Mustafa Kemal (Atatürk)'in Ailesi ve Aile'nin Hayatı

İsimli konu WH 'Türkiye ve Ulu Önder Atatürk' kategorisinde, Konumatik üyesi tarafından 25 Temmuz 2009 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Mustafa Kemal (Atatürk)'in Ailesi ve Aile'nin Hayatı. Rivayetlere göre Ali Rıza Efendi rüyasında sarı saçlı ve açık tenli bir kız görür ve ardından ortaya çıkan ak sakallı birisi "evleneceğin kız bu" der.... Mustafa Kemal Atatürk ve Aile Üyelerine Ait Fotoğraflar Mustafa Kemal Atatürk ün hayatı ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Rivayetlere göre Ali Rıza Efendi rüyasında sarı saçlı ve açık tenli bir kız görür ve ardından ortaya çıkan ak sakallı birisi "evleneceğin kız bu" der. Zübeyde ve ailesi Langaza'da evlerinde yaşadıkları sırada Zübeyde, yorganı doldurduktan sonra ağzını dikmeye başlar. Dikme esnasında dizine yorgan iğnesini batırıverir ve bunun üzerine ailesi Zübeyde'yi 1 saat uzaklıktaki Selanik'e doktora götürür ve İğne çıkarılır. Zübeyde ve yakınları rahat bir nefes alır. Aile Langaza'ya dönmek istemişsede Zübeyde Selanik'ten hoşlanmış ve bir müddet burada kalmak istemiştir. Bu sırada gördüğü rüyayı ablasınada açan Ali Rıza, ablasının Zübeyde'yi göstermesiyle rüyasında gördüğü kız olduğunun farkına varır ve durumu ailesinede bildirerek Zübeyde ile evlenmek istediğini dile getirir. O sıralarda 14 yaşında gencecik bir kız olan Zübeyde'nin annesi Ayşe Hanım, kimi zaman aradaki 20 yaş farkınıda sebep gösterek bu olaya sıcak bakmamış. Bir müddet şiddetle karşı çıkar fakat sonradan Ali Rıza'nın ricası üzerine Ayşe Hanım'ın üvey evladı ve Zübeyde hanımın da üvey Ağabeyi Hüseyin'in araya girmesiyle anne Ayşe Hanım evliliklerine onay vererek bu zorlu direnişine son vermiş. 1871 yılında Ali Rıza ve Zübeyde'nin nikahları kıyılarak evlenirler.
    Şemsi Belli'nin Makbule Hanım ile yaptığı ropörtajda anne ve babasının evlenmeden önce yaşadıklarını Makbule Hanım şöyle anlatmıştır :

    • " Büyük pederim ve büyük validem, Selanik'e bir saat mesafedeki Langaza'da otururlarmış. Orada malları ve çiftlikleri varmış. Annem Zübeyde Hanım, bu çiftlikte büyümüş. O zaman güzel bir genç kızmış. Bir gün yorgan kaplarken dizine yorgan iğnesi batmış. İğneyi çıkartmak için hemen bir arabaya koyup Selanik'e getirmişler. İğne, doktor müdahalesiyle çıkarılmış. Ama Selanik'in havasını beğenen annem çiftliğe dönmek istememiş.

      Bu sıralarda Selanik'te bulunan ve henüz bekar olan babam, evleneceği kızı aramakla meşgulmüş. Bize naklettiklerine göre babam, annemi şahsen tanımadan evvel onu rüyasında görmüş. İşte bu sıralarda garip bir tesadüf babamı, rüyasında gördüğü genç kızla karşılaştırmış. Babam, annemi çok, pek çok beğenmiş. Zaten evlenmek niyetinde olduğu için derhal ailesinden istemiş. İstemiş ama, veren kim?

      Büyük validem bir hayli mukavemet göstermiş.

      'Vermem, benim evlendirecek kızım yok' demiş.

      Israr etmişler, rica etmişler. Nihayet büyük validem biraz yumuşamış.

