Kendi Elektriğini Kendi Üreten Bir Makina: Kalp

İsimli konu WH 'Makaleler' kategorisinde, ʗⓔиɠìẕнⓐ&# üyesi tarafından 10 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Kendi Elektriğini Kendi Üreten Bir Makina: Kalp. Kendi Elektriğini Kendi Üreten Bir Makina: Kalp Vücudumuzun canlı kalabilmesi için bütün dokuların sürekli olarak kanla beslenmesi gerekir. Kanın... >Kendi elektriğini kendi üretiyor--(Zekı adamın halı baska oluyor..) Soloi Antik Kenti kendi elektriğini üretecek ...

  1. Kendi Elektriğini Kendi Üreten Bir Makina: Kalp



    Vücudumuzun canlı kalabilmesi için bütün dokuların sürekli olarak kanla beslenmesi gerekir. Kanın vücudumuzda dolaşımı, kalbimizden belli bir tempoyla pompalanmasına bağlıdır. Bu sistem, otomatik olarak saatlerce, günlerce, hatta onlarca yıl durmaksızın çalışır. Öyle ki bu olay, yaklaşık olarak dakikada 70, günde 100.000 ve yılda 40 milyon kez durmaksızın bir ömür boyu gerçekleşir. Ortalama bir insan yaşamı boyunca toplam olarak yaklaşık iki milyardan daha fazla kez atar.

    Bu noktada düşündürücü iki önemli soru akla gelir:
    Kalp, ilk atışını nasıl gerçekleştirmeye başlar?
    Hiç durmadan bir ömür boyunca atması neye bağlıdır?

    Kalp Ömür Boyu Hiç Durmadan Nasıl Çalışabilir?

    Kalp, insan hayatı için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Yüce Allah’ın üstün yaratışı ile birçok olağanüstü özelliğe sahip olan kalbin en önemli özelliği, hiç durmadan çalışabilmesidir. Bunu sağlayan ise kalbin hiçbir zaman kas yorgunluğu çekmeyen özel kaslardan oluşmasıdır.

    Kalp Tamamen Durduğunda Neden Elektrik Şoku Uygulanır?

    Kalbin bir diğer hayati önem taşıyan özelliği ise değişen koşullara göre gerektiği kadar kan pompalamasıdır. Kalp, uyku esnasında saatte yaklaşık 340 litre kan pompalarken, bedensel hareketler sırasında, örneğin koşarken, saatte yaklaşık 2.270 litre kan pompalayacak şekilde temposunu artırabilir. Çünkü yorucu hareketler esnasında kaslarımız normalden daha çok oksijene ihtiyaç duyar. Bu durumda kalp çalışma temposunu dakikada 70’ten 180 defaya kadar yükselterek pompaladığı kan miktarını artırır ve dokulara sağladığı kanı 5 katına çıkarabilir.

    Ancak vücut içinde durmak bilmeden işleyen bu pompalama sistemini bu denli güçlü ve etkin olarak çalıştıracak bir enerjiye ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılayan, vücudun her noktasında kullanılan elektrik enerjisidir.

    Tüm organlara ve hücrelere, kanın ve ihtiyaç duyulan tüm maddelerin taşınmasını sağlayan ve işlevini yitirdiğinde insanın ölümüyle sonuçlanan kalp, bu hayati görevlerini elektrik enerjisi sayesinde gerçekleştirir. Doktorların kalp fonksiyonlarının tamamen durması halinde elektrik akımı uygulamalarının sebebi de budur.

    Kalp Enerjiyi Nasıl Elde Ediyor?

    Kalbin atışını sağlayan enerji kalbe dışarıdan gelmez. Kalp, aynı zamanda pompalama görevini yerine getirmek için kullanacağı enerjiyi kendi üreten bir motordur. Elektrik, kalp kaslarının kasılmaları sonucunda üretilir.

    İnsan kalbinde iki tür hücre bulunur, bunlar iletken hücreler ve kas hücreleridir. İletken hücreler elektrik sinyallerini kas hücrelerine iletmekle, kas hücreleri de dakikada ortalama 70 kere kanı pompalamakla yükümlüdür.

