Karadeniz fıkraları (70 adet)

İsimli konu WH 'Komik Fıkralar' kategorisinde, RocKmaNia üyesi tarafından 19 Ekim 2006 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Karadeniz fıkraları (70 adet). ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM Arkadaşı Karadenizliye sormuş: -Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır? -Ben kendi kendime konumam, demiş... Karadeniz fıkraları Karadeniz fıkraları ...

  1. ADAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GETİRİRİM
    Arkadaşı Karadenizliye sormuş:
    -Yalnızken kendi kendine konuşma huyun var mıdır?
    -Ben kendi kendime konumam, demiş karadenizli.Adamı gözümün önüne getiririm, öyle konuşurum.



    AĞAÇLARADAN GÖREMİYORUM
    Temelle Dursun ormanda yürüyorlar.Bir ara Temel Dursuna sesleniyor :
    -Dursun ormanın güzelliğine bak.
    Dursun:
    -Ağaçlardan göremiyorumki.



    AKŞAM SERİNLİĞİNDE
    Bir mecliste konuşulurken,
    Amerikalı :
    -Biz Mars'a gideceğiz, demiş.
    Alman :
    -Biz yakıtsız giden otomobil üreteceğiz, demiş.
    Fransız :
    -Atom bombasını etkisiz hale getirecek projelerimiz var, demiş.
    Bizim Karadenizli de onlardan geri kalmamak için :
    -Biz de güneşe gideceğiz, demiş.
    -Güneşe gidemezsiniz, demişler. Güneş yakar.
    Karadenizli gülümsemiş :
    -O kadar da enayi değiliz, tabi, demiş. Akşam serinliğinde gideceğiz.



    ALERJİ
    Temel, Cemal'e :
    -Fadime'nin kürke alerjisi var.
    -Nerden pileysun?
    -Ne zaman kürk giymiş pi avrat cörse hastalanayı.




    ANLAMLI ANLAMLI
    Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor :
    -Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı.
    -Sen ne yaptın?
    -Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım.




    ARABAM DIŞARIDA
    Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara :
    -Pana pir roman lazum, demiş.
    Kırtasiye tezgahtarı sormuş :
    -Efendim agır mı olsun hafif mi?
    Temel :
    -Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.



    ARABASINI SATMIŞ
    Temel'e rüyasında Allah yürü ya kulum demiş. Temel'de arabasını satmış.



    ARİTMETİK
    Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş :
    -Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk cevapı alayrum.Halbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz



    ARKADAŞIN OLDUĞUM İÇİN Mİ?
    Adamın biri karadenizli arkadaşına "eşek" demiş.
    Karadenizli sormuş :
    -Eşek olduğum için mi arkadaşınım; yoksa arkadaşın olduğum için mi eşeğim?



    ASANSÖR
    Temel kapıcı, çalıştığı on katlı binanın asansörü bozulunca bir kağıt asıyor, üstünde şu yazılar var :
    "Asansör pozuk, en yakın asansör yüz metre ileride, yandaki pinadadur"



    ASLAN
    Temel hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.
    -Hoop, dur ne yapıyorsun, orası aslan kafesi, diye bağırışmışlar.Temel geri dönmüş,
    -Sankim aslanınızı yedük.



    ASMAK
    Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor.Hemen gidip ipi ağaçtan çözer.Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
    -Ha sen ne yapayudun öyle?
    -Hiç kendimi asaydum...
    -Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
    Temel üzgün ve çaresiz bir halde komşusu Dursun'a baktıktan sonra cevap verir :
    -Ben de öyle yapmişudum.Ama ipu poynima pağladığum zaman bi türlü nefes alamayrum.



    AŞAĞISI BİR İŞ DÜŞÜNÜYOR
    Karadanizliye sormuşlar :
    -Neden baştaki saç ağarıyor da, aşağıdaki ağarmıyor?
    -Aşağısı bir iş düşünüyor, yukarısı bin iş düşünüyorda ondan, demiş Karadenizli.



