Fuzuli - Su Kasidesi Söz Sanatları

İsimli konu WH 'Edebiyat - Türkçe' kategorisinde, ¦Żακκυм¦ üyesi tarafından 27 Ağustos 2011 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Fuzuli - Su Kasidesi Söz Sanatları. Fuzuli - Su Kasidesi Söz Sanatları fuzulinin su kasidesi söz sanatları - Edebi Sanatlar Açısından İnceleme - fuzulinin şiirindeki söz sanatları -... Edebiyatta SÖZ Sanatları..!! Söz Sanatları - 1 ...

  1. Fuzuli - Su Kasidesi Söz Sanatları
    fuzulinin su kasidesi söz sanatları - Edebi Sanatlar Açısından İnceleme - fuzulinin şiirindeki söz sanatları - fuzulinin şiirlerinin açıklaması


    Edebi incelemesi

    KASÎDE DER NA’T-I HAZRET-İ NEBEVÎ
    SU KASİDESİ İNCELEMESİ



    Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su
    Kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çare su

    Anlamı: Ey göz gönlümdeki ateşlere gözyaşından su saçma, çünkü bu derece tutuşmuş olan ateşlere su fayda etmez.

    Söz sanatları

    Mübalağa: Gönüldeki ateşlerin su ile söndürülemeyecek kadar çokolması. Su her şeyi söndürür.

    Tezat: Od, ateş demektir. Aşkın verdiği ızdıraptan kaynaklanan bir ateştir bu. Su ile ikisinin bir arada kullanılması tezat oluşturur.

    Mecaz: Od kelimesi ateş anlamına gelir. Metinde gerçek anlamının dışına taşarak aşk ateşi anlamında kullanılmıştır.

    Yorumu: Şair aşkın verdiği acıyla içinde sevgilinin hasretinin büyüdüğünden, bu hasretin, bu ayrılığın kendisini perişan ettiğinden, yüreğinin yandığından bahsediyor. Bu acılar içerisinde bir çıkış yolu arıyor. İçindeki yangını söndürmek telaşındadır. Bunu söndürmek için gözyaşına başvuruyor. Ancak bu ateş gözyaşıyla sönmez. Bilakis gözyaşı aşkın acısını artırır. Gözyaşı tuzludur. Tuz ise yakıcı ve ateşi artırıcıdır. Yüreğe inen her damla gözyaşı bu acının dinmesine değil artmasına vesile olacaktır.

    Kelimeler:
    eşk: gözyaşı
    od: ateş

    Ab-gundur günbed-i devvar rengi bilmezem
    Ya muhit olmuş gözümden günbed-i devvara su
    Anlamı: Şurada dönen gökkubbenin rengi su rengi midir, yoksa gözümden akan yaşlar, gözümden akan sular gökkubbeyi mi kaplamıştır, bilmiyorum.

    Söz Sanatları:

    Tecahül-i Arif: Şair gökyüzünün neden mavi olduğunu biliyor ancak bilmemezlikten geliyor. Bildiğini bilmemezlikten gelme sanatı olan tecahül-i arif yapmış oluyor.

    Mübalağa: Hiç kimsenin gözyaşı gökyüzünü kaplayamaz, bu mümkün değildir. Böylece olayı abartmış olduğundan mübalağa sanatı gözükmektedir.

    Hüsn-i Talil: Şairin gökyüzünün mavi rengini gözyaşlarından aldığına inanması, gözyaşlarının renk verdiğini söylemesi güzel neden göstermedir.

    Yorumu: Burada tasvir olunan şair sürekli ağlamaktadır. Gözü yaşlıdır. Ağlarken gökyüzüne bakar ve onun su renginde olduğunu görür. O zaman gözyaşları ile gökyüzünün rengi arasında bir ilişki kurar. Bunu da söz sanatlarıyla destekler.

    Kelimeler:
    Ab-gun: Su rengi
    Günbed-i devvar: Dönen gökkubbe
    Muhit: çeviren

    Zevk-i tiğundan aceb yoh olsa gönlüm çak çak
    Kim mürur ilen bırağur rahneler divara su

    Anlamı: Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da gelip geçerken duvarda yarıklar açar.

