İç kuvvetler kaça ayrılır?

İsimli konu WH 'Soru Cevap' kategorisinde, Misafir üyesi tarafından 2 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: İç kuvvetler kaça ayrılır?. iç kuvvetler kaça ayrılır.coğrafya Mezhep Nedir ? Kaça Ayrılır ? Kişilik Bozuklukları Kaça Ayrılır? ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    iç kuvvetler kaça ayrılır.coğrafya
    Sponsorlu Bağlantılar
    2 Temmuz 2010
    #1
  2. İÇ KUVVETLER



    Soru: İç kuvvetler ne demektir?
    Cevap: Yeryüzü şekillerinin meydana gelmesi, yer kabuğunun bazı kuvvetlerinin etkisi altında hareket etmesinin bir sonucudur. Bunlara yer kabuğu hareketleri ya da tektonik hareketler denir. Bu hareketlere yol açan enerjinin kaynağı ise, yer yuvarlağının içinde depolanmış olan enerjidir. Buna göre, enerjisini Yer’in derinliklerinden alan ve yeryüzünün şekillenmesinde olumlu etkiye sahip yapıcı kuvvetlere iç kuvvetler denir.

    Soru: İç kuvvetler kaça ayrılır?
    Cevap: a) Dağ oluşumu hareketleri (Orojenez)
    b) Kıta oluşumu hareketleri (Epirojenez)
    c) Volkanik hareketler (Volkanizma)
    d) Seizma hareketleri (Depremler)

    Soru: Konveksiyon akımları ne demektir? Etkileri nelerdir?
    Cevap: Mantonun alt kısmı ile üst kısmı arasında sıcaklık farkı bulunmaktadır. Bu durum, mantoda dikey yönlü hareketlere neden olur. Bu hareketlere konveksiyon akımları denir. Konveksiyon akımları, aynı zamanda üzerindeki yer kabuğunu da hareket ettirmektedir. Böylece üzerinde yaşadığımız kara kütleleri çok yavaş bir hareketle yer değiştirmektedir.

    Soru: Kıtaların kayması teorisi (Wegener Teorisi) ne demektir?
    Cevap: Bu teoriye göre; kıtalar, önce tek parça halindeydi. Pangea adı verilen bu kütle zamanla koparak büyük parçalar halinde birbirinden uzaklaştı. Mantodaki harekete bağlı olarak birbirinden uzaklaşan bu kara kütleleri arasındaki boşluklara da sular dolarak okyanus ve denizleri oluşturdu.
    Soru: Tabla tektoniği teorisi ne demektir?
    Cevap: Kıtaların kayması teorisinin geliştirilmiş şekli olan bu teoriye göre; yer kabuğu, plaka ya da levha adı verilen yedi büyük ve birçok küçük parçadan oluşmaktadır. Bu levhaların bir kısmını kıtalar bir kısmını da okyanus
    tabanları oluşturmaktadır. Bunlar mantodaki konveksiyon akımlarının etkisiyle hareket etmektedir. Levhaların birbirinden uzaklaşmasıyla yer kabuğundaki yarılmalar gerçekleşir, okyanus tabanları genişler. Bu yarıklardan sokulan magma, soğuyarak okyanus sırtlarını oluşturmaktadır. Çıkan lavlardan bir kısmı, bazen üst üste birikerek su yüzeyine çıkar ve adaları oluşturur. Birbirine yaklaşan levhalar belirli yerlerde çarpışır. Çarpışma bölgesinde sıkışma, kıvrılma ve kırılmalar meydana gelir. Bunlardan yoğunluğu fazla olan levha diğerinin altına dalar. Kıvrılma ve kırılma hareketleriyle sıradağlar oluşur. Ayrıca bu bölgelerde volkanik olaylar ve depremler meydana gelir.
    2 Temmuz 2010
    #2
  3. İÇ KUVVETLER
    A. DAĞ OLUŞUMU HAREKETLERİ (OROJENEZ)
    1. Kıvrılma
    Akarsular, Rüzgarlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin aşındırdığı maddeler, yer kabuğunun büyük çukurluklarında biriktirilir. Bu çukurluklara jeosenklinal adı verilir.
    Jeosenklinallerde biriktirilen tortul maddeler, çeşitli yan basınçlara uğrarlarsa kıvrılarak deniz yüzeyine çıkarlar. Böylece yeryüzünün büyük kıvrım dağları oluşmuş olur. Kıvrılma sonucunda yüksekte kalan kesimlere antiklinal,senklinal denir.
    [​IMG]
    Avrupa’da Alp’ler, Asya’da Himalaya’lar, Türkiye’de Toros ve Kuzey Anadolu Dağları bu tür hareketlerle meydana gelmişlerdir.

