Üreme Üzerine Temel Bilgiler

İsimli konu WH 'Evlilik Ve Cinsel Yaşam' kategorisinde, HoLyWar üyesi tarafından 14 Kasım 2008 tarihinde yazılmıştır. Konu Özeti: Üreme Üzerine Temel Bilgiler. Üreme Üzerine Temel Bilgiler Kadın üreme organları bölümde incelemek gerekirKadın üreme organlarını, dış ve iç üreme organları olarak iki . Dış... BIOS Üzerine Temel Bilgiler Temel Bilgiler ...

  1. Üreme Üzerine Temel Bilgiler

    Kadın üreme organları

    bölümde incelemek gerekirKadın üreme organlarını, dış ve iç üreme organları olarak iki .

    Dış üreme organları; büyük ve küçük dudaklar, klitoris, zar ve vajina (hazne) girişinden oluşur. Vajina girişinin hemen üzerinde bir üreme organı olmayan idrar deliği de yer alır.

    İç üreme organları; vajina, rahim (uterus), yumurtalıklar (overler) ve tüplerdir (rahim kanalları).




    Dış üreme organları

    Büyük dudaklar (labia majör): Kadın üreme organının en belirgin kısmını oluştururlar. Her iki yanda birer tane olmak üzere yukarıdan aşağı uzanan, içlerinde bol miktarda ter ve yağ bezleri, kan damarları ve sinirler bulunan, iki deri kıvrımından oluşmuştur. Üst kısımları daha çok olmak üzere kıllarla örtülüdür.

    Küçük dudaklar (labia minör):
    Büyük dudakların hemen altında vajina girişini çevreleyen yaprak biçiminde iki küçük deri kıvrımıdır. Kıl ve deri altı dokusu bulunmaz. Ancak kan damarları ve sinirler açısından zengindir.

    Klitoris (bızır):
    Kadın cinsel organının üst bölümünde küçük dudakların bittiği yerde bulunur. Cinsel ilişki sırasında sertleşir ve duyarlılığı sağlar.

    Zar (hymen):
    Vajina girişinden hemen sonra bağ dokusu ve damarlardan oluşan ince bir zardır. Zarın ortası, adet kanamasının dışarı atılmasını sağlayacak biçimde açıktır. Ender olarak tümüyle kapalı olabilir. İlk cinsel ilişki sırasında zarda zedelenme ve açılma olur ve her zaman olmasa da bir miktar kanama görülür. Ancak bazı zarlar ileri derecede esnek olur ve cinsel ilişkiye karşın kanamayabilir. Zar; bisiklete, ata binme, düşme ve benzeri durumlarda zedelenmez.




    İç üreme organları

    Vajina (hazne):
    Rahim ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan boru şeklinde, esneme yeteneği çok gelişmiş bir organdır. Cinsel ilişki bu bölgede olur. Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir biçimde eski halini alır.

    Rahim (uterus):
    Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği ve gebeliğin oluştuğu yerdir. Bebeğin anne karnındaki gelişimi burada olur. Kas ve bağ dokusundan oluşur. Normalde 8 cm. uzunluğunda , 5 cm genişliğinde ve 2.5 cm kalınlığında tersine duran bir armuda benzeyen bu organ, gebelik sırasında bebeği, bebek eşini ve bebek çevresindeki sıvıyı içinde barındırıp, büyümesine izin verecek şekilde genişler ve tüm karın boşluğunu kaplar. Doğumdan sonra 6 hafta içinde yeniden gebelikten önceki şekil ve büyüklüğüne döner. Rahmin iç yüzü ince bir doku (endometrium) ile örtülüdür ve her ay çocuğun yerleşmesi için hormonların etkisiyle kalınlaşır, oluşacak gebeliğin en baştaki hali olan döllenmiş yumurta veya embriyonun yerleşmesi, sağlık ve güven içinde büyümesi için gerekli yataklığı yapar, besin maddelerini hazırlar. Eğer gebelik olmazsa adet kanaması şeklinde dışarı atılır.

    Tüpler (rahim kanalları):
    Rahmin iki yanından çıkarak yumurtalıklara doğru uzanan 8 - 10 cm uzunluğunda boru şeklinde kanallardır. Görevi yumurtalıktan atılan yumurta hücresini yakalayıp, kendi içinde yumurtanın sperm tarafından döllenmesini sağlamak ve döllenmiş yumurtayı rahim içine taşımaktır.

