Kızılırmak üzerinde bulunan Koyunbaba Köprüsü II. Beyazıt zamanında yapılmıştır. Yapımına 1484 yılında başlanmış 1489 yılında tamamlanmıştır. Uzunluğu 250 m. genişliği 75 m. olan köprü dikdörtgen kesitli sarı kesme taşlardan yapılmıştır. Sivri kemerli 19 gözlüdür. Ancak bugün zamanla ırmak birikintileriyle dolması nedeniyle 15 gözü görülebilmektedir.
    Adını ünlü Türk velilerinden Koyunbaba’ dan alan köprünün kitabesi Arapça harflerle yazılmıştır. Birbirine paralel 5 sıradan meydana gelmektedir. Kitabede köprüyü yaptırandan bahsedilmekte olup köprü mimarı hakkında herhangi bir bilgi verilmemektedir. Kitabede:
    “Yardımından dolayı Alllah’a Hamd ve doğru yolun klavuzu Muhammed ve onun yüce ailesine ve halkı doğru yola yönelten ashabına salat olsun. Dünya ibret sahiplerinin nazarında hayır ve geçit köprüsüdür. Yaratıklar için sürekli hayat ve sevinç imkansızdır. Ne mutlu o başlangıç ve sonu düşünen kimseye ki ahiret yolcuğuna devir için sevap edine. Sürüp giden sadaka ise ne güzel sevaptır. Sadır ola bu yüce emir bütün ülkelerde sürekli geçerli olsun.
    Ulu adaletli bilgin sultan ve yiğit yüce hakan milletlerin yönetimini elinde tutan arap ve acem sultanlarının sultanı gazi ve mücahitlerin efendisi kafir ve müşrikleri kahreden krallar sultanı ve denizler hakanı ihsan ve kudret sahibi Allah’ın desteklediği “ Sultan Ebül-Fetih Beyazıt bin Mehmet Han”. Allah onun saltanatını gece ve gündüzler birbirini izledikçe sürdürsün. Kıyamet gününde sevaba ermek üzerinden geçenlere ibret olmak umum tarafından faydalanılmak amacıyla sürekli bir hayır olan bu değerli köprünün sağlam olarak yapılmasını emreyledi. Bu hayırlı eserin tesisi 889 senesinin Şaban ayında başlandı ve 894 senesinde tamam oldu “ denilmektedir.



    Maraz Hatça Çeşmesi
    Yeniyol Mahallesi Eskisaray 3. Çıkmaz Sokakta bulunan oluk kısmı blok taşa oyulmuştur. Üst kısmındaki kaş kemerin üst kısmında 1342 tarihli bir kitabe yer almaktadır.

    Baltacı Mehmet Paşa Çeşmesi
    Osmancık’ta bulunan çeşme Baltacı Mehmet Paşa’nın birinci sadrazamlığı sırasında 1705 yılında yaptırdığı dört çeşmeden biri ve ayakta olanıdır. Batıya bakan ön yüzünde beyaz mermerden üç sütun üzerine 18 mısralık bir kitabesi vardır.
    Sponsorlu Bağlantılar
    3 Eylül 2008
    #1
  2. teşekkürler....
    9 Eylül 2008
    #2
  3. :muahaha:SLm
    11 Haziran 2009
    #3
  4. paylaşaımı için teşekkürler
    4 Temmuz 2009
    #4
  5. paylaşım için teşekkür
    24 Temmuz 2009
    #5
soru sor