    ATALARIMIZ TELSİZ TELEFON KULLANMIŞLAR!!!
    Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir.Amerikalılar anlatmaya başlar :
    -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
    Sıra Türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
    -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık.Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.



    AT YARIŞI
    At yarışına merak saran Temel bir gün hipordroma gider. Yalnız önünde delicesine bir o yana bir bu yana koşan atlara akıl erdiremez ve dayanamayarak yanındakine sorar.
    -Hah hemşerim bu atlar ne deli gibi koşup duruyor.
    Adam da :
    -1. olana ikramiye var da ondan, der.
    Temel de cevap vererek :
    -Hah 1. olana para varda ötekiler niye koşup duruyor.




    ATTA GİDECEĞİZ
    Azrail Temel'in canını almak için gelmişti. Temel hemen bir çare buldu. İsaret parmağını ağzına sokup, ağuk guğuk sesleri de çıkararak bebek taklıdı yaptı. Azrail durumu anlamış ve Temel'in oyununu bozmamış, gitmiş. Ertesi ve daha ertesi günü Temel yine aynı numarayı yapmış ve kurtulmuş. Hatta daha ileri giderek kendisine birde emzik bile almış. Azrail yine gelmiş, Temel hemen yerde emeklemeye baslamış. Azrail Temel'e :
    -Temel gel attaaaa gideceğiz.




    AYAĞIMI DENİZE SOKUP
    Temel her gün köyden evine gidince paçaları ıslak gidiyormuş. Bir gün köylünün biri sormuş :
    -Ya Temel neden senin paçaların hep ıslak?
    Temel akıllı ya :
    -Deniz kenarına gittiğim zaman bir sigara içiyorum sonra bu sigarayı denize atıyorum. Ondan sonra söndüğünden emin olmak için ayağımı denize sokup tekrar söndürüyorum.




    AYAKKABI
    Temel işe girmek için sözlü sınava giriyor.Çok heyecanlı, bir önceki adaya soruyor :
    -Ne sorayiler?
    -Ayakkabı.
    Temel'in sırası geliyor, bilsin diye kolay soruyorlar :
    -Dört ayaklıdır, miyav miyav der.
    Temel soruyor :
    -Bağcıkli midur?




    AYNI YAŞTA TEĞİL MİDUR?
    Temel yaşlanmış ve sol ayağı devamlı ağrımaya başlamıştır. Ağrılara dayanamayan Temel günün birinde doktora gitmiş :
    -Eyi çünler toktor pey.
    -Buyrun size nasıl yardımcı olabilirim.
    -Pir şiçayetum vardur.
    -Anlatın sizi dinliyorum.
    -Haçan pubenim sol ayağım tevamli olarak ağrımaktadır.
    Temeli kısa bir süre inceleyen doktor teşhisini koyar.
    -Efendim sizin sorununuz yaşlılıktan meydana gelmektedir. Yani ayağınızda romatizma vardır. Doktorun bu teşhisini duyan Temel :
    -Ula toktor pey madem öyle diyeysunuz ama penum sağ ayağım hiç ağrımıyor o da öbür ayağımla aynı yaşta teğil midur.?????




    BANA GÜVENMEYİN
    Gazetede şöyle bir ilan çıkmış : "Bir müdür aranıyor.Yüksek tahsilli, İngilizce ve Fransızca bilen, askerliğini yapmış, 30 yaşından gün almamış, boyu 1.85'den yukarı ve bekar olması gerekir...
    Temel başvurmuş :
    -Ben demiş, yüksek tahsil şöyle dursun ilk mektebi bile zor biturdum.İnciluzce de Firansizca da bilmeyrum.Yaşım 45'den yukarı, boyum 1.67...
    -Eeee, demişler.Ne demek istiyorsun?
    Temel gayet ciddi :
    -Bu ilanı verduğunuz müdürlük işi var ya, ha bu iş için bana güvenmiyesunuz demeye geldim...