    Daha embriyo aşamasında, herhangi bir sinir kalbi beyne bağlamadan önce kalp atmaya başlar. Kalp nakli ameliyatında tüm sinirler kesildikten ve hasta kalp göğüsten alındıktan sonra bile atmaya devam eder. Mikroskop camındaki bir kalp hücresi taze kan elde ettiği sürece tek başına bile atmaya devam eder. Çünkü kalbin içinde kendi elektriğini kendi üreten bir jeneratör bulunmaktadır.

    Bilindiği gibi jeneratör, enerji kesintisi durumunda devreye girerek enerji üretimine devam eden ve makinelerin zarar görmesini engelleyen bir makinedir. İnsan vücudundaki en hayati organlardan bir tanesi olan kalp de herhangi bir enerji kesintisi karşısında zarar görmemesi için bu tür bir korumaya alınmıştır. Kalbin bir an durması vücutta son derece önemli hasarlara neden olabilir, hatta ölümle sonuçlanabilir. Bu yüzden kalbi çalıştıracak elektrik sistemi kesintisiz bir şekilde işlemelidir.

    Kalbimizdeki “İç Saat” Nasıl Çalışıyor?

    Kalp kendi atış hızını düzenleyen doğal bir cihaza sahiptir. Bu doğal kalp pili kalbin sağ kulakçığının üst kısmında yerleşmiş olan “SA nodu” (sinüs ya da sinoatriyal nodu) adı verilen özelleşmiş elektriksel hücre demetidir. Bu hücreler, kalp kaslarını ritmik olarak kasılmaları için harekete geçiren elektrik uyarılarını başlatırlar. “Kalbin atış hızını ayarlayan cihaz” olarak da adlandırılan SA nodu, elektrik uyarıları üreten kısımdır. Bu uyarılar kalbe yayılır ve kalpteki dört odacığın da doğru bir zamanlama ile büzülmesini sağlar. Bu elektrik uyarısı kalbin diğer tarafına o kadar hızlı gider ki, tüm hücreleri bir kerede atıyormuş gibi görünür. Bu ritm, kalbin normal atışıdır ve kalp dakikada 60-100 kez atar. Elektrik iletisinin SA nodundan, kulakçıklar ve karıncıklar arasındaki “AV nodu” denilen bölgeye ilerlemesi ise 0.03 saniye alır ve buna “normal sinüs ritmi” denir. AV nodu, kalbin atışını tamamlayan ikinci akımı üreten hücrelerin bulunduğu yerdir.

    Kalp de bir otomobilin bujisi gibi dakikada çok sayıda ateşleme yapmaktadır. Her bir “ateşleme” özelleşmiş bir elektrik yolundan geçer ve kalbin kasılması için belirli bir sıra ya da şekilde kalbin dört odacığının kas duvarını uyarır. Önce üst odacıklar ya da kulakçıklar uyarılır. Bunu iki kulakçığın boşalmasını sağlayan küçük bir gecikme izler. Hareket eden akım, kulakçık ve karıncıklar arasındaki “AV nodu” (atriyoventriküler yumru) denilen bölgeye ulaştığında biraz yavaşlatılır. AV nodu, elektrik sinyalini saniyenin 14’te biri kadar kısa bir zaman boyunca tutarak geciktirir. Bu, çok hassas ayarlanmış bir zaman dilimidir. AV nodu, geciktirme şalteri görevi yaparak kulakçığın iyice sıkışması, kasılması ve kanı karıncıklara iletmesi için zaman tanır. Böylece karıncıklar elektrik akımını almadan, yani içindekileri dışarı pompalamadan önce, kan ile tam kapasite dolmuş olurlar. Eğer bu duraksama olmasaydı, karıncıklar içlerine kan alamadan pompalanacak ve vücuda yeterli kan iletilememiş olacaktı. Bu gecikmenin sonrasında, elektrik sinyali yoluna devam eder ve saniyenin 16’da biri kadar kısa bir zaman içinde bütün karıncık hücrelerini uyarır. Artık, bol miktarda kan ile beslenmiş ve kendi sırası gelmiş olan büyük pompa da böylece kasılır ve vücuda kan pompalanmış olur. Bütün bu işlemler saniyeden daha kısa bir zaman diliminde gerçekleşir.

    Kalbimizdeki pompalama sisteminin kusursuz çalışabilmesi için elektrik sinyallerine ihtiyaç vardır. Elektrik sinyallerinin üretilebilmesi için de kanda bulunan sodyum, potasyum ve kalsiyum iyonlarının belirli bir düzeyde olmaları gerekir. Bu maddelerin kandaki düzeylerinin böbrek, bağırsak, mide, akciğer gibi organlarca düzenlendiği düşünülürse, bu sistemin evrim gibi hayali bir mekanizma sonucunda meydana gelmesinin imkansızlığı, daha açık bir şekilde ortaya çıkar.