    Söz Sanatları:

    Açık istiare: Tiğ kelimesi ile açık istiare yapılıyor. Tiğ kılıç demektir. Ancak kastetilen kılıç değildir. Sevgilinin bakışıdır. Burada şair senin kılıç gibi keskin bakışın demek istemiştir. Ancak bunu tam bir benzetme olarak söylemeyerek sadece kendisine benzetileni kullanarak ifade etmiştir. Sadece kendisine benzetilenin kullanıldığı benzetmelere biz açık istiare adını veriyoruz.

    Leff ü Neşr: Bu sanat bir dizede söylenen sözcüklerin anlam (eş anlamlılık, zıt anlamlılık, benzerlik…) yönünden bir sonraki söylenen dizedeki bazı sözcüklerle ilişkilendirilmesi sanatıdır. Bu şiirde tiğ ile su arasında kılıçın su ile sertleştirilmesi bakımından bir ilişki vardır. Burada bu sanat yapılmıştır. Gönül ile divar arasında ise kılıçın geçtiği yer olmaları bakımından bir ilişki vardır. Çak ve rahne ise kılıçın verdiği zarardır. Yine bu kelimeler arasında bir ilişki vardır. Böylece bu kelimeler arasında Leff ü Neşr sanatı yapılmıştır.

    Tenasüp: Tiğ, su, rahne, çak, divar, gönül kelimeleri arasında tenasüp sanatı yapılmıştır.

    Yorumu: Burada sevgili bakışlarıyla aşığı kendinden geçiriyor. Sevgilinin her bakışı aşığın daha çok aşık olmasına sebep oluyor. Sevgilinin bakışının keskin kılıç gibi olması divan edebiyatında ilk defa kullanılmıyor. Değişik divan şiirlerinde sevgilinin bakışı oka, mızrağa … benzetilmektedir. Ve bu nesneler sert ve kesicidir. Sevgilinin bakışı da burada gönlü kesip atıyor. Parça parça ediyor. Aslında aşık zevk-i tiğundan derken kılıcının zevkinden diyor. O zaman buradan yola çıkarak aşığın sevgilinin verdiği acıdan zevk aldığı sonucuna ulaşabiliriz. Sevgilinin aşığa bakması onunla az da olsa ilgilenmesidir. Bundan zevk almayacak aşık yoktur.

    Kelimeler:
    tiğ: kılıç
    çak çak: parça parça
    mürur: geçme
    rahne: gedik, yarık

    Vehm ilen söyler dil-i mecruh peykanun sözin
    İhtiyat ile içer her kimde olsa yara su

    Anlamı: Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi yaralı gönlümde senin ok temrenine benzeyen kirpiklerinin sözünü korkarak söyler.

    Söz Sanatları:

    Açık istiare: Peykan okun, mızrağın ucu temreni demektir. Burada sevgilinin kirpikleri kastetilmektedir. Kirpikte ok, mızrak gibi keskin, serttir. Burada okun temreni gibi sert kirpiklerin demek istenmiştir. Benzetmenin diğer öğeleri söylenmediği için haliyle istiare sanatı yapılmıştır.

    Leff ü Neşr: Vehm ile söylemek (çekinerek söylemek), ihtiyat ile içmek (tedbirli içmek), dil-i mecruh (gönül yarası), yara , peykan (okun ucundaki sivri demir-deminde dediğimiz gibi su ile sertleştirilir.) su sözcükleri arasında yapılmış bir sanattır.

    İrsal-i Mesel: Eski bir gelenek olan iç yarası olan hastalara su içirilmemesinden dolayı bu sanat yapılmıştır.