    Overler (yumurtalıklar):
    Rahmin her iki yanında yaklaşık 3.5x2x1 cm büyüklüğünde, üzeri girintili çıkıntılı iki organdır. İkisinin içinde döllenmemiş, gelişmeye hazır ortalama 400.000 � 500.000 yumurta vardır. Ergenlik (buluğ) çağının başlaması ile birlikte, her ay bunlardan bin kadarı döllenmek için yola çıkar, ancak çoğu kez bir tanesi olgunlaşır ve yumurtalık dışına çıkarılır. Atılan bu yumurta tüp tarafından yakalanır. Daha ender olarak birden çok yumurtanın üretilmesi ve döllenmesiyle birbirinden farklı bebekler oluşturmak üzere çoğul gebelikler de oluşabilir. Buna en iyi örnek çift yumurta ikizleridir.

    Kadınlar neden adet görür ?

    Kızlar çocukluktan ergenliğe geçerken genellikle 9 yaş civarında adet görmeye başlar.

    Adet görme, her ay rahim içini döşeyen endometriumun zamanını doldurarak dökülmesi ve az bir kanama ile rahimden vajinaya, oradan da dışarıya atılmasıdır. Rahim içini döşeyen dokunun rahim duvarından ayrılması sırasında az bir kanama oluşur, adet sırasında ortaya çıkan kanamanın nedeni budur.

    Yumurtalıkta her adet döneminde bir yumurta olgunlaşır. Yumurta olgunlaşması adet kanamasının ilk günü başlar ve ortalama 14 gün sürer. Olgunlaşan yumurta dışarı adet kanamasının 12-16 günleri arasında atılır. Tüpler ise yumurta atılacağı zaman yumurtalıkların üzerine bir el gibi yapışıp vantuz gibi yumurtayı içine alır. Eğer yumurta tüp içindeyken cinsel ilişki olmuşsa, kadına geçen ve rahimden yukarıya doğru ilerleyen erkek tohum hücresi (sperm) erkekten getirdiği genetik özellikleri yumurtaya aktarır. Bu olaya �döllenme� denir. Döllenmiş yumurta bölüne bölüne çoğalırken, rahim kanalından rahme doğru iner ve rahim içine ulaşınca adetin ilk gününden itibaren kalınlaşan ve yumurtlamadan sonra bebeğin yerleşmesi için özel bir şekil alan rahmin iç yüzeyini döşeyen dokuya (endometrium) yerleşir. Rahim iç yüzeyini döşeyen dokudaki değişimler yumurta gelişirken ve atıldıktan sonra yumurtalıklardan salgılanan hormonların etkisi ile oluşur. Böylece yeni bir bebeğin oluşum öyküsü başlar. Döllenmiş yumurta yerleştiği anda çeperlerinde binlerce hücre bulunan su dolu küçük bir lastik top görünümündedir. Daha sonra bu yapı içindeki hücrelerden bir kısmı bebek oluşumunu sürdürürken, bir kısım hücreler de anne ile bebek arasındaki ilişkiyi sağlayan bir yapıya, halk arasında �çocuk eşi� denilen �plasenta� ya dönüşür. Eğer gebelik oluşursa çocuk eşi çıkardığı hormonlarla hem yumurtalığın işlevini üstlenir hem de rahim içini bebek için uygun ortamda tutar. Gebelik oluşmazsa çocuk eşi oluşmayacağından yumurtalığın görevini sürdürecek hormonlar da oluşmaz. Böylece rahim iç yüzeyi dokusunun beslenmesi bozulur ve adet kanaması ile atılır.
    İlk adet görme yaşı bir kızdan diğerine değişir. 9 ile 16 arasında herhangi bir yaşta olabilir. Adet döngüsü, bir kanamanın başlamasından, diğer kanamanın başlangıcına kadar geçen süredir. Kişiye göre değişiklik gösterebilirse de iki adet dönemi arasındaki süre ortalama 28 gündür. 21 ile 35 gün arasındaki süreler normal kabul edilir. Bu döneme yeni giren genç kızlarda ilk 1 - 2 yılda adet düzensizlikleri olabilir. Daha sonra adetlerinin belli bir düzende olması gerekir. Kanama miktarı da kişiye göre değişiklik gösterir.

    Adet dönemleri birbirini izleyerek menopoza dek sürer. Menopoz, adet kanamalarının artık olmamaya başladığı döneme verilen isimdir. Ortalama olarak 45 - 50 yaşları arasında adet görme sona erer.

