Ozon Tabakasına Zarar Veren Kimyasallar Nelerdir?

İsimli konu WH 'Ansiklopedi' kategorisinde, kızılmaske üyesi tarafından 23 Mart 2011 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Ozon Tabakasına Zarar Veren Kimyasallar Nelerdir?. Ozon Tabakasına Zarar Veren Kimyasallar •Kloroflorokarbonlar (CFC’ler), genel olarak klima sistemlerinde, buzdolaplarında köpük üretiminde (örneğin... Bİtkİlere Zarar Veren Etkenler Nelerdİr Lastiğe zarar veren nelerdir? ...

  1. Sponsorlu Bağlantılar

    Ozon Tabakasına Zarar Veren Kimyasallar



    •Kloroflorokarbonlar (CFC’ler), genel olarak klima sistemlerinde, buzdolaplarında köpük üretiminde (örneğin yataklar için) kullanılır.
    •Halonlar, yangın söndürme cihazlarında kullanılır.
    •Metil bromid, tarımda böcek ilacı olarak kullanılır.
    Modern cihazlar ozon tabakasındaki incelmeyi belirleyebilmektedir. Ölçümler Güney Kutbundaki (Antartika) incelmenin Kuzey Kutbuna göre daha büyük olduğunu göstermiştir. Ozon tabakasındaki bu incelme bir şey yapılmazsa daha da büyüyecektir.
    Ozon tabakasında incelme küresel bir problemdir. Ozon tabakasındaki incelme problemine herkesin duyarlı olması ve zararlı kimyasalları artık daha fazla kullanmamasıyla ozon tabakasının iyileştirilmesi mümkün olabilecektir.
    Ozon Tabakasındaki İncelmenin Sonuçları
    Ozon deliğinin ana sonucu yeryüzüne daha fazla UV ışınının (özellikle çok tehlikeli olan UV-B) ulaşmasıdır.
    UV ışınları güneş yanıklarına, deri kanserine sebep olabilir, gözlere zarar verebilir (katarakt) ve insanlarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabilir. Bilindiği gibi bağışıklık sistemi hastalıklara karşı koymamızı sağlayan bir sistemdir. Bu sistem zayıfladığı zaman hastalıklarla savaşma yeteneğimiz de zayıflamış olacaktır.
    UV ışınları sadece sağlığımızı etkilemekle kalmaz çevre üzerine de olumsuz etki yapabilir. Tarımsal üretimi azaltabilir, ayrıca deniz besin zincirini bozarak balık nüfusunu etkiler.
    Derimiz ve UV Radyasyonun Olumsuz Sağlık Etkisi
    Derinin Yapısı ve Fonksiyonları
    Bilindiği gibi deri vücudu sararak yapısı itibariyle iç organları ile dış dünya arasında bir link görevi yapar.
    Deri üç farklı tabakadan oluşmuştur:
    •Epidermis: Dış tabaka, derinin direkt olarak görünen kısmı.
    •Dermis: Çekildiği zaman hissedilebilen kalın kısmı.
    •Deri altındaki yağlı kısım (deri altı dokusu) görülemeyen ve kendi içerisinde küçük bölümlere ayrılan bu tabakaların bilinmesi güneşin UV radyasyonunun bu tabakaları nasıl etkilediğinin bilinmesi açısından çok önemlidir.
    Epidermis üç tabakadan oluşmaktadır.
    •Bazal Tabaka: Derinin en iç kısmındaki derinin yenilenmesi için devamlı olarak yeni hücreler üreten tabakadır.
    •Yassı Hücre Tabakası: Bütün hücrelerin bulunduğu ana tabakadır.
    •En dıştaki ölü hücrelerden oluşan tabaka
    Bu tabakalar arasında Melanocytes olarak adlandırılan özel hücreler vardır. Bu hücreler pikmentleri üretir. Açık deriler daha az, koyu renkli deriler ise daha çok pikmente sahiptir.
    Dermis çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Dermis; deri yapısından sorumlu kan damarları (bu sebepledir ki bir yerimiz kesildiğinde kanar), saçlar ve ter gözenekleri (bu sayede çok sıcak olduğunda ve spor yapıldığında terlenir) elamanları içermektedir.
    Bu yüzden deri çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu karmaşık yapı güneş, sıcak, soğuk mekanik ve kimyasal faktörler altında tehlikeye maruz kalır.
    Deri Kanseri
    Her çeşit kanser bir hücrenin davranışındaki anormal değişimlere bağlıdır. Örneğin; Epidermisin derinin yassı hücre tabakasındaki (squamous layer) hücreler spesifik fonksiyonlara sahiptir. Dışardan UV radyasyonu gelmesi durumunda hücre davranışları değişebilir. Sonuç olarak; bu hücreler bozularak gelişmeye ve çoğalmaya başlarlar. Bu bir deri kanseridir başka bir deyişle deri kanseri: deride ki hücrelerin doğal olmayan ve anormal gelişimi ve çoğalmasıdır.