    Anlamı: Burada aşık olan kişi sevgilinin bakışını korkarak anıyor. Bu korkuyla eskiden içinde yara olan insanlar arasında bağlantı kuruyor. Eski tıpta içinde yara olan insanlara su içirilirken çok dikkat edilirdi. Hatta bir pamuk parçası ile dudaklarını ve ağzını ıslattıkları bilinmektedir. Burada bu inanca işarette edilmektedir. Şair, nasıl iç yarası olan hastalara su içirmek için tedbirli davranıyorlarsa ben de senin kirpiklerinin korkusundan ihtiyatla davranıyorum. Edebiyatımızda kirpik oka benzetilir. Ve bu aşığın gönlüne atılan, kalbine atılan oktur. Aşık kendisini bu ok darbelerinden korumak istemektedir. Ancak ne yaparsa yapsın buna engel olamayacaktır. Aslında demin de dediğimiz gibi bundan hoşnuttur aşık.

    Kelimeler:
    Vehm: Korku
    Mecruh: Yaralı
    Peykan: Okun ucundaki sivri demir
    İhtiyat: Tedbir

    Suya virsün bağban gülzarı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gülzara su
    Anlamı: Bahçıvan gül bahçesini sele versin, boş yere zahmet çekmesin; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.

    Söz Sanatları:

    Teşbih: Sevgilinin yüzünün güle benzetilmesinden dolayı

    Hüsn-i Talil: Bahçıvanın görevi gül yetiştirmektir. Yaptığı işi yapmasına güzel bir sebep olarak sevgilinin yüzü kadar güzel bir gül yetiştirmeyi göstermektedir.

    Tenasüp: Birbirleriyle anlam ilişkisi olan bağban, gülzar, gül, su gibi kelimeler kullanılarak bu sanat yapılmıştır.

    Yorumu: Şair burada sevgilisini övmektedir. Bahçıvan bahçede güzel gül yetiştirmek için uğraşmasın boşuna uğraşmış olur. Çünkü en güzel gül sensin. Bahçıvanın senin kadar güzel bir gül yetiştirmesi mümkün değildir. Dünyada senden daha güzel hiç kimse yoktur. Bahçıvan bağbanı sele versin. Boşuna uğraşmasın.
    Ayrıca burada Peygamber Efendimiz bir gül olarak düşünülebilir. Zaten gül Peygamberimizin sembolüdür. Efendim, bahçıvan boşuna uğraşmasın, senin gibi bir gülün tekrar dünyaya gelmesi, yaratılması mümkün değildir, sen teksin, sen güzelsin gibi bir ifade de sezilmektedir.

    Kelimeler:
    Bağban: bahçıvan
    Gülzar: gül bahçesi
    Tek: gibi (edat), eşi benzeri olmayan

    Ohşadabilmez gubarını muharrir hattına
    Hame tek bahmahdan inse gözlerine kara su

    Anlamı: Hattatın gözlerine bakmaktan kalem gibi karasu inse de gubari yazısını senin yüzündeki tüylere benzetemez.

    Söz Sanatları:

    Teşbih: Yüzdeki tüyler gubari hatta benzetilmiştir.

    Tezat: Mürekkebin karalığı ile kağıdın beyaz rengi arasında zıtlık vardır. Bakmak ve kör olmak arasında da zıtlık vardır.

    Tenasüp: gubar, hat, muharrir, hame kelimeleri arasında birbirlerine anlamca yakınlık vardır.

    Mecaz-ı Mürsel: Gözlere kara sular inmesi deyimiyle yapılmıştır.

    Yorumu:Eski edebiyatımızda sevgilinin yüzü Mushaf’a, kitap sayfasına benzetilir. Çünkü sevgilinin yüzü bembeyaz, parlak, pürüzsüz bir yüzdür. Hattatlar da beyaz bir kağıda pürüzsüz olarak hat yapmaktadırlar. Sevgilinin yüzünde ayva tüyleri adını verdiğimiz ince, sarımsı tüyler vardır. Bu tüyler ince ve narindir. Asla sevgilinin güzelliğini bozmaz.

    Buradaki hattat sürekli parlak bir kağıda bakmaktadır. Ancak kağıdın parlaklığı hattatın gözlerinin bozulmasına hatta kör olmasına sebep olmaktadır. Hat sanatı çok ince bir sanattır. Maçlarda futbolcuların ışığın parlaklığından veya karın beyazlığından kaçmak için gözlerine kömür sürmeleri bundandır. Gözlerinin bozulmasını önlemek içindir.