    ERKEKLERİN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

    Ergenlikte erkek çocukların hem bedenlerinde hem de cinsel organ ve fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Ergenlikte ilk değişiklik yumurtaların büyümeye başlamasıdır. Yumurtaların büyümeye başlamasından yaklaşık 1-2 yıl sonra ergenliğin kesin kanıtı olan boşalma meydana gelir. Değişiklikler tedricen olmakta ve birkaç yıl devam etmektedir.

    Ergenlikle beraber erkek çocuklarda görülen değişiklikler:




    Yumurtalarda büyüme hızlanır,



    Penis ve torbalarda büyüme, derinin renginde koyulaşma olur,



    Önce cinsel bölgede, daha sonra bıyıklarda, sakallarda ve koltuk altlarında kıllanma olur,



    Adem elması denen gırtlak kıkırdağı belirginleşir ve ses kalınlaşır,



    Boşalma olur,



    Yüzde ve bedende ergenlik sivilceleri oluşur,



    Vücut ölçülerinde artma, adalelerde gelişme ile erkek tipi ortaya çıkar.

    Erkeklik Hormonu (Testosteron)

    Bebeklikten itibaren vücutta bulunan fakat miktarları çok az olan bazı hormonların ergenlik döneminde salgılanmaları hızla artar. Beyinde hipofiz adı verilen organdan salgılanan LH ve FSH adı verilen bu hormonlardaki artışın sebebi bilinmemektedir. Bunlar kızlarda yumurtalığa etki ederek oradan östrojen denen kadınlık hormonunu salgılatırken, erkekte yumurtaya etki ederek, testosteron denen erkeklik hormonunu salgılatırlar. Testosteron hormonu erkek çocuğun vücut yapısını, iç ve dış cinsel organlarını erkek yönünde farklılaştırılmaktadır.

    Erkeklik hormonu, ergenlik dönemindeki değişiklikler yanında, anne karnında ceninin erkek yönünde farklılaşması, ergenlikte ve sonrasında kadına karşı cinsel hislerin oluşmasında ve sperm üretiminde rol oynar.

    Ergenlik Sivilceleri

    Ergenlik döneminde, ergenlik sivilceleri, estetik açıdan sorun oluşturarak can sıkıntısına neden olan etkenlerdir. Ergenlik sivilceleri en fazla alın, burun ve yüzün diğer kısımlarında, seyrek olarak da bedenin diğer bölgelerinde görülmektedir.

    Ergenlik sivilceleri, derinin kalınlaşması, deri altı yağ bezlerinin daha yağlı salgı yapması ve salgı kanallarının tıkanması neticesi oluşmaktadır. Sivilceler iltihaplanırsa ağrı oluşturur, iyileşmesi gecikir ve iz bırakabilir. Sivilceleri sıkmak iltihaplanmasını kolaylaştırabilir.

    Ergen, sivilcelerinin gelişimi ile ilgili olduğu, sıkmaması ve sık banyo yapıp temizliğine dikkat etmesi gerektiği, birkaç yıl sonra artık problem oluşturmayacağı yönünde bilgilendirilip rahatlatılmalıdır. Sivilceler aşırı ise cildiye uzmanından yardım istenmelidir.

    Kıllanma

    Ergenlikte ilk kıllanmalar cinsel bölgede ortaya çıkar. Daha sonra �Bıyıkların terlemesi� olarak tabir edilen bıyık bölgesinde tüyler kalınlaşır ve koyulaşır. Nihayet koltuk altında, sakal bölgesinde ve bedenin diğer kısımlarında erkek tipinde kıllanmalar oluşur.

    Kıllanma özellikleri kalıtsal özelliklerle tayin edilir. Genellikle baba, dayı, amcanın kıllanma özellikleri ergende de ortaya çıkar. Bazı yumurta hastalıklarında, hormon ve kromozom anormalliklerinde kıllanma problemi oluşabilmektedir.

    Seste Kalınlaşma

    Ergenlikte erkek çocuğun sesi önce kısıklaşır, çatallaşır ve ardından da kabalaşır. Bu dönemde çocuk bazen ses tonunu ayarlayamaz. Bu nedenle arkadaşları arasında veya ailede alay konusu olabilir. Çocuk bu durumdan üzüntü duyar, konuşmak istemez. Ergenliğin sonlarına doğru, gırtlak ve ses tellerinin gelişimi tamamlanır, böylece erişkin sesi ortaya çıkar.

