Empati İle İlgili Hikayeler

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 14 Mayıs 2012 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Empati İle İlgili Hikayeler. empatiyle ilgili hikayeler nelerdir örnekler veriniz Empati ile ilgili hikaye örneği, empati yazısı, empati hikayesi, empati makale örneği... Ayasofya ile ilgili ilginç hikayeler Ramazan ve Oruç ile ilgili Hikayeler..... ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    empatiyle ilgili hikayeler nelerdir örnekler veriniz

    Empati ile ilgili hikaye örneği, empati yazısı, empati hikayesi, empati makale örneği...
    Sponsorlu Bağlantılar
    14 Mayıs 2012
    #1
  2. Empati İle İlgili Hikaye Kısaca



    Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya
    girdim. Onun haksız olduğundan, kendiminse haklı olduğumdan emindim.
    Öğretmenimiz bize çok iyi bir ders vermeye karar verdi.
    Bizi bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına, beni de diğer
    tarafına yerleştirdi.
    Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı.
    Siyah renkli bir nesne.
    O çocuğa nesnenin rengini sordu.Çocuk,'Beyaz'
    diye yanıtladı. Söylediğine inanamadım, çünkü nesne siyahtı.
    Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında.
    Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi. Ve bu kez bana nesnenin
    rengini sordu. 'Beyaz', yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki
    nesnenin bir tarafı beyaz, diğer tarafı ise siyahtı.
    Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi.
    Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu.
    14 Mayıs 2012
    #2
  3. Empati Üzerine Küçük Bir Hikaye


    Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, yada baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti Eşini kaybetmeyi göze alamazdı Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı Hala ona ölürcesine seviyordu Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu
    Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı
    Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı Oğlu Can "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı Minik can sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar Epeydir buraya gelmemişti Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyorduBarakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi Sonra diğer malzemeleri taşıdı en sonda babasını sırtladı yatağa yerleştirdi

    Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu Barakanın içinde fırtına vardı adeta Çaresizlik içinde babasını izledi Daha şimdiden üşümeye başlamıştı Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu

    Artık gitme zamanıydı Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü Beni affet der gibi sarıldı, kokladı Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti Arabaya bindiler Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu Can "Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim" diye sorunca Dünyası başına yıkıldı O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı Barakaya ulaştığında "Beni affet baba" diyerek babasının boynuna sarıldı Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı Oğlu "Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet" diye hatasını belli ediyordu Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu

    "Geri geleceğini biliyordum yavrum Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum
    14 Mayıs 2012
    #3
  4. Empati İle İlgili Bir Yazı


    Empati belki sıkca kullandığımız bir kelime değil, daha çok sempatik, antipatik gibi terimler kullanırız, ama aynı şeyler değil. Elbette empati gücüne sahip olan bir insan size cok sempatik gelebilir, fakat empati gücüne sahip olan biri sizin sinirlerinizide bozabilir. Neden diye soracak olursaniz bunun aciklamasını empatinin insanın kendi üzerinde ve karşı tarafın üzerindeki etkilerini anlatarak yapmaya calışabiliriz.

    Bir kitapdan esinlenerek bu konu hakkında makale sunmak istedim, cünkü kitabı okurken insan ilişkilerinde çesitli etkileşimlerin sebeblerini bulur gibi oldum. Hepsini kapsamasa bile bazılarının tarifi bu empati konusuyla mümkün diye düşünüyorum.

    Öncelikle empatinin ne demek oldugunu bilmekte fayda var. Bir kaynağa göre empatinin tanimi şöyle yapilir: „Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine “empati”adı verilir.“
    Buraya kadar tamam fakat empati gücünün karşındaki kişinin olumsuz düsüncelerini, olumsuz halet-i ruhunu benimsemeye yönelik olduğunuda biliyormuydunuz?

    Simdi karşımızda birbirinden farkli iki tanım duruyor. Empati sahibi olan kişi bir yandan dostane yaklaşan, iyi bir dinleyici iken, öte yandan karşı tarafın olumsuz halet-i ruhunu benimseyip bunu ona tekrar geri iade eden bir güce sahip oluyor.

    Simdi bu empati nedir tam olarak diyorsaniz, bir kac misal verelim:



    1. örnek:

    Bir arkadaşınız size geliyor ve moreli cok bozuk. Size içini döküyor, bir sürü olumsuz sey anlatıyor, içi iyice kararmis. Siz eğer olumsuz empati sahibiyseniz, onu dinlerken ayni halet-i ruha bürünürsünüz ve bunu ona hissettirirsiniz. Karsinizdaki kişi iyice bunalır, rahatlamak isterken dahada içi kararır. Size karşi antipatik duygular besler o anda, ama bilmezki, siz sadece onun duygularinin aynasısınız.

    2. örnek:

    Bir arkadaşınız sürekli size geliyor birseyler anlatıyor ve rahatlamak amaciyla olumlu olumsuz herşeyini sizinle paylasiyor. Bunun genelde sebebi sudur: siz çok iyi bir dinleyici olmakla beraber onun sevincini cok güzel bir sekilde paylasiyor, ama üzüntüsünüde giderebiliyorsunuz, cünkü onu her iki konuda da cok iyi anliyorsunuz. Üzüntüsünü anliyorsunuz ama o üzüntüyü siz benimsemiyorsunuz, cünkü siz positif duygulu bir empati gücüne sahipsiniz. Hayata ve herseye gülümseyerek bakmasını öğrenmis veya içinde olumlu duygular içeren bir insan tipisinizdir.
    Empati sahibimiyim degilmiyim diye kendi kendinize su anda soruyorsaniz, bir kac kriterler siralayalim, sizde ona göre kendinizi kategorize edebilirsiniz.