    Buradaki hattat insan yüzündeki tüylerin inceliğinde ve güzelliğinde bir yazı yazmak ister ama bunu başarması mümkün değildir. Kör oluncaya kadar dahi yazsa bunu başaramaz. Çünkü insan yüzündeki tüylerin inceliğinde ve güzelliğinde bir hat sanatı meydana getirmek imkansızdır.

    Arızun yadıyla nemnak olsa müjganum nola
    Zayi olmaz gül temennasıyla virmek hara su

    Anlamı: Yanağını hatırladıkça kirpiklerim ıslansa bundan ne çıkar. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Zira gül elde etmek için dikene su vermek boşa gitmez.

    Söz Sanatları:

    Benzetme: Yanak güle benzetilmiştir. Kirpikte gül ağacının dikenlerine

    Leff ü Neşre: Arız-gül, yad-temenna, nem-nak-su, müjgan-har kelimeleri arasında

    Yorumu: Şimdi buradaki aşık kirpiklerim ıslandıkça derken ağladığını ima etmektedir. Çünkü aşık ağladıkça sevgilisine ulaşmanın mümkün olacağını söylemektedir. Dikene gül elde etmek için su vermek nasıl boşa gitmezse güzel yüzünü gül yüzünü görmek için ağlamam da boşa gitmeyecektir. Çünkü sonunda benim gözyaşlarıma dayanamazsın. Bana kendini gösterirsin demek istemektedir.

    Burada olayın başka bir boyutu ise aşık güle kavuşmak istemektedir. Aşığın ağlamaktan kan çanağına dönen gözleri gül rengine dönecektir. Sevgilinin yanağı da gül olduğuna göre aşık böylece gül yüze gözlerinin içinde de olsa kavuşmuş olacaktır.

    Kelimeler:
    Arız: yanak
    Nem-nak: nemli
    Müjgan: kirpikler
    Temenna: temenni etmek

    Gam güni itme dil-i bimardan tigun dirig
    Hayrdur virmek karanu gicede bimara su
    Anlamı: Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    Söz Sanatları:

    Açık İstiare: Sevgilinin bakışı keskin kılıca benzetilmektedir

    İrsal-i mesel: Geceleyin hastaya su vermek sevaptır sözünde vardır.

    Leff ü neşr: gam güni-karanu gece, dil-i bimar- bimar, tiğ-su… kelimeleri arasında leff ü neşr yapılmaktadır.

    Yorumu:Şair, sevgilisine sesleniyor. Ben bu gün üzüntülüyüm diyor. En azından gamlı olduğum bugün bari bakışını benden esirgeme, benimle azıcık ilgilen diye sesleniyor. Eğer benimle ilgilenirsen çok mutlu olacağım. Karanlık bir gecede hasta yatağında yatan birine su vermiş kadar sevap kazanırsın demek istiyor.

    Karanlık gecede hastaya su vermek sevaptır. Çünkü tüm insanlar gece hastaları dahi olsa uyurlar. Oysa acıları ile baş başa kalan hastanın kendisidir. İnsanlar için geceleyin yatağından kalkmak ve hasta biriyle ilgilenmek bir külfettir. Bu külfete katlanan kişi Allah katında da sevaplanır. Hastayla ilgilenmek sevaptır.
    Şair, sevgilisinden bakışını isterken bunun bir sebebi daha vardır. Hasta olan insana su verilir. Sevgilinin kılıca benzeyen bakışında da tedavi edici bir özellik vardır. Kılıç su ile sertleştirildiğinden (yapım aşamasında) ayrıca tedavi edici özellik kazanmış olur.

    Kelimeler:
    Bimar: hasta
    Dirig: esirgeme

    İste peykanın gönül hecrinde şevkum sakin it
    Susuzam bir kez bu sahradan menüm-çün ara su
    Anlamı: Gönül! Ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve ayrılığında özlemimi yatıştır; susuzum, bu çölde bir defa da benim için su ara.

