İdris A.S

İsimli konu WH 'İslam ve Din Kültürü' kategorisinde, BLACKBEUTY üyesi tarafından 11 Temmuz 2009 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: İdris A.S. İdris A.S EY MUHAMMED!.. KİTAB'ta İDRİS'E DAİR SÖYLEDİKLERİMİZİ DE AN... ÇÜNKÜ O, DOSDOĞRU BİR PEYGAMBERDİ. ONU YÜCE BİR YERE YÜKSELTTİK" Meryem;... Hz. İDRİS (a.s) > İdris (a.s.) ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    İdris A.S

    EY MUHAMMED!.. KİTAB'ta İDRİS'E DAİR SÖYLEDİKLERİMİZİ DE AN...
    ÇÜNKÜ O, DOSDOĞRU BİR PEYGAMBERDİ.
    ONU YÜCE BİR YERE YÜKSELTTİK"
    Meryem; 56-57

    İdris aleyhisselam, insanlığın ilk devirlerinde ve tufandan önce yaşamıştır. Hemen her toplum, onun en büyük hatırasını, yani; "ölmeden önce göğe çekilmesini" çeşitli efsanelerde yaşatmaktadır. Dünyanın pek çok toplumuna ait efsanelerde aynen Tufan olayı gibi İdris aleyhisselamın hayatını çağrıştıran izlere rastlamak mümkündür. Bu durum, İdris aleyhisselamın, insanlığın henüz şafak vaktinde yeryüzünde görev yaptığını göstermektedir. Adem aleyhisselam ile İdris aleyhisselam arasında ismi bilinen sadece Şit aleyhisselam'dır.

    İdris aleyhisselam insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır. İnsanlara her alanda medeni ve insanca yaşamanın yollarını bizzat uygulayarak göstermiştir. Matematikten astronomiye pek çok bilim dalı onun sayesinde ortaya çıkmıştır.

    İnsanı bizzat insan eğitmiştir. Bu ise peygamberler vasıtasıyla olmuştur. Eğer insan eğitilmeseydi, vahşi dünya şartları karşısında yok olur giderdi. İnsanın yegâne mal varlığı zekasıdır. Bu zekayı eğiten ise Allahü teala olmuştur. İnsan zekası Allahü teala ile ancak peygamberler vasıtasıyla muhatap olabilmiştir. İnsan, her şeyi bütünüyle istismar edebildiği gibi, ilimleri ve eğitimleri de istismar etmiş, kendi heva ve hevesine uydurmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de bunun bir örneği Hârût ve Mârût kıssasında anlatılmaktadır. Kendilerine öğretilen bir ilmi, karı koca arasını ayırmakta nasıl kullandıkları gösterilmiştir. Aynı şekilde, mesela astronomi bilimini öğreten peygamberlerin yaptırdıkları gözlemevleri birer putperest tapınağı haline getirilmiş, saygı duyulan insanlar ise putlaştırılmıştır. Mesela Âdem aleyhisselamın oğlu Şit aleyhisselamın ismi putlaştırılarak Mısır panteonuna Seth isminde geçmiştir. Aynı şekilde İdris aleyhisselamın eshabından olan bilgin kişiler ve özellikle melek isimleri, Nuh kavminin tapındıkları birer tanrı keykelleri haline dönüşüvermişlerdir.

    Peygamberlerin etkilerini yine arkeolojik buluntularda görebilmekteyiz. Bugün ancak astronomi biliminde kullanılan rakamlara binlerce sene önce rastlayabilmekteyiz. Sonrasında müthiş bir kopukluk olmuştur. Övüle övüle bitirilemeyen Yunan medeniyeti MÖ 5. yy. da zirvedeyken her 10.000 sayısı "sayılamayacak kadar kalabalık" idi. Milyon kavramı islam dünyasında 7. Asırda, batıda ise 19. Yüzyılda doğmuştur. Ama mesela Koyuncuk'ta bulunan bir tabletteki sayısal dizinin toplamı, bizim sayımızla 195.955.200.000.000 ile yani Descartes ve Leibniz zamanında herhangi bir biçimde hesap sınırları içine alınmamış bir saylı ile dile getirilmiştir. O dönem insanları bu bilgiyi peygamberlerinden almışlar ancak bir müddet sonra putperestlik ve falcılık gibi sapkınlıklarına alet etmişlerdir.