    Ter Bezleri ve Vücut Kokusu

    Ergenlikte koltuk altı, kasık ve diğer bölgelerdeki ter bezleri daha fazla çalışmaya başlar. Bu durum, daha çok terlemeye neden olur. Keza vücut kokusu değişir ve belirginleşir. Ebeveynler, çocuklarının kokusunun değiştiğini kolaylıkla fark ederler. Bu dönemde çocuğun daha sık banyo yapması sağlanmalıdır.

    TORBALAR (SCROTUM)

    Torbalar penisin alt kısmında, ileri derecede elastiki deri ve deri alt dokularından oluşmuş bir organdır. İçerisinde yumurtalar ve sperm kanallarının ilk kısımları bulunur. Dıştan tek görülmesine rağmen, ortadan ikiye ayıran bir bölmesi mevcuttur.

    Torbaların Özellikleri

    Ergenlikle beraber torbalarda büyüme, derisinin renginde koyulaşma ve kıllanma başlar. Görünüm ve özellikleri kişilere göre değişiklik gösterir. Bazılarında küçük ve vücuda yapışık olurken, bazılarında büyük ve sarkık olabilir.




    Torbaların duvarının ileri derecede elastiki ve hareketli oluşu, darbeler ve sıkışmalarda yumurtanın zarar görme riskini azaltır.



    Normalde vücut ısısı 37 °C olmasına rağmen, torbalarda ısı 35-36°C�dır. Bu ısı azlığı yumurtaların normal çalışması için gereklidir. Torbaların duvarındaki adaleler soğukta kasılarak, sıcakta gevşeyerek ısı ayarlamasını sağlamaktadırlar.



    Torbalar, duvarındaki zengin sinir ağı nedeniyle cinsel uyarılmanın önemli yerlerinden biri olarak, cinsel fonksiyonda rol oynarlar.

    YUMURTALAR (TESTİSLER)

    Yumurtalar torbaların içine yerleşmiş, birer kordon vasıtasıyla vücuda bağlı erkeklik organlarıdır. Yumurtanın kordonu içinde, damarlar, sinirler ve sperm kanalı bulunur. Erişkinde yaklaşık 4.5x3.5x3 cm ölçülerinde olan yumurta, dıştan sert bir zarla çevrelenmiştir. İç yapısı 200-250 ince bölmeden oluşmakta, bu bölmelerde sperm üretimi gerçekleşmektedir. Keza, yumurta dokusunda erkeklik hormonu olan testosteronu üreten hücreler bulunur. Yumurtalar lastik kıvamındadır. Bazı hastalık ve tümörlerde kıvam değişiklikleri ve sertlik hissedilir.

    Yumurtada Ağrı

    Yumurtalarda ağrı oluşturabilecek hastalıklar ve fizyolojik durumların bilinmesi, ağrının yorumlanmasını kolaylaştırır.




    Yumurtalar ezilmeye ve darbelere karşı ileri derecede hassastırlar. Öyleki ufak darbelerle bile, şiddetli ağrı, bulantı, fenalaşma hatta bayılma oluşabilir. Bazı sporlarda yumurtaları koruyucu özel kıyafetler giyilmesi ve sporcuların yumurtalarını korumaya gayret etmesi bu nedenledir.



    Yumurtalarda ve sperm kanallarındaki iltihaplanmalar ağrı oluşturur. Yltihaba bağlı ağrılar şiddetlidir ve yumurtadaki şişmeyle beraberdir.



    Buluğ çağında ve gençlerde, yumurtaların gelişimi ile ilgili, zaman zaman gelip geçici ağrılar olabilir. Başka bir ağrı nedeni yoksa, bu ağrılar zamanla ortadan kalkar.



    Bazı erkekler, boşalma olmadığında yumurtalarında ağrı olduğundan, boşalmadan sonra ağrının kaybolduğundan bahsederler. Tıbbi önemi olmayan bir durumdur.



    Bazen sebebi bilinmeyen yumurta ağrıları erkekleri çok muzdarip etmektedir. Tüm incelemelere rağmen, nedeni bulunamayan bu tip ağrılarda ağrı kesici ilaçlar ve suspansuar külot denen yumurtayı yukarı kaldıran kıyafetler önerilmektedir.