    Kalbin Atış Hızı Nasıl Düzenleniyor?

    Kalp hücrelerinin elektrik üretmesi tek başına yeterli değildir. Öncelikle bu hücreler doğru sıralamada bir araya gelmelidir. Yalnızca bir arada bulunmaları da yeterli değildir. Bu hücreler birbirleri ile sözleşmişçesine hep beraber elektrik üretmelidirler. Ayrıca bu üretimin belirli bir ritm içinde olması gereklidir. Her hücrenin elinde bir kronometre olmalı, bu hücreler hiç şaşırmadan her 0.83 saniyede bir harekete geçmelidirler. Dahası hücreler bu üretimi bir ömür boyu hiç yorulmadan sürdürmelidirler. Ayrıca kalbi çalıştıracak elektrik akımının miktarını tam olarak bilmeli, daha az veya daha fazla değil, tam ihtiyaç duyulan büyüklükte elektrik akımı üretmelidirler.

    Bir mikroskop camına seyrek olarak dağıtıldıklarında her bir kalp hücresi farklı hızlarda atar, ama çoğalıp birleştikçe toplu hareket eden tek bir doku oluştururlar. İşte insanın göğüs kafesindeki kalp hücreleri de bu şekildedir: Ahenksiz olarak atmazlar, her biri kendi atışını başlatır; ritmik uyum içinde atarlar.

    Kalbinizin atış hızını ayarlayan ise “pacemaker” adındaki iç saattir. Pacemaker, aslında bir hücre topluluğudur, fakat bir elektronik cihazdan çok daha mükemmel çalışır. Bu iç saat, ürettiği elektrik akımını, kalp kasının her noktasına, iletken lifleri kullanarak dağıtır. Bu elektrik, çeşitli fakat kontrollü hızlarda ilerler. Kalp atışı ve iletken sistem doğru çalıştığında düzenli ve belirli bir elektrik dağılımı gerçekleşir.

    Manyetik Alandan Etkilenmeyen “Pacemaker”

    Kalp atışlarının yavaşlaması ya da hızlanması çoğu zaman göğsümüzün sıkışmasına yol açar ve çarpıntı olarak ifade edilen rahatsızlığa sebep olur. Kalp atış hızının normal olmayan seviyede hızlanması ya da yavaşlaması kalbin elektrik sinyallerinin anormal olarak hareket etmesi olarak adlandırılabilir. Hızlı veya yavaş çarpıntıları anlamak için normal kalp atışının nasıl ortaya çıktığını ve kalp boyunca nasıl hareket ettiğini incelemek gerekir.

    Kalbin bu ayarı yapamadığı durumlarda, kalp atış hızını ayarlayan elektronik cihazlardan faydalanılır. Ancak suni olan bu aletler, kişinin dikkat etmesi gereken pek çok koşulu da beraberinde getirir. Bu kişilerin manyetik alan içine girmemeleri, manyetik alan oluşturan cihazlardan uzak durmaları gerekir. Ancak doğal pacemaker’larda böyle bir sorun yaşanmaz. Tüm bunlar Yüce Allah’ın yaratmasına bir örnektir. Yazı boyunca incelediğimiz konular, bir enerji santrali gibi çalışan kalpteki elektronik düzenin çok genel bir özetidir. Bir grup hücrenin adeta bilinçli gibi fark etmediğimiz ihtiyaçlarımızı belirlemesi ve bunları karşılaması Yüce Allah’ın bizim için vücudumuzda yarattığı bir konfor, bir tedbirdir. Detaylarda gizli çok daha kompleks bir düzen vardır. Çok sayıda koşulun tam bir kusursuzluk içinde bir araya gelmesini gerektiren bu düzen, bize Yüce Rabbimiz’in üzerimizdeki sonsuz rahmetinin göstergelerinden biridir:

    “... Rabbim, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” (En’am Suresi, 80)

    Bu makale, İlmi Mercek Dergisi
    62. sayı (Ağustos 2009) 44. sayfada yayınlanmıştır.
    10 Mayıs 2010
    #1
soru sor