    KİMLİĞİ
    İdris ismi Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde geçer. Bu ayet-i Kerîmelerde şu şekilde anılmaktadır; "Ey Muhammed... Kitapta İdris'e söylediklerimizi de an. Çünkü o, dosdoğru bir peygamberdi. Onu yüce bir yere yükselttik." "Ey Muhammed; İsmail, İdris ve Zü'l Kifl hakkında anlattığımızı da an. Onların herbiri sabredenlerdendi."

    İdris kelimesi "ders" kökünden gelen bir kelimedir. Allahü tealanın kendisine verdiği 30 sayfalık kitaptan insanlara çokça ders verdiği için bu isim kendisine verilmiştir. Asıl adının Hanuh olduğu rivayet edilmektedir. Hanımının adıysa Hadane'dir. İdris aleyhisselam beyaz tenli, uzun boylu, topluca, geniş göğüslü, sakalı sık, güzel yüzlü, yürürken adımlarını sıkça atan, daima önüne bakan bir insan olarak tasvir edilmiştir.

    Babil'de veya Mısır'ın Münif/Menef şehrinde doğduğu nakledilmiştir. Babil'de doğup Mısır'a hicret ettiği de kaydedilmiştir. Kaynaklarda Âdem aleyhisselamın 6. kuşaktan torunu olduğu yazılıdır ki soy ağacı şöyledir; İdris aleyhisselam, Yerd, Mehlail, Kinan, Enuş, Şit aleyhisselam, Âdem aleyhisselam.

    Âdem aleyhisselamdan beridir nesilden nesile geçen ve her kimdeyse parlayan Muhammedi nuru 137 sene taşıdığı rivayet edilmiştir. Hadane hamile kalınca bu nur Hadane'ye, ondan da oğlu Metuşaleh'in alnına geçti.

    İLİMLERİN ATASI
    İdris aleyhisselam, insanlık tarihindeki pek çok ilkin sahibidir. Bunların bazıları kaynaklarda şöyle geçmektedir; "Kalemin keşfi ve yazmada kullanımı, ilimlerin tasnifi ve ilk kez yıldızların hareketlerinin incelenmesi, astronomi hesaplarının yapımı, atın evcilleştirilmesi, okun keşfi, Allah yolunda ilk kez düzenli birlikler kurup sıcak harbe girişmek, ilk kumaş dokuyarak elbise yapmak ki, o zamana kadar insanlar, örtünmek için hayvan derilerinden giyecek yapıyorlardı, şehir kurma sanatı." Ayrıca Şit aleyhisselamdan sonra kimseye verilmeyen gizli ilimler kitabının da verildiğinden bahsedilmektedir.

    Yukarıda verdiğimiz bilgilere uzun süre bilim adına dudak bükülmüştü. Hatta bu bilgilerin bir İsrâiliyat yığını olduğunu ileri sürenler dahi olmuştu. Oysa, özellikle insan zekası ve medeniyetleri üzerine yapılan araştırmalar bunun böyle olmadığını göstermektedir. Bir kere insanın ortaya çıkışı ani olmuştur. Sonra bilimde, sıfır noktasından öyle sıçramalar yaşanmıştır ki, normal insan zekasının kaldırabilmesi mümkün değildir. Mesela, Sümerlerin ortaya koydukları medeniyet sanki gökten inmiş gibi aniden ortaya çıkmıştır. "42 harflik bir alfabe, yelkenli gemi, hiyerarşik bir toplum düzeni, bugün bile geçerliliğini koruyan astronomik bilgiler, bir dakikanın 60 saniyeden meydana geldiğinin bilinmesi, mükemmel bir kent mimarisi, kare, küp, evrik değerler ve pisagor hesapları yapılabilmesi..." MÖ 4000 yıllarında böylesine bilgileri bu topluma kim öğretmişti? Bir dairenin 360 dereceye bölünebileceğini kimden öğrenmişlerdi? Binlerce yıl önceden kalma eserlerin nasıl yapılabildiğinin cevabı, erişilen bugünkü ilmi birikime rağmen verilememektedir. Nil deltasındaki piramitlerden Nevşehir yer altı şehirlerine, pek çok eserin sırrı hala anlaşılamamıştır. Modern bilim bu sıçramaların cevabını arayadursun biz, İslam alimlerinin eserlerinden süzülen bilgilerle geçmişin karanlığına ışık tutmaya çalışalım.