    Yumurtalardaki ?işlikler




    Yumurtada şişlik oluşturan önemli bir sebep yumurta kanseridir. Erken teşhis durumunda, tedavisi başarılı olabilen yumurta kanseri her yaşta görülebilir. Bu nedenle yumurtanın kıvam ve boyutundaki en ufak bir değişiklik önemsenmelidir.



    Yumurta ve meni kanallarının akut iltihaplarında ağrılı şişlikler oluşur. Bu tip iltihaplara bağlı şişliklerde, ani başlangıç, ağrı ve tedavi ile gerileme, kansere bağlı şişliklerden ayırt edici özelliklerdir.



    Çocuklarda, yumurtanın kordonu etrafında dönüşü, yumurta ve torbalarda ani şişme ve ağrıya neden olur. Yumurta dönüşü (testis torsiyonu) acil ameliyatı gerektirir. Yhmal edilirse testis kangreni meydana gelebilir.

    SPERM KANALLARI

    Yumurtalarda üretilen spermler dışarıya çıkana kadar oldukça uzun bir yol kat ederler. Bu yollar spermleri iletmek yanında, onların olgunlaşmasında ve depolanmasında da rol oynarlar.

    Epididim-Vaz Deferens

    Spermler yumurtada üretildikten sonra, yumurtanın üst kutbuna yerleşmiş kanal sistemi içine girerler. Bu kanal sistemi, yumurtanın üst kutup-arka kenar-alt kutub istikametinde ona sıkıca yapışık vaziyetle bulunur. Tıpta epididim adı verilen sperm kanal sisteminin ilk kısımlarında, kanallar o kadar ince ve kıvrıntılıdır ki, 0.5 cm. çapında, 5-6 cm. boyundaki organa 5-6 metre uzunluğunda kanal sıkışmıştır. Spermin kanallarda ilerleyişi günler sürer. Bu seyahat, spermin olgunlaşması ve dölleme kabiliyeti kazanabilmesi için şarttır.

    Yumurtanın alt kutbunda sperm kanalı kalınlaşır, yukarıya doğru kıvrılarak düz bir hal alır. Vaz deferens adı verilen bu sperm kanalı kordon içinde kasık kanalından geçer ve karın içine girer. Vaz deferens yumurtanın üstündeki kordon elle muayene edilirse, sert sicim gibi ele gelir. Ana sperm kanalı karın içine girdikten sonra mesanenin arkasında bulunan meni keseciğinin kanalıyla birleşir ve prostat içerisinden geçerek idrar yoluna açılır.

    Boşalma

    Boşalma, meninin cinsel haz duygusu ile beraber, fışkırır tarzda akmasıdır. Boşalma, cinsel ilişki veya masturbasyon sırasında cinsel uyarılar neticesinde olabildiği gibi uykuda cinsel uyarma olmaksızın da gerçekleşebilir. Uyku sırasındaki boşalma, bazen cinsel özellikli rüya neticesinde bazen de rüyasız oluşur. Gece boşalmasına �Rüyalanmak� veya �Hamamcı olmak� da denilir.

    PENYS

    Penis, erkeğin cinsel organı olması yanında içindeki kanal vasıtasıyla hem idrar hem de meninin boşaltım yoludur.

    Penis, üç silindirik yapının birlikte sağlam zarlar ve deri ile çevrelenmesinden oluşmuştur. Penisin üst tarafında birbirine paralel olarak uzanan iki silindirik cisim, arkada vücuda yaklaştığı yerde ters Y şeklinde birbirinden ayrılarak kemiğe yapışır. Bu silindirik cisimlerin çevresi oldukça sert ve kalın bir zar ile çevrelenmiştir. Yç kısmı sünger görünümünde bir dokudan oluşur. Cinsel uyarılma sırasında bu doku kan ile dolarak penisin sertleşmesini sağlar. Penisin üçüncü silindirik cismi, üstteki iki cismin alt kısmında bulunur, uç kısmı armut şeklindeki penis başını oluşturur. Bu cismin içinde boylu boyunca idrar yolu bulunur. Yç yapısı diğerleri gibi süngerimsi dokudan oluşmaktadır ve ancak dış zarı incedir.

    Penis Başı

    Penis başı ince bir zar ile çevrelenmiş süngerimsi bir doku olup kadınlardaki klitorise benzer. Uç kısmında idrar yolunun deliği bulunur. Penisle birleştiği yere boyun denilmektedir.