    BAŞLARINA BİRŞEY GELMİŞ Mİ?
    Temel askerdeymiş. Teröristlerin köprünün altına gelip pusu kuracakları haberini almışlar. Temelin bölüğüde teröristlere operasyon düzenlemek için köprüde pusuya yatmışlar. Bir saat olmuş gelen giden yok, iki saat olmuş yok, beş saat olmuş yok. Temel komutanın yanına giderek :
    -Komutanım gidip bakıyım başlarına birşey gelmiş olmasın, demiş.




    BENDE BAŞARILI BİR ERKEĞİM
    Karadeniz'in erkekleri köy ve kasabalarda genelde önden giderler. Hanımları da bir kaç adım geriden onları takip ederdi. Trabzon'a gelen Musa Ağacık (Star Gazetesi köşe yazarlarından) önden giden adamı görünce dayanamaz durdurarak sorar :
    -Beyefendi, sana demokrasi ve hak adına bir soru soracağım.
    -Buyur sor?
    -Şu geriden gelen teyze hanımınız mı?
    -Evet, ne olmuş?
    -Demokrasi ve hak adına sen bu vaziyetten utanmıyor musun? Sen önde hanımın arkada.
    -Niye utanayım ki? Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım yok mudur?
    -Vaaar!
    -Eeee!Bende başarılı bir erkeğim.




    BENDE TUTULDUM
    Doktor Temel hastasına sorar :
    -Verdiğim ilaçlar iyi geldi mu?
    Hasta :
    -Neden sordun?
    Temel :
    -Aynı hastaluğa pende tutildum da ondan.




    BEN GERİ DÖNÜYORUM
    Temel'e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış Temel Dursuna demiş ki :
    -Gel beraber Amerika'ya yüzelim.
    İki kafadar Karadeniz'den başlamışlar yüzmeye. Fıkra bu ya Amerika'ya yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel :
    -Dursun ben kesildum geri doneyrum, demiş.




    BENİM ABİ DEVAM ET
    Adamın biri yeni BMW siyle havalı havalı dolaşıyormuş. Kırmızı ışıkta durmuş. Bir kaç saniye sonra kamyon arkadan SHRANKKKKKK diye vurmuş. Adam dısarı çıkıp bakınca kamyondan Temel inmiş ve başlamış yalvarmaya :
    -Abi etme eyleme ben bu üç kuruş maaşla bu arabanın aynasını alamam beni bağışla. Sen büyüksün abi yaptık bi eşşeklik bağışla abi beni.
    Adam acımış Temel'e.Tam arabayı tamire götürürken yine bir kırmızı ışıkta durmuş. Yine arkadan kamyon geçirmiş buna. Sinirli sinirli çıkmış adam tekrar. Bi bakmış yine Temel!
    Camdan bağırmış :
    -Benim abi ben, devam et!




    BEN ZATEN 8 FOTOĞRAF MAKİNESİ GETİRMİŞTİM
    Temel'in vesikalık fotoğraf çektirmesi gerekir.Arkadaşı Dursun Temel'e :
    -Sen şuraya bir çukur kaz ben fotoğraf makinesini alıp geliyorum, demiş.Bir süre sonra Dursun gelmiş bir de bakmış ki Temel 8 adet çukur kazmış.Dursun şaşırmış.
    -Niye 8 tane çukur kazdın deyince.
    Temel :
    -8 adet fotoğraf çekmeyecekmiyiz.İşte onun için demiş.
    Dursun ise :
    -Hiç gerek yoktu.Ben zaten 8 tane fotoğraf makinesi getirmiştim, demiş.






    BEYAZ AT BENİM
    Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden Temel'in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş. Dursun'un ona inat o da diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymus. Dursun'da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş. Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun'a :
    -Ha Tursun bak bu böyle olmayacak Beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun, demiş.