    2. Kırılma
    Yer kabuğunun eskiden beri kara haline geçmiş, katılaşmış kısımları, yan basınçlara uğradığı zaman bükülüp katlanamazlar. Bu nedenle, bu gibi yerlerde kıvrılmalar yerine kırıklar meydana gelir. Kırıkların iki yanındaki kısım birbirine göre yer değiştirirse, bu özellikteki kırığa fay denir. Kırılma sonucunda yüksekte kalan kesimlere horst, alçakta kalan kesimlere de graben denir.
    [​IMG]
    Türkiye’de, en yaygın horst ve graben sistemi Ege Bölgesi’nde bulunmaktadır.

    TÜRKİYE'DEKİ FAY HATLARI
    [​IMG]
    Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF): Saroz Körfezi’nden başlar, Marmara Denizi, Sapanca Gölü, Adapazarı, Tosya ve Erzincan üzerinden Van Gölü kuzeyine kadar uzanır.
    Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF): Hatay grabeninden başlar, K. Maraş, Adıyaman, Malatya ve Elazığ ovalarından geçerek Bingöl’e kadar sokulur.
    Batı Anadolu Fay Hattı (BAF): Ege Bölgesi’nde, kuzeyden güneye doğru uzanan çok sayıdaki fay hatlarından oluşur.
    Fay hatları, yer kabuğunun zayıf ve hareket halindeki bölgeleridir. Volkanik sahalar, genç kıvrım dağları ve deprem alanlarının uzanışı fay hatlarıyla paralellik gösterir.

    B. KITA OLUŞUMU HAREKETLERİ (EPİROJENEZ)
    Kara ve denizlerde düşey doğrultudaki alçalma yükselme hareketlerine epirojenez denir. Başka bir ifade ile, yer kabuğunun geniş alanlı yaylanma hareketleridir.
    Farklı yoğunluktaki yer kabuğu parçaları manto üzerinde dengeli bir biçimde dururlar. Bu olaya izostazi, dengeye ise izostatik denge denir. Herhangi bir yerde epirojenez olayının olabilmesi için, izostatik dengenin bozulması gereklidir.
    İzostatik dengeyi bozan yukarıdaki olaylar sonucu karalar hafiflemekte ve yükselmektedir. Karalar yükselince deniz seviyesi gerilemekte, deniz altındaki alanlar kara haline gelmektedir. Bu şekilde, deniz seviyesinin alçalması olayına regresyon denir.
    Karalardaki, lAvlar, birikmeler, buzullaşma, vb. olaylar sonucunda da karaların yükü artmakta ve ağırlaşarak ya da iç kuvvetlerin etkisiyle çökmektedir.
    Bu alçalma sonucunda denizler karalara doğru ilerlemekte ve kara parçaları sular altında kalmaktadır. Bu şekilde, deniz seviyesinin yükselmesi olayına da transgresyon adı verilir.
    Epirojenik hareketlere örnek olarak, İskandinav Yarımadası ve Kanada verilebilir. Buzul çağında buralarda 1 – 2 km kalınlığında bir buz tabakası vardı. Sonradan buzullar eriyince, karaların üzerindeki yük azaldı ve mağmaya doğru gömülen bu kara parçaları tekrar yükselmeye başladı. Bu yükselme, günümüzde de yavaş yavaş devam etmektedir.
    Epirojenik hareketler, Türkiye’de de olmaktadır. Anadolu milyonlarca yıldır yükselmekte, buna karşılık Karadeniz ve Doğu Akdeniz havzaları çökmektedir. Buna bağlı olarak, çukurova Havzası ile Ergene Ovası hızlı bir çökme içine girmişler ve tortulanma alanı olmuşlardır.