    Penis başının deri rengi koyudur. Sertleşme sırasında içine dolan kandan dolayı renk, daha da koyulaşır.
    Penis başı, cinsel uyarılma esnasında büyümesine rağmen, penisin diğer kısımları kadar sert olmaz. Aynı şekilde penisin alt yüzeyi de penisin sertleşmesi sırasında genişler fakat sertleşmez. Bu durum penis başı ve onun arkaya devamı olan silindirik cismin dış zarının ince ve elastiki olmasına bağlıdır.

    Frenulum

    Sünnet derisinin altta penis boyun kısmına birleştiği yerde, üçgen şeklinde bir bant bulunur. Frenulum adını alan bu deri bandı, erkeğin cinsel uyarılmasının en önemli noktalarından biridir.

    Penis Büyüklüğü Ne Kadar Olmalıdır?

    Penis büyüklüğü hem çocuklarda hem de erişkinlerde kalıtsal özelliklerle belirlenir. Penis boyutları, çocuklar arasında önemli farklılıklar gösterir. Aynı yaştaki iki çocuktan birinin penisinin diğerinin iki katı bile olması normal olabilir.

    Çocuklardaki penis boyutlarının ergenliğe kadar artış hızı yavaştır. Ergenlik çağında büyüme hızlanır. Ergenlik dönemi sonunda nihai boyutuna ulaşır. Erişkinde sertleşmiş penisin asgari ölçüsü 9.3 cm. olarak kabul edilmektedir.

    Penisin Sertleşme Mekanizması

    Duyu organları ile algılanan cinsel uyarılar, beyin ve omurilikteki penisin sertleşmesi ile ilgili merkezlerde analiz edilir. Analizin neticesi haz verici yönde algılanırsa, sinirler vasıtası ile penise sertleştirici uyarılar gönderilir. Eğer cinsel uyaranlara rağmen, kişinin şartları uygun değil, başka problemleri veya endişeleri varsa, sertleşme merkezinden penisi sertleştirici uyarılar gönderilmez.

    Sinirlerle penise gelen sertleştirici uyarılar, penis damarlarının ve penis içindeki süngerimsi dokunun genişlemesine neden olurlar. Genişleme neticesinde penise kan hücum eder ve penis büyür. Aynı esnada penisin kanını boşaltan damarlar da kapanır, böylece kan içerde birikir ve penis içinde basınç oluşur. Sonuç, peniste sertleşmedir. Sinir uyarıları azalınca mekanizma tersine işleyerek penis yumuşar.

    Peniste Eğrilik

    Penis eğrilikleri doğuştan olabildiği gibi sonradan da gelişebilir. Bunlardan bahsetmeden önce, erkekte penisin cetvelle çizilmiş gibi her zaman düz olmadığını, bazen sağa ya da sola, bazen yukarıya, bazen de aşağıya doğru eğrilikler gösterebildiği bilinmelidir. Bu eğriliklerin derecesi ve cinsel ilişkiye engel olup olmayacakları önemlidir. Hafif derecede eğrilikler normal sınırlarda kabul edilmekte, cinsel ilişkide hiçbir zorluk ve problem oluşturmamaktadır.




    Doğuştan Eğrilik:
    Vücudun yapısı ile ilgili bir problemdir. Çeşitli yönlere doğru olabilir. Cinsel ilişkiye engel olacak derecede fazla değilse (30°�den fazla) hiçbir tedaviyi gerektirmez.




    Sonradan Gelişen Eğrilik:
    Peniste sertleşmeyi sağlayan süngerimsi dokuyu saran sert, sağlam zarda bölgesel kalınlaşmalar oluştuğunda, genişleyen penise bu kalınlaşan bölge ayak uyduramamakta, bu kısma doğru bir eğrilik oluşmaktadır. Peyronie hastalığı denen bu durumda, sert doku elle hissedilebilir. Bu durumdan erkekler büyük huzursuzluk duyarlar. Sert doku, kanser türü bir doku değildir. Tedavisi oldukça uzun zaman almakta, bazen ameliyat gerekli olabilmektedir.

    PROSTAT VE YDRAR YOLLARI

    Prostat mesane tabanında yerleşmiş, iri bir kestane büyüklüğünde ve görünümünde bir organdır. Yçinden, mesaneden sonraki idrar kanalı geçer. Prostatın içinden geçen idrar yoluna, prostatın salgı kanalları ve meni kanalları açılır. Prostat, ergenlik çağına kadar sessiz dururken, ergenlikte hormonların seviyesindeki artışa paralel olarak hem boyut hem de fonksiyonlarında artma meydana gelir.