    BIYIK
    Lazistan'ı gezmekte olan turist :
    -Allah Allah, burada herkesin bıyığı var, demiş.
    Temel, burnuna dikkat çekerek :
    -Piz önemli ve değerli şeylerin altini çizeruz.




    BİR KUZUDA EVDE
    Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir.
    -Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar.
    -Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi?
    -6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz.
    -Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum.
    -Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ?
    -Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister.
    -Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ?
    -Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar.
    -Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi?
    -İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver.
    -Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi?
    -Olir mi, der Temel.
    -Penum evde bir kuzi de kendumin var.




    BİR ŞANS DAHA VER
    Öğretmen Temele kafayı takmış.İlla sınıfta bırakacakmış çocuğu diye millet dedikodu yapmış.Öğretmende halkın önünde Temeli sınav yapmaya karar vermiş.Stadta millet toplanmış.Ve öğretmen megafonla Temele sormuş :
    -Yedi kere yedi kaçtır?
    -Kırk tokuz demiş, Temel.
    Bir saniye sonra staddakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan :
    -Pi sanş taha ver, pi sanş taha ver, diye bağırmışlar.




    BİSİKLET
    Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e :
    -Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
    -Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.
    Gümrük Memuru :
    -Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.
    Temel :
    -Bisiklet, demiş




    BİZ NE DEDİK
    Temel bir gün hakimin karşısına çıkartılır.
    Hakim Temel'e sorar :
    -Evladim senin adın ne bakim?
    Temel :
    -Adım "Temel", fakat "Z" si yok.
    Hakim biran düşünür ve Temel'e dönerek der :
    -Evladım, "Temel"de "Z" yok ki!
    Temel hemen cevabı yapıştırır :
    -Eeeee, biz ne deduk hakim bey?




    BMW
    Temel BMW almış ve on saatte Trabzon'a varmış. Dönüşte, BMW ile geri geleceğim karşılayın diye İstanbul'a telgraf çekmiş. Temel 40 saat sonra varmış, merakla sebebi sorulunca :
    -Pu BMW'lerin ileri pes vitesi, ceride ise sadece pi vitesi var.

    HALİNE ŞÜKRET
    Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar:
    -Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi!
    Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata:
    -Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak.
    Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor...
    Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır:
    -Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar:
    -Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum.



    SAY
    Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen:
    -Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.
    Temel sevinir, sözlüye kalkar... Hoca:
    -Söyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kaç kez savaştılar?
    Küçük Temel:
    -Alti defa savaştiler öğretmenum.
    Hoca:
    -Aferin sana Temel, tebrik ederum, der.
    Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca:
    -Peki say bakalım, demez mi?
    Küçük Temel:
    -Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti.



    TEMEL'İN OĞLU
    Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar:
    -Temel, baban nasıl iyi mi?
    Küçük Temel:
    -Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya...
    Öğretmen şaşkın:
    -Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
    Küçük Temel sakin:
    -Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...



    BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ?
    Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
    -Çimse yok miiii!
    Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar:
    -Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
    Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
    -Başka çimse yok miiii!



    FADİME'DEN E-POSTA...
    Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler.
    Eşi, Dursun'dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar.
    Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:
    "Sevgili Kocacığım,
    Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle bekliyorum..." (Karın)



    VERGİ
    Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır:
    -Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız...
    Derken Avrupalı söz alır ve:
    - Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
    Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
    -Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner...




    GEÇİM ÇARESİ
    Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de vatandaşa kalır... Temel, Dursun ve İdris’in parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan siyasiler devamlı kavga ederler...
    Bunlar da oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik nasıl çözülür onu tartışırlar. İdris söz alır:
    - Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini buldum... Bi uçak filosu yolliyalum. New York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun...
    Dursun atılır:
    - Ula daha kolayi varken öyle niye edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar... Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya gibi ortaya çikaruk aha zenginsun. Sonunda Temel atılır, kafasını kaşır ve:
    - Ula uşaklar ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap etmedunuz...