    C. VOLKANİK HAREKETLER (VOLKANİZMA)
    Yer’in derinliklerinde bulunan mağmanın, yerkabuğunun zayıf kısımlarından yeryüzüne doğru yükselmesine volkanizma denir.
    Katı, sıvı ya da gaz halindeki maddelerin yeryüzüne çıktığı yere volkan ya da yanardağ, bu maddelerin çıkışına da püskürme denir. Püskürdüğü bilinen volkanlar etkin volkanlar, püskürdüğü bilinmeyen volkanlar da sönmüş volkanlar olarak adlandırılır.
    [​IMG]
    Volkanlardan çıkan akışkan maddelere lav, katı maddelere de volkan tüfü (proklastik maddeler) denir. Lavların ve tüflerin yeryüzüne çıkmak için izledikleri yola volkan bacası adı verilir. Yüzeye çıkan lav ve tüfün oluşturduğu yer şekline volkan konisi, koninin tepe kısmındaki çukur kısmına da volkan ağzı (krater) denilmektedir.
    Kraterlerin patlamalar ya da çökmelerle genişlemiş şekillerine kaldera denir. Volkanların şekli ve püskürme özellikleri çıkardıkları maddelere göre değişir. Volkanik etkinlikler bazen yalnızca gaz patlaması şeklindedir. Bu durumda patlama çukurları oluşur. İç Anadolu’da Karapınar ve Nevşehir dolaylarında bu tür patlama çukurları yaygındır. Bu patlama çukurları maar olarak adlandırılır.

    Türkiye’deki Volkanik Sahalar alçakta kalan kesimlere de
    • Doğu Anadolu Bölgesi’nde; Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Süphan, Tendürek ve Nemrut dağları
      İç Anadolu Bölgesi’nde; Erciyes, Hasandağı, Melendiz, Karadağ, Karacadağ ve Karapınar çevresi
      Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde; Karacadağ
      Kuzeybatı Anadolu’da; Köroğlu Dağları
      Akdeniz Bölgesi’nde; Hatay yakınında Hassa çevresi
      Ege Bölgesi’nde; Kula (Manisa) çevresi
    D. SEİZMA HAREKETLERİ (DEPREMLER)
    Yerkabuğundaki herhangi bir sarsıntının, çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki hareketine deprem denir.

    1. Volkanik depremler
    Volkanik püskürmeler esnasında görülen ve etki alanları dar olan depremlerdir.

    2. Çöküntü (Göçme) depremleri
    Kayatuzu, jips, kalker gibi kolay eriyebilen karstik sahalarda, zamanla yer altında büyük boşluklar oluşur. Bu boşlukların üstü bir müddet sonra çökerse sarsıntılar oluşur. Etki alanları en dar olan depremler bunlardır.

    3. Tektonik (Dislokasyon) depremler
    Yer kabuğunun derinliklerinde basınç ve gerilimler sonucu, katmanların yer değiştirme, oynama ve kırılma gibi hareketlerinin ortaya çıkardığı sarsıntılardır. Etki alanları en geniş olan ve en çok hasara neden olan depremler bunlardır.
    Depremin, yerin içinde oluştuğu kısmına iç merkez (hiposantr) denir. Depremin yeryüzüne en kısa yoldan ulaştığı yere de dış merkez (episantr) denir. Deprem bilimi sismoloji, deprem şiddetini ölçen alet de sismograf olarak adlandırılır.
    Depremlerin ne kadar kuvvetli olduğunu belirlemek için iki türlü ölçek kullanılır.


    • Richter (Rihter) ölçeği
      Mercalli - ***berg ölçeği (Şiddet Iskalası)
    Mercalli - ***berg ölçeği sarsıntının yol açtığı zarar ve değişikliklere göre düzenlenmiştir. Richter ölçeği ise, iç merkezde depremle boşalan enerjinin ölçülmesi esasına dayanır. Deprem sırasında boşalan bu enerjiye depremin büyüklüğü (magnitüdü) denir.
    Pasifik Okyanusu, Japonya çevresi, Antil Adaları, Doğu Hint Adaları, Akdeniz çevresi ve Amerika kıtalarının batı kesimleri yeryüzünde depremlerin en çok olduğu alanlardır.
    Buna karşılık, eski jeolojik devirlerde oluşan Doğu Avrupa, Kanada, Sibirya, Grönland Adası, Avustralya ve İskandinav Yarımadası’nda hemen hemen hiç deprem olmamaktadır.

    Türkiye’deki Deprem Alanları
    [​IMG]
    Türkiye nüfusunun % 60'a yakını, faal olan ve zarar verebilen deprem alanları üzerinde yerleşmiştir.
    Daha önce görülen Erzurum, Erzincan, Van, Bolu, çankırı, Tokat, Adapazarı, Kütahya, Burdur, Lice, Bingöl, Dinar, Ceyhan, Gölcük ve Düzce depremlerinin büyük oranda can ve mal kaybına neden olmasında, bu kentlerin fay hatları üzerinde yer almalarının önemli rolü olmuştur.
    Konya Ovası, Karaman, Mersin (Taşeli PlAtosu çevresi), Ergene Havzası ve Mardin Eşiği deprem bakımından tehlikesi az olan yerlerdir.

    3 Temmuz 2010
    #3
soru sor