    Prostatın bilinen görevleri üremeyle ilgilidir. Salgıları meniye karışır. Spermin fonksiyonlarında, meninin pıhtılaşması ve sıvılaşması gibi olaylarda enzimleri ile görev yapar. Prostatın görevleri iyi bilinmese de hastalıkları ile kendinden söz ettirir.

    Prostat Büyümesi

    Halk arasında �prostat� diye bilinen hastalık, prostatın büyümesidir. Büyüme iyi huylu ur özelliğindedir. Büyüyen prostat, içindeki idrar yolunu sıkıştırarak çeşitli idrar şikayetlerine sebep olur. Bunlar arasında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, acil idrar ihtiyacı duyma, gece birkaç kez idrar hissi, idrar kuvvetinde ve kalibresinde azalma, damla damla idrar yapma ve ileri dönemde idrar yapamama sayılabilir. Ydrar yolu tamamen tıkandığında sonda denen ince lastik tüplerle idrarın boşaltılması gerekmektedir.

    Tedavisinde, büyümenin derecesi ve oluşturduğu zararlara göre ilaçlar kullanılmakta, ilaçların fayda etmemesi durumunda ameliyatla büyümüş prostat dokusu çıkartılmaktadır. Ameliyat karından kesiyle yapılabildiği gibi, idrar yolundan sokulan özel aletlerle, kapalı olarak da yapılabilmektedir.

    Prostat Kanseri

    Prostat kanseri, yukarda bahsedilen prostat büyümesinden farklı bir hastalıktır. Ancak kanser dokusunun büyümesi de idrar yolunu sıkıştırır. Böylece prostat kanserinin belirtileriyle, iyi huylu prostat büyümelerinin belirtileri aynıdır. ?ikayetlerin kansere mi yoksa iyi huylu büyümeye mi bağlı olduğu ancak muayene ve tetkikler neticesinde anlaşılabilir.

    Prostat kanseri erken evresinde tespit edilebilirse ameliyat ile tedavi edilebilir. Ylerlemiş vakalarda ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavileri uygulanmaktadır.

    Ydrar Yolları

    Mesaneden sonraki idrar yolu yaklaşık 24-25 cm. uzunluğunda 0.5 cm çapındadır. Ylk kısmı prostatın içinde bulunur. Diğer kısmı penisin içindedir.

    Erkeklerde idrar yolu, hem idrar hem de meninin boşaltımını sağladığından içinden geçen sıvının muhteviyatı ve özellikleri farklılıklar gösterir. Kızların idrar yolu, sadece idrar boşaltma fonksiyonu görür.

    Ydrar yolundan akan sıvılar şunlardır:




    Ydrar:
    Böbrekten süzülen idrar mesanede birikir. Mesane dolunca idrar hissi oluşur. Mesanenin kasılmasıyla da idrar boşalır.




    Meni:
    Cinsel uyarılma sırasında arka idrar yolu ve meni kanallarında biriken sıvı, boşalma ile dışarı atılır. Boşalma ile atılan bu sıvıya meni denir. Gelen sıvının meni olması için, cinsel uyarılma ve boşalma hissi olmalıdır. Ancak gece boşalmalarında bunlar olmayabilir; gelen sıvının özelliğinden, boşalma olduğu anlaşılır. Meni 2-6 cc hacminde, önce pıhtı şeklinde, sonra sıvılaşıp akıcı olan, özel kokulu ve mat beyazımsı bir sıvıdır.




    Mezi:
    Cinsel uyarılma esnasında penisin ucunda beliren birkaç damla yapışkan, şeffaf sıvıdır. Bazı erkeklerde çok belirgin olurken bazılarında çok azdır. Bu sıvı meni ile karıştırılmamalıdır.




    Vedi:
    Ydrardan sonra gelen 1-2 damla, idrardan daha koyu kıvamlı, kaygan sıvıdır. Temizlenme sırasında penis ucundaki sıvının kaygan olması ile fark edilir. Prostat ve idrar yolu içindeki salgı bezlerinden gelmektedir. Bu sıvının, büyük abdest esnasında ıkınırken gelen sıvıyla aynı olduğu düşünülmektedir
    14 Kasım 2008
    #1
soru sor