    MÜTEAHHİT TEMEL
    Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon direği dikme ihalesine girmiş. Müdür şöyle bir öneri getirmiş:
    -Hepiniz aynı teklifi verdiniz ama bizim için sürat önemli. Bir yarışma yapalım, kim daha çok direk dikerse ihaleyi o alacak...
    Üçüne de 5 saat süre ve yeterince direk verilmiş. Amerikalı 40, İngiliz 50, Temel de sadece 4 direk dikmiş. Müdür kızmış:
    -Nasıl olur, bak diğerleri bir sürü direk dikmiş...
    -Mudür bey siz onların diktuğu direkleri görmedunuz... Nerdeyse tamami dişarda...


    KAPLUMBAĞA TEMEL
    Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel'e düşmüş. Genç kaplumbağa:
    -Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim...
    Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
    -Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?...
    -Elbette...
    Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç Temel, çalıların arasından fırlamış:
    -Gitmiyorum işte, gitmiyorum...



    YILAN TEMEL
    Yılan Temel, arkadaşı yılana sormuş:
    -Haçan, biz zehirli yilan miyuk?
    -Heee, n'oldu ki?
    -Dilimi ısırdum da...




    FADİME FEMİNİST OLURSA
    Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
    -Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...
    Alman konuşmacı:
    -Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
    Fadime kürsüye çıkmış:
    -Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...



    KIZARTMA
    Bizim Temel karakolda başkomiserdir. Bir gün bir kadın gelir:
    - Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gönderdim. Gidiş o gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
    Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
    - En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.


    BEN NE YAPIYORUM?
    Bizim Temel’le Dursun Almanya’da bir gün arabayla gezmeye çıkarlar... Tabii otobandan giderken alışmışlar burda suratli gitmeye. Dursun tahrik eder:
    - Ula bas kaza nerdeyse at arabasi bize yetişecek.
    Temel bu durur mu. Hız sınırını çoktan aşmıştır. Birden yoldan çıkıp yokuştan aşağı ağaçların arasına paldur küldür giderken Dursun atılır:
    - Ula ne oldi eyi giderken birden sallanmaya başladuk.
    Temel heyecanla:
    - Ula Dursun, sorma önüme bi köpek çikti...
    Dursun:
    - Ula uşağum ezseydun oni da geçseydun...
    Temel:
    - Ula ben neye uğraşıyorum zannedeysun...




    SAĞIR KİM?
    Temel doktora gitmiş:
    - Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
    - Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
    Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
    - Karıcuğum bugün yemekte ne var?
    Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
    - Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
    - Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var...




    NEYE BASIYOR?
    Temel, kahvehanede arkadaşlarına av maceralarını anlatmaktadır:
    - Geçenlerde ormana ava gittum. Birden bi ayi ile karşulaştum. Tüfeği atıp kaçmağa başladum. O da beni kovalamaya başladi. Tam ayinun nefesini ensemde hissettuğum anda ayi kayup yere düşti. Bu durumu fırsat bilip arayi açmağa çaliştum. Ama ayi gene peşima düşti. Gene tam nefesini ensemde hissettuğum anda ayi tekrar kayup yere düşti. Ben tekrar arayi açmağa çalıştum.
    O arada Dursun, dayanamayarak sorar:
    - Ula Temel, çok cesaretli adamsun. Ben senun yerinde olsam, altuma ederdum.
    Temel atılmış:
    - Ula sen ayinun neye basup kayduğunu zannedeysun?



    KİMİNLE EVLİ?
    Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:
    - Kiminle evlisin?
    - Bizum kariylan!
    Hakim sinirlenmiş:
    - E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
    - Duydum tabi, nasil duymadum!..
    - Kimmiş?
    - Bizum kari.




    ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP
    "Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
    Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
    Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
    Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
    Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
    Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
    Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"



    HERKES BİLİYOR
    Temel, Paris'te bir dükkâna girmiş. Bakmış, dükkânın bir köşesinde harika bir papağan... Hayran hayran seyrederken, dükkân sahibi yanına gelip, "Bu harika bir kuştur, karşısına geçene bakar ve ona nasıl birisi olduğunu söyler" demiş. Temel, papağanın karşısına geçer geçmez, kuş "Sen aptalsın" demiş. Temel, papağanı satın almak istemiş, ancak adam satılık olmadığını söylemiş. Bunun üzerine Temel, papağanın yumurtalarından rica etmiş. Adam, "yarın gelin verelim" demiş. Ertesi gün gittiğinde Temel'e üç tane yumurta vermiş. Temel derhal Trabzon'a dönmüş, eş-dost, akraba, komşu kim varsa toplamış ve papağanın özelliklerini anlattıktan sonra, gururla yumurtaları göstermiş ve hep birlikte yumurtaları kuluçkaya yatırmışlar. Bir süre sonra, yumurtalardan birisi çatlamış ve içinden normal bir tavuk civcivi çıkmış. Bir anlam verememişler. Fakat, ikincisinden bir bıldırcın, üçüncüden de keklik çıkınca, Temel'in tepesi atmış. Uçağa atladığı gibi varmış Paris'e, dükkânı bulmuş, dalmış içeriye... Papağan, Temeli görür görmez, "Sen salaksın" demiş. Temel daha da kızmış ve "Ula baa bak" demiş, "benum salak olduğumi burda bi sen bileyisun, ama senun orosbi olduğuni Tirabizonda cümle âlem bilıyi".




    NESİ VAR?
    Temel, eczane açar. İlk müşterisi gelir:
    -Bana bir sinek ilacı verir misiniz?
    Temel:
    -Tabii, sineğunuzun nesi var?


    TEMEL DENEY YAPINCA

    Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince,
    -Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis. -Peki, punu niye yaptiniz?
    -Yellenince gül kokayi.


    BİZ BUNU İSTEMEDİK Kİ

    Iki boyaci olan Temel (kisa boylu) ile Idris (uzun boylu), bir bayrak diregi boyama isini almislar. Bu is icin ne kadar boya alacaklarini hesaplamak icin diregi olcmeye calismislar. Capini olcmek kolay olmus ama yuksekligi?? Onu olcmek icin Temel Idris'in omuzlarina cikmis ama diregin tam tepesine ulasamamis. Idris;
    'Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim' deyip Temel'in omuzlarina cikmis ama gene ayni sonuc... Oturup ne yapacaklarini dusunurken yanlarina iri-yari bir adam yaklasip ne yaptiklarini sormus. Temel'le Idris sorunu anlattiktan sonra, adam diregi yerden guc bela sokup yere yatirmis. Boyunu olcup tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmis. Gittikten sonra Idris'le Temel bakisip gulusmusler:
    'Aptal herife bak! Biz ona yuksekligini sorduk o bize uzunlugunu verdi.'


    TEMEL MODAYA UYARSA

    Bizim temel bi yerden duymus, es degistirme moda diye!
    - Ula Dursun demis.. 'Es degistirmek pek bi modaymis, hadi bu gece biz de degistirelim...'
    'Tamam demis Dursun...'
    O gece Temel'lerin yatak odasi:
    -'Ula Dursun, bizim karilar su anda ne yapiyor acaba?'


    PROPAGANDA

    Temel secimlerde aday olmus, buyuk kalabaliga karsi konusma yapacak, hazirlanmis, kursuye cikmis. Cebindeki kagidi aramis bulamamis. Bunun uzerine secmenlere seyle seslenmis:
    - Sevgili hemsehrularim, puraya celirkeen neler soyleyecegimu pir Allah pir de pen pileydum, simdi ise sadece Allah piliy.