    Deri kanseri temel olarak epidermisi etkiler, etkilenen tabakaya bağlı olarak, üç farklı tipte deri kanseri vardır.
    •Bazal tabaka etkilenmiş ise; bazal hücreli kanser (basal cell carcinoma)
    •Yassı Hücreli tabaka etkilenmiş ise; yassı hücreli kanser (squamous cell carcinoma)
    •Deriye rengini veren hücreler etkilenmiş ise; cilt kanseri (maliğn melanom) olarak isimlendirilir (Malignant Melanoma).
    Farklı Tipteki Kanserler Nasıl Görülür
    •Bazal hücreli kanserler çok yavaş gelişir ve asla iyileşmeyen ülser olarak adlandırılan bir yara alanı oluşur. Lokal olarak deriye zarar verir, yayılmaz. Tedavi edilmediği durumda yara büyüyebilir. Yüzde veya vücutta çok sıklıkla oluşabilir. Genellikle yaşlı insanları (50 yaş ve üzeri) etkiler.
    •Yassı Hücreli Kanser: Daha çok tümör gibi derinin dışında gelişen şeylerdir. Genellikle uzun süre tedavi edilmemesinin dışında vücuda yayılmaz. Uzun süre tedavi edilmemişse diğer organları da etkileyebilir. El, ayak ve yüzde sıklıkla oluşur. Genellikle yaşlı insanları (50 yaş ve üzeri) etkiler.
    •Cilt Kanseri ( Maliğn Melanom): En tehlikeli olan kanserdir. Başlangıçta deride tehlikeli olarak görülmeyen küçük, koyu kahverengi bir nokta olarak başlar. Bunun yanında kanser kolayca vücudun iç kısımlarına yayılır ve diğer organları etkiler. Bu tip kanser insanları kolayca öldürebilir. Fakat erken aşamalarda teşhis edilmişse tedavi edilebilir. Genellikle genç insanları (20-30 yaş arası) etkiler.
    Deri üzerine olan hasarın çoğu insan yaşamının ilk 20 yılında oluşur. Maliğn Melanom genellikle 20-30 yaşları arası bazal hücreli kanser ve yassı hücreli kanser ise 50 yaş ve üzerinde oluşmaktadır.
    Bunun açıklaması şöyle yapılabilir:
    UV Radyasyon insan derisini genç çağlarda etkilemekte ve hücreler anormal davranmaya başlayarak gelişecek ve çoğalacaktır. İlk olarak vücut bir şeylerin yanlış olduğunu anlayarak karşı atağa geçecektir. (Bu andan itibaren vücut anormal hücreleri öldürecektir). Buna rağmen zamanla artan oranda anormal hücre üretilir. Bundan sonra bu anormal hücreleri kontrol etmek vücut için daha güç olacaktır. Bu kanserin ortaya çıktığı zamandır. Böyle bir olumsuzla karşılaşıldığında bir doktora danışılmalıdır. Zamanında tedavi edilirse deri kanseri genellikle ölümcül değildir.
    Birçok insan, sadece açık renkli deriye sahip insanların deri kanserine yakalanabileceğine inansa da bu doğru değildir, daha koyu deriler UV ışınlarının zararları etkilerine karşı daha az duyarlıdır. Fakat bu tip insanların korunuyor olması anlamını taşımaz.
    UV ışınlarının göze olan etkisi
    Çok karmaşık bir yapıya sahip olan gözlerimiz farklı kısımlardan oluşmuştur.
    •Kornea: Gözün dış kısmını kaplayan şeffaf koruyucu tabaka.
    •Göz Merceği: Göz bebeğinin arkasında ışığı odaklayarak net olarak görmeyi sağlayan şeffaf bölüm
    •Retina: Beyine, görülen cisim hakkında sinyaller gönderen ışığa duyarlı gözün arka kısmında bulunan doku tabakası.
    UV’nin göze etkisi temel olarak göz merceğinedir. UV ışınları göz merceklerinin şeffaflığının kaybolması şeklinde etkiler. Bu katarakt olarak isimlendirilir. Sonuç olarak tam olarak görme yeteneğinde bir kayıp oluşur. Eğer tedavi edilmez ise katarakt körlüğe sebep olabilir.
    Bunun yanında bazal hücre kanseri göz kapağında yaygın olmasına rağmen Maliğn Melanom göz küresinde olabilir.
    Yandaki şekilde, sağ gözde katarakt oluşan bir insan görülmektedir.
    UV Radyasyonunun Bağışıklık Sistemine Etkileri
    Bilim adamları, güneş yanıklarının insanlarda güneşe maruz kaldıktan sonra 24 saat ve daha fazla süre içerisinde kandaki beyaz kan hücrelerinin hastalıkla savaşım fonksiyonunda bir azalma görüldüğünü belirtmişlerdir. ve kandaki dağılımı değişir. UV radyasyonuna sürekli maruz kalma vücudun bağışıklık sistemine uzun süre etkileyen zararlara neden olabilir. Hafif güneş yanıkları insanlarda ki bütün cilt tiplerinin bağışıklık fonksiyonlarını baskı altına alabilir.
    Sponsorlu Bağlantılar
    23 Mart 2011
    #1
soru sor