    YAŞADIĞI DÖNEM
    İdris aleyhisselamın yaşadığı dönem tufan öncesidir. Ancak Âdem aleyhisselam ile tufan arasında geçen yüzyılların ne kadar olduğu ve bu asırların hangisinde yaşadığı şimdilik kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kaynakların ittifakla belittiğine göre bu süre içerisinde yaşayan 10 kuşaktan 7. sinde hayat sürmüştür. Nuh aleyhisselamın yaşadığı uzun süre gözönünde bulundurulursa tahmini bir tarihleme yapmak mümkün olacaktır, fakat bir şartla; O da tufanın hangi tarihte meydana geldiğinin tespit edilmesidir. Bu da ancak Nuh aleyhisselamın gemisinin bulunmasıyla gerçekleşebilecektir.

    Kur'ân-ı Kerîm ve Eski Ahit'te ilk insanların sürdükleri ömür yüzlerle ifade edilirken Mezopotamya tabletleri binlerce yıl süren ömürden bahsetmektedir. Tabletlere göre ilk sekiz hükümdar toplam 241.200 yıl egemen olmuşlardır. Eğer onunu birden sayarsak karşımıza 456.000 rakamı çıkar ki bu, ilk insandan tufana kadar olan süreyi ifade etmektedir. Bu durum, Mezopotamya medeniyetlerindeki zaman anlayışının veya onlu sayı sisteminin farklı olduğunu göstermektedir.

    Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Âdem aleyhisselamla tufan arasında 10 karn (kuşak/nesil/dönem) bulunduğunu bildirmişlerdir. Sümer listelerinde de tufan öncesi hüküm süren 10 isimden bahsedilmektedir. Bunlardan yedincisi olan hükümdar, tüm bilimlerde özel bir bilgeliğe sahip olmakla birlikte din adamlığıyla uğraşan ilk kişi olarak gösterilir. İslami kaynaklar; İdris aleyhisselam peygamberliğinin yanısıra, hikmet ve sultanlık verildiğini, bu nedenle kendisine; "müselles bi'n ni'me / kendisine peşpeşe nimetler verilen" denildiğini yazmaktadır. Sümer kral listelerine göre onuncu kral zamanında tufan olmuştur. İslami kaynaklarda da İdris aleyhisselamdan üç kuşak sonra (10. kuşakta) tufanın yaşandığı yazılıdır.

    Eski Ahid'e göre tufan öncesi hüküm süren 7. hükümdarın ismi Hanok'tur ve 10. hükümdar zamanında tufan olmuştur. Hanok, ölmeden önce göğe alınmıştır. Bir başka özelliği de; insanlar arasında yazmayı, bilgeliği ve bilgiyi ilk öğrenmiş kişidir.

    PEYGAMBERLİĞİ
    İdris aleyhisselam, peygamberlikle şereflendikten sonra Cebrâil aleyhisselam kendisine 4 defa gelerek 30 sahife getirmiştir. Onun şeriatında; "Allah'a, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine, meleklere, peygamberlere ve ahir zamanda gelecek olan son peygamber Ahmed aleyhisselama inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, domuz, köpek ve eşek eti yememek, aklı gideren maddelerden sakınmak" emredilmiştir.