    BU YENİ

    Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyo bigun bi amerikaliyi aliyor basliyolar gezmeye..(sahildeki yer isimleri uydurma..) turist falanca sarayi goruyor 'bu ne kadar zamanda yapilmis diyor'
    temelde:
    5 yilda diye cevap veriyor...-yazik bizde olsa 1 yil..
    biraz sonra filan camiyi goruyo 'bu nekadar zamanda yapilmis' diye soruyor..
    temelde:
    '2 yil diye cevap veriyor.
    turist:
    - yazik be bizde olsa 3 ay da biter diyor.
    Temel uyuz oluyo duruma.. biraz sonra bi tarihi yapi daha goruyolar..gene soruyor turist..
    temel:
    -2 ay diyor.
    adam gene:
    -yazik be bizde olsa 1 haftada biter,diyor.
    Temel iyice killaniyor.tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor.. adam yukariyi gostererek bu kopru ne kadar zamanda yapildi diyor..
    Temel saskin saskin bakislarla kafayi kaldirip..
    -hangisi ? bumu? bu dun burda yoktu yaaa..


    TEMEL HIZ AYARINDA

    Temel Amerika'ya gitmis. Orada araba kullanirken yandaki yazilari okumaya baslamis.
    'Speed Limit 80'
    Temel hizini 80'e ayarlamis.
    'Speed Limit 60'
    Temel hizini 60'e ayarlamis.
    'Speed Limit 40'
    Temel hizini 40'a ayarlamis.
    'Speed Limit 20'
    Temel hizini 20'ye getirmis.
    Bu arada da iyice sinirlenmis. Daha sonra bir tabela daha gormus.
    'WELCOME TO SPEED LİMİT'.


    TEMEL VE KÖPEĞİ

    Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı kompartmandaki yolculardan biri Temel'e:
    -Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum.
    Temel gayet sakin:
    -Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire vardur,sana ta geçebulur.


    İNANMAZSIN

    Kadinin biri evindeki dolaptan sikayetciymis. Çunku yoldan otobus gecince ses cikartiyormus. Dolabini yaptirmak icin kocasina soylemeden bir tamirci cagirmis tamirci eve gelmis ve dolabi neresinden ses ciktigini anlamak icin dolabin icine girmis ve otobusun gecmesini beklemis. Tamirci dolaptayken eve kadinin kocasi girmis ve dolaptan bir sey almak icin dolabi acmis bi bakmis icerde bir adam. SormuŞ ne isin var burada diye adamda soyle cevap vermis:
    - valla abi otobus bekliyorum desem inaanmassin....


    UNUTKAN TEMEL

    Temelde aşırı bir unutkanlık başlamış.Bu rahatsızlığı sebebiyle doktora gitmiş.Doktor Temel'e nesi olduğunu sormuş.
    Temel:
    -son günlerde çok unutkan oldum herşeyi çok çabuk unutuyorum demiş.
    Doktor:
    -hımm peki ne zamandan beri bu durum var?
    Temel:
    - ne durumu doktor bey?


    AYAKLARI UZUN

    Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış kapının üst kısmını parçalamaya. Ordan geçen biri.
    adam -Birader napıyon sen?
    temel:
    -Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu uzatayrum
    adam:
    -Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana..
    temel:
    -Salak sensin da, devenin boynu uzun ayakları değul !!!


    HOCAM TEMELE BİR ŞANS DAHA VER

    35 yasini deviren Temel hala ilkokul diplomasini alamamistir. Ayni ogretmen de ona hala sans vermekte ama faydasi olmamaktadir. Trabzon ahalisi artik hocaya kizmaktadir. Bunun uzerine hoca Avni Aker,de kamuya acik son bir sinav daha yapmaya karar verir. Gun gelir ve sinav baslar. Hoca sorar:-2 kere 2 ne eder.
    Temel dusunur dusunur ve ....5 der. Stadtan bir ugultu yukselir.
    - Oglum heyecenlanma iyi dusun.Temel:
    ... 3 der. Stadtan daha yuksek bir ugultu yukselir.
    - Oglum sana son bir sans daha veriyorum. Heyecanlanma iyi dusun.Temel:
    -'4!'
    Stadtan:
    'HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER, HOCA TEMELE BİR ŞANS DAHA VER!....!