    Söz Sanatları:

    Teşhis: Gönlün sevgilinin kirpiklerini istemesi ve özlem gidermesi, su araması

    Açık istiare: Peykan kelimesi ile yapılmıştır. (Peykan gibi keskin bakış)

    Tezat: Sahra-su, şevk ve susuzam

    Leff ü Neşr: Peykan-su, şevk-susuzluk

    Yorumu: Bu beyitte gönül ayrı bir varlık olarak düşünülmüştür. Oysa gönül aşığa aittir. Gönlün kendisi için sevgiliden ok temrenine benzeyen kirpiklerini istemesini istemektedir. Çünkü bu şekilde kendisini mutlu hissedecektir. Ayrıca önceden de bahsettiğimiz üzere peykan suyu barındırmaktadır. Su ile tedavi edici özelliğe sahiptir. Şair böylece susuzluğunun da gideceğini söylemektedir. Sevgiliden uzaktır şair. Ve ona ihtiyacı vardır. Gönlün aşk çölünde susuz kalan kendisi için su aramasını istemesi ise aşkın ateşinden kaynaklanmaktadır.

    Kelimeler:
    Peykan: Okun ucundaki sivri demir
    Hecr: Ayrılık
    Şevk: Şiddetli arzu

    Men lebün müştakıyam zühhad Kevser talibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelür huş-yara su
    Anlamı: Ben dudağını özlüyorum, Sofular da Kevser istiyorlar. Nitekim sarhoşa şarap içmek aklı başında olana da su içmek hoş gelir.

    Söz Sanatları:

    Tezat: Zahid ile aşık, su ve şarap, mest ile huş-yar kelimeleri arasında zıtlık vardır.

    İrsal-i mesel: Sarhoşa içki içmek, ayık insana su içmek hoş gelir.
    Leff ü Neşr: Leb ile mey, su ile Kevser kelimeleri arasında bu sanat yapılmıştır.

    Yorumu:Şair burada ben senin dudaklarını özlüyorum. Oysa zahidler sadece Cenneti ve onun sembollerinden olan Kevseri istiyorlar. Burada Fuzuli dünyevi zevkler peşindedir. Aşık aklı ile hareket etmez. Sarhoştur. Aşk sarhoşudur. Dudak ile şarap arasında renk bakımından bağlantı vardır. İkisi de kırmızıdır. Aşık o yüzden sevgilinin dudağına benzeyen şarabı özler. Belki de hasretini bu şekilde giderebileceğini düşünür. Zahidler sarhoşluğun ne olduğunu bilmezler. Şair zahidlerin zıddı bir düşünce içinde olduğunu vurgulamak istemiştir. Onlar sadece Allah’a kavuşmayı isterken ben ise sevgilinin dudağına kavuşmayı istiyorum der. Burada aslında Fuzuli küfre düşmüştür. (Her ne kadar buna inanmasak da…)

    Kelimeler:
    Leb: Dudak
    Müştak: Özleyen
    Zühhad: Zahidler, dinin emirlerine çok bağlı olanlar…
    Kevser: Cennette bir ırmağın adı
    Huş-yar: Akıllı
    Mey: Şarap

    Ravza-i kuyuna her dem durmayup eyler güzar
    Aşık olmuş galiba ol serv-i hoş reftara su
    Anlamı: Su senin mahallenin bahçesine doğru durmaksızın akar gider. Galiba o hoş yürüyüşlü serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş,

    Söz Sanatları:

    Teşhis: Suyun sevgiliye aşık olması

    Hüsn-i talil: Su o hoş salınışlı serviye aşık olduğu için bahçeye doğru akar denmesi

    Teşbih-i beliğ: Ravza-i kuy

    Açık istiare: Servi

    Yorumu: Burada su kişileştirilmiştir. Ancak şair burada galiba kelimesini de kullanmaktadır. Yani suyun serviye aşık olduğundan emin değildir. Servi sulak yerlerde yetişir. Burada suyun amacı servinin mahallesine doğru akmak ve serviye ulaşmak. Burada aşık olan sudur. Ki aşık için en mutlu olan şey sevgilisiyle ayrılmamak kavuşmaktır. Suyun serviye ulaşması demek ona kavuşması demektir. Ravza cennet demektir. O zaman sevgilinin bulunduğu yerde cennettir. Servi uzun, ince, narin bir ağaçtır. Bu özelliğiyle sevgilinin boyunu ifade etmektir. Burada tasvir edilen sevgili uzun boyludur. Ve beyit sevgilinin boyu üzerine oturtulmuştur.