    İdris aleyhisselam döneminde insanlar Şit ve Kâbîl toplumu olarak ikiye bölünmüştü. Şit toplumu müslüman idi. Kâbîl toplumu ise tam anlamıyla yoldan çıkmıştı. Sorumsuz bir hayat süren Kâbîl topluluğuna özenen Şitoğullarından insanlar, kafile kafile onlara katılmaya başlamışlardı. İdris aleyhisselam bunların önünü alabilmek için kendisine inananlardan oluşan silahlı bir kuvvet kurmuştu. Ok ve yayı keşfederek Kâbîloğullarını sindirdi. Bu uğurda pek çok sıkıntıya göğüs germiş ve sabretmişti. İdris aleyhisselam, kendisinden sonra büyük bir tufan felaketinin yaşanacağını, ancak müminlerin bu felaketten kurtulacağını en ince ayrıntılarına kadar bildirmişti. Buna rağmen kendisinden sonra putperestlik ortaya çıkmış ve Nuh aleyhisselam döneminde de tufan meydana gelmişti.

    GÖĞE ALINIŞI
    İdris aleyhisselam normal bir ölümle vefat etmemiş, Allahü tealanın izniyle göğe alınmıştır. Göğe çıkarılmadan önce oğlu Metuşelah'ı yerine vekil olarak bırakmıştır. Kaynaklar onun, Îsâ aleyhisselamla birlikte aynı hayat tabakasında dünyevi cisimlerini muhafaza ederek ancak dünyevi ihtiyaçlardan kurtulmuş bir şekilde yaşadıklarını bildirmişlerdir. Bazı müfessirler, "Bugün hayatta olan dört peygamber vardır ki, ikisi yerde, ikisi de göktedir. Yerdekiler Hızır ve İlyas, göktekiler ise İdris ve Îsâ aleyhimüsselamdır." demişlerdir. Efendimiz Mi'rac gecesinde Cebrâil alehisselamla birlikte dördüncü kat göğe geldiklerinde İdris aleyhisselamla karşılaşmışlardır. Cebrâil aleyhisselamın tanıştırması üzerine Efendimiz selam vermişler, İdris aleyhisselam da karşılığında; "Hoş geldin, sefa geldin sâlih kardeş, sâlih peygamber" diyerek hayır duada bulunmuştur.
    Sponsorlu Bağlantılar
    11 Temmuz 2009
    #1
  2. çok uzun olmuş abicim konu çok güzel idris as çok önemli bir peygamber kalem ona verilmiş ilk dikiş dikn o daha farklı bir anlatımla ulaşmak lazım herkese bence teşekkürler konu için sağol
    12 Temmuz 2009
    #2
  3. İLİMLERİN ATASI
    İdris aleyhisselam, insanlık tarihindeki pek çok ilkin sahibidir. Bunların bazıları kaynaklarda şöyle geçmektedir; "Kalemin keşfi ve yazmada kullanımı, ilimlerin tasnifi ve ilk kez yıldızların hareketlerinin incelenmesi, astronomi hesaplarının yapımı, atın evcilleştirilmesi, okun keşfi, Allah yolunda ilk kez düzenli birlikler kurup sıcak harbe girişmek, ilk kumaş dokuyarak elbise yapmak ki, o zamana kadar insanlar, örtünmek için hayvan derilerinden giyecek yapıyorlardı, şehir kurma sanatı." Ayrıca Şit aleyhisselamdan sonra kimseye verilmeyen gizli ilimler kitabının da verildiğinden bahsedilmektedir.
    sen çok sabırsızsın yukarıdaki anlatımın açıklığına akıcılığına bakarmısın bundan açık nasıl anlatılır ?sen kafanı yorma alacak olan alır meraklısı okur...ama nasibi olsan azın azındır bu hazinelerden maalesef..
    aklıma şu şiiri getirdin şimdi bak
    oğlum ne diye gündelik ilerle uğraştasın FATİHİN İstanbulu feth ettiği yaştasın..
    işte böyle ballandırsam neolacakki kaç kişi okuyor ortada :uzgun:bizim vazifemiz anlatmak pazar yeri kurulur alan alır... o kadar
    teşekkürler.
    14 Temmuz 2009
    #3
soru sor