    • Arkadaslarınızı dinliyormusunuz? Yoksa dinler gibimi yapıyorsunuz?
    • Tercihiniz genelde dinlemekmi yoksa anlatmakmı?
    • Biri birşey anlattığında olayı resimlerle görüntülüyormusunuz kafanızda?

    Dünyanın merkezinde kendinizi mi görüyorsunuz yoksa diğer insanların varlığını ve önemini hissediyormusunuz?
    Ben-merkezli bir insanmısınız, yani karşı taraf sözünü bitirsede sıra bana gelse diyormusunuz?
    Arkadaşınız bir şey anlatırken gözünün içine bakıyormusunuz yoksa başka şeylerlemi meşgulsünüz o konuşurken?
    Telefonda konuşurken konsantre oluyormusunuz yoksa yanı sıra atıyorum ütümü yapıyorsunuz?
    Biri birşey anlattığında onu kaç kere bölüyorsunuz, yada yorum yapmadan ne kadar dinleyebiliyorsunuz?
    Biri size acıklı bir şey anlattığında gözlerinizin dolduğu oldumu?
    Sinemada gülme krizine girip salonu terk etmek durumunda kaldınızmı?

    Yukarıdaki kriterler listesini uzatmak mümkün. Cözümleme tamamen size ait.
    Son maddeye ilişkin açıklama yapalım: salonda biri ötekine komik bir şey söylemiş olmalı, siz bunu duymasanız bile hissetmişsinizdir, kim bilir?

    Şimdi gelelim empatinin çeşitlerine:



    Arkadaşınız size bir sorununu anlatıyor ve siz onun duygu ve düşüncelerini dikkate almazsınız. Bunun yerine toplumsal bakış açısını göz önünde bulundurup bir şeyler söylersiniz. Belkide borca batan arkadaşınıza şu atasözünü söylersiniz: ayağını yorganına göre uzatmak lazım! Bu tür empati Genelleme yapanlar sınıfına girer.

    Ve simdi düsünün ki biri size sorununu anlatıyor. Siz ise onu eleştiriyorsunuz, onun duygu ve düşüncelerine eğilmiyorsunuz. Ayrıca birde şunu yapıyorsunuz: senin derdinde dertmi, ben simdi sana benim başıma geleni anlatıym da dinle…bu şekilde karşı tarafın sorununu hafife almak vardır ve hep kendinden bahsetmek davranışı sergilenir. Bu ben merkezli bir empati yaklaşımıdır. Kimisini rahatlatabilir ama genel olarak sinir bozucudur benim kanaatimce, cünkü karşı tarafın sorununu küçümsemek anlamına gelebilir

    Son olarak sen merkezli empati den bahsetmek istiyorum: farz edinki 3 çeşit arkadaşınız var. Herbirinin ırkı, dini, geleneği, prensipleri ve şartları farklı. Size sorunlarıyla gelen arkadaşınıza onun hayata bakış açısıyla bakarsınız. Kendinizi tamamen onun yerine koyarsınız. Örneğin bir yehova şahidi arkadaşınıza, neden doktora gıdip kan vermiyorsun yerine ‚evet, seni anlıyorum, dinin gereği kan vermek günah, istersen birlikte başka yollar düşünelim, dersiniz. 2.nci örnek: son derece hür yaşayan arkadaşınız veya bir komşunuz size bir sürü şey anlatır, aglar sızlar. Böyle birine siz akıl vermeye kalkışıp yanlış yaşama bicimin var, başına her ne geldiyse aşırı hür olmandan geliyor demek yerine şunu dediğiniz anda iş değişir: her ne yapıyorsan dikkat et kendine,hayatını yaşamak istiyorsun biliyorum, ama yeterki mutlu ol.

    Akıl veren değilde tamamen anlayışlı kendini karşı tarafın yerine koyabilen, onun sorunlarına o anlık bile olsa bürünebilen kişi en nadir bulunan empati türünden olsa gerek. Bunu metod olarak uygulamak değilde tamamen otantık biçimde yaparsanız karşı taraf kendini ciddiye alınmış hisseder ve rahatlar.

    Toparlayacak olursak genelleme yapanlar, ben.merkezli olanlar ve sen.merkezli ler arasında sonuncusu daha çok rağbet görmektedir. Ne varki en zor olanı odur, toplumda en az yaygınıda odur. Bir atasözüyle olayı cözmek, karşı tarafı yargılamak, akıl vermek, bilmişlik taslamak daha kolaydır.

    Ve en başta tarif ettiğimiz gibi empati sahibi olumlunun yanında karşı tarafa olumsuz etkide yapabilir. Mutlu bi insanla karşılaşırken oda mutlu olur ve geri yansıtır, sorun olmaz ama mutsuz dert küpü bi insanda bunu ona yansıtınca işler karışır. Bu yüzden positif insanların yanında yer almak durumunda kalır, cünkü diğerlerine zarar verir hatta onlara oldukca itici gelir.

    Peki siz hangi tür empati sahibisiniz?

    Kaynak: http://integrationsblogger.de/empati-ile-ilgili-biraz-kafa-yoralim/?lang=TR
    14 Mayıs 2012
    #4
soru sor