    Kelimeler:
    Ravza: Bahçe, cennet
    Kuy: Mahalle, işlek yol
    Güzar: Geçme
    Reftar: Gitme, yürüme

    Su yolın ol kuydan toprağ olup dutsam gerek
    Çün rakibümdür dahı ol kuya koyman vara su
    Anlamı: Toprak olup su yolunu o mahalden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, o yere varmaya bırakmam.

    Söz Sanatları:

    Teşhis: Suyun şairin sevgilisine aşık olması

    Toprak olmak: Ölmek ve suyun yoluna set olmak anlamlarında tevriye

    Tenasüp: Su yolu, set olmak, koymamak ve su kelimeleri arasında




    alinti.

    Suya virsün bağban gülzarı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gülzara su
    Anlamı: Bahçıvan gül bahçesini sele versin, boş yere zahmet çekmesin; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.

    Söz Sanatları:

    Teşbih: Sevgilinin yüzünün güle benzetilmesinden dolayı

    Hüsn-i Talil: Bahçıvanın görevi gül yetiştirmektir. Yaptığı işi yapmasına güzel bir sebep olarak sevgilinin yüzü kadar güzel bir gül yetiştirmeyi göstermektedir.

    Tenasüp: Birbirleriyle anlam ilişkisi olan bağban, gülzar, gül, su gibi kelimeler kullanılarak bu sanat yapılmıştır.

    Yorumu: Şair burada sevgilisini övmektedir. Bahçıvan bahçede güzel gül yetiştirmek için uğraşmasın boşuna uğraşmış olur. Çünkü en güzel gül sensin. Bahçıvanın senin kadar güzel bir gül yetiştirmesi mümkün değildir. Dünyada senden daha güzel hiç kimse yoktur. Bahçıvan bağbanı sele versin. Boşuna uğraşmasın.
    Ayrıca burada Peygamber Efendimiz bir gül olarak düşünülebilir. Zaten gül Peygamberimizin sembolüdür. Efendim, bahçıvan boşuna uğraşmasın, senin gibi bir gülün tekrar dünyaya gelmesi, yaratılması mümkün değildir, sen teksin, sen güzelsin gibi bir ifade de sezilmektedir.

    Kelimeler:
    Bağban: bahçıvan
    Gülzar: gül bahçesi
    Tek: gibi (edat), eşi benzeri olmayan

    Ohşadabilmez gubarını muharrir hattına
    Hame tek bahmahdan inse gözlerine kara su

    Anlamı: Hattatın gözlerine bakmaktan kalem gibi karasu inse de gubari yazısını senin yüzündeki tüylere benzetemez.

    Söz Sanatları:

    Teşbih: Yüzdeki tüyler gubari hatta benzetilmiştir.

    Tezat: Mürekkebin karalığı ile kağıdın beyaz rengi arasında zıtlık vardır. Bakmak ve kör olmak arasında da zıtlık vardır.

    Tenasüp: gubar, hat, muharrir, hame kelimeleri arasında birbirlerine anlamca yakınlık vardır.

    Mecaz-ı Mürsel: Gözlere kara sular inmesi deyimiyle yapılmıştır.

    Yorumu:Eski edebiyatımızda sevgilinin yüzü Mushaf’a, kitap sayfasına benzetilir. Çünkü sevgilinin yüzü bembeyaz, parlak, pürüzsüz bir yüzdür. Hattatlar da beyaz bir kağıda pürüzsüz olarak hat yapmaktadırlar. Sevgilinin yüzünde ayva tüyleri adını verdiğimiz ince, sarımsı tüyler vardır. Bu tüyler ince ve narindir. Asla sevgilinin güzelliğini bozmaz.