      'Sırmalı kaftan isterim, sırmalı fotin isterim, şunu isterim, bunu isterim' demiş durmuş.
      O zaman babamın maaşı sadece 3 altın lira... Bu kadarcık para ile müstakbel kayınvalidesinin arzusuna cevap veremeyeceğini anlayan babam, işi başka şekilde halletmek çarelerini düşünmüş. Annemin üvey kardeşini bularak kendisine yardım etmesini rica etmiş. üvey dayım ne yapmışsa yapmış, büyük validemin de, annemin de gönlünü razı etmiş.

      Annem Zübeyde Hanım'la, babam Ali Rıza Efendi, işte bu şartlar içinde ve bu kadar engellerden sonra evlenebilmişler. "



      "İlgili yazı araştırmacı yazar ve televizyon sunucusu Can Dündar'ın yazılarından alınmıştır. İlgili yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    Evlilikleri sırasında Ali Rıza, 34 yaşında idi. Hayatlarını, Ali Rıza Efendi'nin ailesiyle beraber ikamet ettiği; Selanik şehrinin Yenikapı semtinde yer alan evde sürdürecektir. 1871 yılında Ali Rıza ve Zübeyde'nin ilk çocukları ve aynı zamanda ilk evlat acılarıda olacak olan bir kız çocuğu dünyaya geldi. İsmini Fatma koyarlar ancak Fatma bir müddet sonra hayata veda eder. Ancak Fatma'nın vefat tarihi tam bilinmemekle beraber, ailenin Çayağzı'na taşınmadan önce vefat ettiği tahmin edilmektedir. Ama hayat devam edecek; 1874 yılında Ahmet ve 1875 yılında Ömer adında iki oğlan çocuğu dünyaya getirecektir.
    Ali Rıza Efendi'nin Gümrük Muhafaza Memuru olarak çalıştığı yer olan Çayağzı, o zamanlar Paşaköprüsü olarakta bilinirdi. Olimpos Dağı'nın Ormanlarla kaplı eteklerinde, Ege kıyısında yer alan ve Selanik'e 120 km. uzaklıkta olan Ormanlık bir bölge idi. Ne kasaba, ne köy olan ıssız, derme çatma bir yerdi. Başlıca tesisi bir gümrük karakolundan ibaretti. Bu gümrük karakolu bölgedeki kereste ticaretinin kontrolünü sağlamakta idi. Issız fakat ticari anlamda yüksek bir hacime sahip olan bu bölge, eşkiyaların kontrolü altındaydı. Selanik'in Yenikapı semti ile Çayağzı bölgesi arasındaki mesafe'nin günün şartları neticesinde fazla olması sebebiyle Ali Rıza, vefat eden kızı Fatma'yı geride bırakarak, eşi Zübeyde'yi ve çocukları Ömer ve Ahmet'i Çayağzı'na götürmüş ve yaşamlarını orada sürdürme kararı almışlardır.
    Bakımsızlığın ve kötü hava şartlarının, hüküm sürdüğü, yiyecek ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanamadığı ve devamlı olarak eşkiyaların saldırıları noktalarından birisi haline gelmesi burada yaşamayı imkansız kılmakta ve aile fertlerini özellikle çocukları kötü etkilemekteydi. Ali Rıza ve Zübeyde'nin iki küçük oğlu; Ahmet ve Ömer bu duruma daha fazla dayanamayacak; Önce Ahmet 9 yaşında yaşama gözlerini yumacak ardından da evin tek çocuğu Ömer 8 yaşında hayata veda edecekti. Vefat nedenleri olarak o dönem bölgede sıkça ve yoğun bir şekilde başgösteren kuşpalazı olarak bilinen Difteri salgınından olduğu söylenmektedir. Şartlar o kadar kötüdürki, anlatılanlara göre, vefatı gerçekleşen çocuklarından Ahmet, sahilde kumluk alanda bir mezara defin edilmiş ancak gece dalgaların şiddetiyle açığa vuran beden, çakalların saldırısına uğramıştır.
    Sponsorlu Bağlantılar
    25 Temmuz 2009
    #1
soru sor