    3 VAMPİR

    3 vampir varmış Biri alman biri ingiliz biriside bizim temel bunlar havada uçarlarken alman aşağıya inmiş ağzı burnu kan içinde gelmiş:
    almana sormuşlar:
    -Neden ağzın burnun kan içinde?
    Almman:
    -Aşağıdaki kadının kanını emdim .
    ingiliz aşağıya inmiş ağzı burnu kan içinde gelmiş.
    İngiliz'e sormuşlar:
    -Neden ağzın burnun kan içinde?
    İngiliz:
    -aşağıdaki adamın kanını emdim.
    Temel'de aşağıya inmiş oda ağzı burnu kan içinde gelmiş.
    Temel'e de sormuşlar:
    -Neden ağzın burnun kan içinde?
    Temel.
    -Aşağıdaki direği görüyormusunuz?
    Vampirler:
    -Evet.
    Temel:
    -ama ben görmedim.


    SIRDAŞ

    Ülkeler arasında bir ``sır tutabilme´´ yarışması düzenlenmiş. Bu yarışmaya Temel de katılmış. Temel'e, bir Amerikan'a ve bir İngiliz'e birer sır vermişler.
    Amerika'lıya işkence yapmaya başlamışlar, üç günden fazla dayanamamış, sırrını söylemiş.
    İngiliz'e işkence yapmaya başlamışlar, bir iki hafta sonra o da söylemiş sırrını.
    Sıra Temel'e gelmiş; günler haftalar geçmiş ama nafile. Söylememiş sırrını ve kazanmış yarışmayı.
    Birkaç dakika sonra Temel başlamış kafasını duvara vurmaya:
    HATURLA ONİ DA,HATURLA ONİ...
    19 Ekim 2006
    #1
  2. saol
    19 Ekim 2006
    #2
  3. :gulumse: :tamam:
    20 Ekim 2006
    #3
  4. hepsi süperdi..bi tanede ben anlatayım bizim temel eczacı olmuş..Müşteri gelmiş bana bir sinek ilacı demiş..Temelde sineğinizin nesi verdı demiş :hehehe: :hehehe: :hehehe:
    20 Ekim 2006
    #4
  5. saol tşk
    21 Ekim 2006
    #5
  6. sağol teşekkürler.
    3 Aralık 2006
    #6
  7. süper bir derleme saols..
    4 Aralık 2006
    #7
  8. Çok Komİk Ama Bİ 40 Tane Falan Yapsaydin
    24 Haziran 2007
    #8
  9. ya hepsini okuyamadım tabiki ama ilk 20 si güzeldi tşkkr
    26 Haziran 2007
    #9
  10. teşekkürler
    26 Haziran 2007
    #10
  11. Süper ötesi bunlar ya :D
    27 Haziran 2007
    #11
  12. saol paylasım için......
    30 Haziran 2007
    #12
  13. güzelllll güzellll eline sağlık kardeş
    ........:muha:
    3 Temmuz 2007
    #13
  14. Hepsi birbirinden güzel fikralar
    Paylasım için tsk..
    4 Temmuz 2007
    #14
  15. hepsini okudum süperdi fıkralar emeğin saygı..
    19 Temmuz 2007
    #15
  16. aboo hepsini okudum :D gözlerm aarıdı :D
    20 Temmuz 2007
    #16
  17. hepsini okuyamadım ama okuduklarım muhteşem aga :D
    21 Temmuz 2007
    #17
  18. Hepsini okuyamadım ama güzel.
    31 Temmuz 2007
    #18
  19. emege saygi güzel paylaşim .... koptum ben ya :D:D:D
    20 Kasım 2007
    #19
  20. ne kadar güzeldi bayıldım hepsine :yuppi:
    13 Mart 2013
    #20
soru sor