    Buradaki hattat sürekli parlak bir kağıda bakmaktadır. Ancak kağıdın parlaklığı hattatın gözlerinin bozulmasına hatta kör olmasına sebep olmaktadır. Hat sanatı çok ince bir sanattır. Maçlarda futbolcuların ışığın parlaklığından veya karın beyazlığından kaçmak için gözlerine kömür sürmeleri bundandır. Gözlerinin bozulmasını önlemek içindir.

    Buradaki hattat insan yüzündeki tüylerin inceliğinde ve güzelliğinde bir yazı yazmak ister ama bunu başarması mümkün değildir. Kör oluncaya kadar dahi yazsa bunu başaramaz. Çünkü insan yüzündeki tüylerin inceliğinde ve güzelliğinde bir hat sanatı meydana getirmek imkansızdır.

    Arızun yadıyla nemnak olsa müjganum nola
    Zayi olmaz gül temennasıyla virmek hara su

    Anlamı: Yanağını hatırladıkça kirpiklerim ıslansa bundan ne çıkar. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Zira gül elde etmek için dikene su vermek boşa gitmez.

    Söz Sanatları:

    Benzetme: Yanak güle benzetilmiştir. Kirpikte gül ağacının dikenlerine

    Leff ü Neşre: Arız-gül, yad-temenna, nem-nak-su, müjgan-har kelimeleri arasında

    Yorumu: Şimdi buradaki aşık kirpiklerim ıslandıkça derken ağladığını ima etmektedir. Çünkü aşık ağladıkça sevgilisine ulaşmanın mümkün olacağını söylemektedir. Dikene gül elde etmek için su vermek nasıl boşa gitmezse güzel yüzünü gül yüzünü görmek için ağlamam da boşa gitmeyecektir. Çünkü sonunda benim gözyaşlarıma dayanamazsın. Bana kendini gösterirsin demek istemektedir.

    Burada olayın başka bir boyutu ise aşık güle kavuşmak istemektedir. Aşığın ağlamaktan kan çanağına dönen gözleri gül rengine dönecektir. Sevgilinin yanağı da gül olduğuna göre aşık böylece gül yüze gözlerinin içinde de olsa kavuşmuş olacaktır.

    Kelimeler:
    Arız: yanak
    Nem-nak: nemli
    Müjgan: kirpikler
    Temenna: temenni etmek

    Gam güni itme dil-i bimardan tigun dirig
    Hayrdur virmek karanu gicede bimara su
    Anlamı: Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    Söz Sanatları:

    Açık İstiare: Sevgilinin bakışı keskin kılıca benzetilmektedir

    İrsal-i mesel: Geceleyin hastaya su vermek sevaptır sözünde vardır.

    Leff ü neşr: gam güni-karanu gece, dil-i bimar- bimar, tiğ-su… kelimeleri arasında leff ü neşr yapılmaktadır.

    Yorumu:Şair, sevgilisine sesleniyor. Ben bu gün üzüntülüyüm diyor. En azından gamlı olduğum bugün bari bakışını benden esirgeme, benimle azıcık ilgilen diye sesleniyor. Eğer benimle ilgilenirsen çok mutlu olacağım. Karanlık bir gecede hasta yatağında yatan birine su vermiş kadar sevap kazanırsın demek istiyor.

    Karanlık gecede hastaya su vermek sevaptır. Çünkü tüm insanlar gece hastaları dahi olsa uyurlar. Oysa acıları ile baş başa kalan hastanın kendisidir. İnsanlar için geceleyin yatağından kalkmak ve hasta biriyle ilgilenmek bir külfettir. Bu külfete katlanan kişi Allah katında da sevaplanır. Hastayla ilgilenmek sevaptır.
    Şair, sevgilisinden bakışını isterken bunun bir sebebi daha vardır. Hasta olan insana su verilir. Sevgilinin kılıca benzeyen bakışında da tedavi edici bir özellik vardır. Kılıç su ile sertleştirildiğinden (yapım aşamasında) ayrıca tedavi edici özellik kazanmış olur.

    Kelimeler:
    Bimar: hasta
    Dirig: esirgeme
    27 Ağustos 2011
    #1
soru sor